“20. yüzyıl, sanat alanında bir izm’ler yüzyılıdır:
Fovizm, Nabizm, Kübizm, Pürizm, Ekspresyonizm, Fütürizm, Dadaizm, Sürrealizm, Süprematizm…”

– Ferit Edgü

Dünyanın değiştiği, dünü ile bugünü arasında bile devasa bir farklılık bulunan 20. yüzyılın en etkili sanat akımlarını sıraladık:

1. Sürrealizm (Gerçeküstücülük)

“Sürrealizm, gardrobunda gömlekler bulacağından eminken bir aslan bulmanın büyülü sürprizidir.”

– Frida Kahlo

Sürrealizm ya da gerçeküstücülük, 20. yüzyılın başlarında, I. ve II. Dünya Savaşlarının arasında Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Akım temelini akılcılığı yadsıyan Dadaizm’den almıştır. Sürrealist sanatçılar, Sigmund Freud’un psikanaliz yöntemin yola çıkmış ve bilinçaltının düşsel dünyasına yönelmişlerdir. Sürrealist eserlerde, gerçek ile gerçek dışı iç içe geçmiştir.

1924 yılında, şair Andre Breton Sürrealizm Manifestosu yazmıştır. Breton’a göre, sürrealizm, bilinç ile bilinçdışını birleştiren bir yoldur. Belli bir felsefeye dayandığı ve bir bildirisi olduğu için de sürrealizm, akım olmasının yanı sıra bir ekoldür.

En önemli temsilcileri arasında Salvador Dali, Paul Eluard, Louis Aragon, Andre Breton, Federico Garcia Lorca ve Philippe Soupault yer alır.

2. Dadaizm (Kuralsızlık)

“Kağıt parçaları üzerine sözcükler yazın, bunları bir şapkanın içine atıp karıştırın, sonra teker teker çekip bir kağıdın üzerine yazın.”

– Tristan Tzara

Dadaizm, I. Dünya Savaşının yıkıcı etkilerine, dönemin sosyal hayat ve sanat üzerindeki katılığına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Yerleşmiş anlam ve düzen kavramına karşı çıkan, biçimde ve dilde yeni deneyler yapan Dadaistlerin bir kısmı, 1922 sonrasında Sürrealizm akımına yönelmiştir.

En önemli temsilcileri arasında Hugo Ball, Max Ernst, Marcel Duchamp, George Grosz, Jean Arp, Tristan Tzara ve Kurt Schwitters bulunur.

Guy Debord, Dadaizm ve Sürrealizm ile ilgili olarak şöyle demiştir: “Dadaizm, sanatı gerçekleştirmeden ortadan kaldırmak istedi; sürrealizm ise sanatı ortadan kaldırmadan gerçekleştirmek istedi.”

3. Ekspresyonizm (Dışavurumculuk)

“Çağımızdan tek bir endişeli feryat yükseliyor; insan haykırarak ruhundan yardım istiyor; sanat da haykırarak ruhunu yardıma çağırıyor; işte ekspresyonizm.”

– Bahr

Ekspresyonizm, politik ve ekonomik sorunların yaşandığı 20. yüzyılın ilk yıllarında Almanya’da ortaya çıkmıştır. Ekspresyonizm, natüralizm ve pozitivizme tepki olarak doğmuştur.

Bu akımda doğa olduğu gibi aktarılmaz, duygular ve iç dünya ön plana çıkar. Sanatçılar, resimlerinde doğayı kendi estetik anlayışlarına göre düzenler ve nesnelerin biçimlerini deforme eder. Ekspresyonizm, nesnelerin göründüğü gibi olmadığını, sanatçıda bıraktığı etkinin esere aktarılması gerektiğini savunur. Sanatçının öznel duygularının en iyi şekilde yansıtılması için geleneksel kuralların dışına çıkılmalı ve gerçeğin biçimi bozulmalıdır.

Ekspresyonizmin temsilcilerine Edward Munch, Oscar Kokoschka, Ernst Ludwig Kirchner, Ernst Barlach, Georg Kaiser, Ernst Toller, Franz Kafka, August Stramm ve Ernst Stadler örnek verilebilir.

4. Fütürizm (Gelecekçilik)

“Empresyonistler belirli bir anı vermek için resim yaparlar ve o ana en yakın sonucu elde etmek için tablonun yaşamını ikincil seviyeye indirgerler. Oysa biz her bir anı (zamanı, yeri, şekli, renk tonunu) sentezleriz ve resim için resim yaparız.”

– Umberto Boccioni

Fütürizm, 20. yüzyılın başlarında, İtalya’da ortaya çıkmıştır. Geçmişin estetik değerlerini ve geleneklerini reddeden fütüristler; modernleşme, makineleşme ve sürat kavramlarının toplumsal hayatın temeli olması gerektiğini savunmuşlardır. Her şeyin sürekli değiştiğini ve hareketin, yaşamın en önemli gerçeği ve kaynağı olduğunu ifade etmişlerdir.

Fütürizmde taklidin hiçbir formu kabul edilmez. Özgün olmak önemlidir. Fütüristlere göre geçmişin sanat konuları terk edilmeli, sanatta ahenk ve güzel duygular hegemonyası ortadan kalkmalıdır.

Fütürizmin en önemli temsilcileri Filippo Tommaso Marinetti, Umberto Boccioni, Carlo Carra, Luigi Russolo, Gino Severini, Giacome Balla, Antonio Sant’Elia, Bruno Munarı ve Benedetta Cappa’dır.

5. Kübizm

“Kübizm de doğanın karşıtı olan bir sanattır.”

– Gertrude Stein

Kübizm, empresyonizme karşı olan ve Paul Cezanne’nin doğayı geometrik cisimlere ayırma düşüncesinden yola çıkan Pablo Picasso ve Georges Braque tarafından Fransa’da ortaya çıkarılmıştır.

Kübistlere göre nesneler, yalnızca göründükleri gibi değil, görünmeyen yanlarıyla da ele alınmalıdır. Sanatın doğayı taklit etmesi anlayışına ve klasik formlara karşı çıkan kübistler, parçalara ayrılmış nesnelerin farklı bölüm ve yönlerini bir araya getirerek yeni bir gerçeklik oluşturmuşlardır.

6. Minimalizm

“Akla, hem de saf akla hitabeden sadece saf akıl ile haz alınan bir güzelliktir minimalizm.”

– Kant

1960’lı yıllarda, sadeliği ve nesnelliği ön plana çıkaran sanat akımıdır. Soyut dışavurumculuğun şekle ve duyguya verdiği öneme tepki olarak ortaya çıkmıştır. Minimalist sanatçılara göre, nesne yalnızca nesnedir. Sanatçılar, nesnelerin tarihsel ve sembolik anlamlarını en aza indirmeyi amaç edinmişlerdir.

Ağırlıklı olarak heykel ve müzik dallarında eserlerin verildiği minimalizmin temsilcileri arasında Carl Andre, Sol LeWitt, Robert Morris, Richard Serra, Philip Glass, Steve Reich, John Adams ve Yann Tiersen yer alır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here