Leonardo da Vinci’nin meşhur ‘Mona Lisa’ tablosunun ününü zannedersem herkes biliyordur. Lakin bu tablo asıl ününü herkesin bildiği ‘Gülüyor mu yoksa ağlıyor mu?’ ikilemi ile kazanmamıştır. Bu tablonun ününü kazanması 21 Ağustos 1911’e dayanıyor. O gün ne mi oldu? Mona Lisa, Louvre Müzesi’nden çalındı!

Louvre Müzesi, 21 Ağustos 1911’de sıradan bir pazartesi sabahına gözünü açmıştır, tek bir farkla: Mona Lisa yerinde yoktur. Müzede sergilenen 6.000 tablodan birinin eksikliği ise çalışanların dikkatini çekmiş olsa da, hiç kimse bu durumdan şüphelenmez. Genel düşünce tablonun müzenin fotoğrafçısı tarafından götürüldüğü ya da temizlik için götürülmüş olabileceği yönündedir. O kadar ki, çalışanlardan hiçbiri bu durumu yetkili birine sorma ihtiyacı bile hissetmemiştir.

Salı sabahı ise tablonun hala yerinde olmaması üzerine, görevlilerden birkaçı bu durumdan şüphelenmiş ve Mona Lisa’yı aramaya başlamıştır. Zira tablo ne fotoğraflanmak için ne de temizlenmek için bir yere götürülmüştür. Mona Lisa ortada yoktur! Bunun üzerine görevliler polise haber vermiş ve Louvre’da 1 hafta süren zorlu arayış başlamıştır. Bu aramanın sonunda ise, müzenin ikinci katında Mona Lisa’nın boş çerçevesi bulunmuştur. Bunun tek bir anlamı vardı: tablo çalınmıştı!

Ertesi gün (bekleneceği üzere) tüm gazete manşetlerinde tek bir başlık vardır: “Mona Lisa çalındı!”. Manşetin yanında da Mona Lisa tablosunun fotoğrafı… O gün herhangi bir gazeteyi eline alan bir fransızın aklından geçen ilk soru “Kim bu Mona Lisa?” olmuş olmalı. Böylece Mona Lisa ilk defa tüm ülke çapında duyulmuştu.

Polisin tabloyu bulmak için denediği yol ise Mona Lisa’nın herkesçe bilinmesine vesile olan olaydan biri olmuştu. Zira polis tarafından, Mona Lisa tablosunun 6.500 adet kopyası, el ilanları şeklinde, Paris caddelerinde dağıtılmış ve vitrinler, duvarlar bu tablo ile donatılmıştır. Bu sayede de Mona Lisa, sadece seçkinlerin değil, sıradan insanların da, yani “sokaktaki insanın” da ilk tanıştığı sanat eseri olmuştu.

İlerleyen günlerde ise sadece Fransız basını değil, dünya basını da Mona Lisa’ya ilgi gösterir olmuştu. Böylece tüm dünya Mona Lisa’yı tanır hale gelmeye başladı. Hatta durum git gide tuhaf bir hal almış ve dünyanın genelinden tonlarca insan Louvre Müzesi’ne akın ederek, Mona Lisa’nın asılı olması gereken boş duvarda asılı boş çerçeveyi görmeye gelir olmuştu.

Mona Lisa bu kadar meşhur bir konuma gelince, hakkındaki spekülasyonlar da artmaya başlamıştı. O kadar ki, bu hırsızlıkla ilgili Pablo Picasso bile polis tarafından sorgulanmıştı! Gazeteler ise sürekli ortaya yeni iddialar atmaktaydı. Bir gazete, Amerikalı bir koleksiyoncunun resmi çaldığını ve birebir kopyasını yaparak geri koyacağını duyurmuş, bir başka gazete ise, Louvre’dan bir şey çalmanın ne kadar kolay olduğunu göstermek amacıyla olayın tamamen bir aldatmacadan ibaret olduğunu yazmıştı.

27 ay sonra ise, Mona Lisa bulunmuştu. Hem de İtalya’da! Vincenzo Perugia ismindeki bir İtalyan, Mona Lisa’yı 100.000,00 Dolar karşılığında İtalya’nın Floransa şehrinde bulunan Uffizi Galerisi’ne satmaya çalışmıştı. Perugia’nın bahanesi olarak, asıl hırsızlığın bir İtalyan tablosunun, Fransa’da sergilenmesinin olduğunu söylemiş ve resmi “yurtsever bir İtalyan olduğundan ötürü çaldığını” dile getirmişti. Hırsız Perugia’nın farkına varamadığı şey ise, Mona Lisa’nın İtalya’da yapıldığı ancak bizzat Leonardo da Vinci tarafından resmin Fransa’ya, Kral 1. Francis’e 4.000 altına satılmaya götürüldüğüydü. Yani tablonun ait olduğu yer Fransa’ydı.

Perugia’nın bu soygunu nasıl işlediğine gelirsek… Pazar gecesini Louvre’da, kapalı bir odada saklanarak geçiren hırsız, pazar sabahı müze kapandığında, resmin bulunduğu odaya girmiş ve onu duvardan indirmişti. Merdivenlerde ise onu kıyafetlerinden, yani çerçevesinden, ayırmış ve çantasının içine koymuştu. Müzeden çıkarken denk geldiği kitli kapıyı ise tornavidası ile kolayca açmış ve Louvre’un dışına, Mona Lisa ile birlikte elini kolunu sallayarak çıkmıştı.

İşin alacalı kısmı ise Louvre Müzesi İdaresi’nin hırsızlıktan tam on ay önce, usta sanatçıların resimlerinin cam içine konulmasına karar vermesi ve bu işi yapacak dört adamdan birinin de Perugia olmasıdır. Hırsızlıktan sonra polis, Perugia’yı sorgulamış fakat sakin tavırları ve rahatlığı yüzünden kendisinden kuşkulanmamıştır.

İşte böylece bir Rönesans dönemi eseri olan Mona Lisa, yapımcısı Leonardo da Vinci’nin 1503 yılında kendisine ilk fırçayı vurmasından tam 400 yıl sonra yeniden yaratılmış ve ‘Mona Lisa’ olmuş oldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here