2001 yılında ilk filminin vizyona girişi ile birlikte gönüllere taht kuran, J. R. R. Tolkien tarafından yazılmış olan kitaplar baz alınarak Peter Jackson tarafından çekilmiş olan Yüzüklerin Efendisi üçlemesi hakkında bu zamanda kadar sayısızca teori üretilmiştir herhalde. Biz de, bu yazımızda, bu film üçlemesi hakkında üretilen teorilerden beş tanesini sizler için derleyelim istedik.

1. Üç Tel Saç

Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği Genişletilmiş Versiyon’u izlemeyenler için teoriden önce bu teorinin bağlantılı olduğu sahneden biraz bahsedelim istedik.

Bildiğiniz gibi, Gandalf’ın ölümünden sonra Yüzük Kardeşliği, Leydi Galadriel ile Lord Celeborn tarafından yönetilen Lothlorien Ormanları’na sığınmıştı. Burada biraz soluklandıktan sonra da yollarına devam etmişlerdi. Lothlorien’den ayrılırken Leydi Galadriel, Frodo’ya Elendil’in Işığı’nı hediye etmişti. Bu sahneyi hepiniz hatırlamışsınızdır. Filmin Genişletilmiş Versiyonu’nda ise Leydi Galadriel, sadece Frodo’ya değil, Yüzük Kardeşliği üyelerinin her birine önceden hazırlanmış hediyeler vermiştir. Örneğin Legolas’a yeni bir yay, Merry ve Pippin’e ise birer adet hançer vermiştir. Burada dikkat etmeniz gereken nokta, bu hediyelerin her birinin önceden hazırlanmış olmasıdır. Yani kardeşliğin üyelerinden hiçbiri kendi hediyesini seçememiştir. Ta ki Gimli’ye kadar!Galadriel, (belki de bir jest olarak) Gimli’ye hediye olarak ne istediğini sormuştur. Hemen sizlere aralarında geçen diyaloğu verelim ki sahneyi daha iyi hatırlayın ya da kafanızda daha iyi canlandırın;

“Galadriel: Bir Cüce bir Elften hediye olarak ne isteyebilir ki?

Gimli: Hiçbir şey. Galadhrim’in Kraliçesi’ne son bir kez bakmaktan başka çünkü o yer altındaki bütün mücevherlerden bile daha güzel! Aslında… Bir şey vardı. Hayır, hayır, olamaz. Tamamen imkansız. İstemesi bile aptalca.”

Peki Gimli ne istemiştir dersiniz? Bunun cevabını Yüzük Kardeşliği’nin ormandan ayrılırken ki sahnesinde Legolas ile Gimli arasında geçen diyalogdan öğrenebiliriz:

“Gimli: Bu ayrılışta en kötü yarayı ben aldım. Bana baktığında cadı dediğim perilerin en güzeli oluverdi. Bundan sonra asla bu kadar güzel bir hediye alamam.

Legolas: Sana ne hediye verdi?

Gimli: Altın saçından bir tel istedim. Bana üç tane verdi.”

Bu diyaloğun üzerinde Legolas manidar bir şekilde gülümsemiştir. Ne tatlı değil mi? Peki bu neden mi bu kadar önemli? İşte burada şu an bahsedeceğimiz teori devreye giriyor da ondan.

Yüzük Savaşı’ndan belki de bir milenyum önce Noldor’lu Finwe’nin oğlu, Silmaril’lerin yapımcısı, Sindarin Dili’nin yaratıcısı, Iluvatar’ın Çocukları’nın en kudretlisi ve en yeteneklisi olan Feanor (kendisinin kim olduğunu bilmeyenler Silmarillion’u okuyabilirler) adındaki bir Elf, tıpkı Gimli’nin yaptığı gibi, Galadriel’in saçından bir tel istemiştir. Lakin Galadriel, Feanor’un bu isteğini reddetmiştir. Galadirel o zamanlar genç olmasına rağmen kişilerin kalbini çok iyi okuyabildiğinden ötürü Feanor’u böyle bir hediyeye layık görmemiştir. Zira Feanor gaddar biridir. Bu durumu kabullenemeyen Feanor iki kere dahaaynı talepte bulunmuş ama Galadirel onu yine reddetmiştir. Yani toplamda üç kezFeanor’un dileği reddedilmiştir.

Elfler ile Cücelerin pek anlaşamadığını herkes bilir. Feanor gibi Elf tarihinde önemli bir yeri olan Elfin bu isteğini üç kere reddeden Galadriel, bir Cüce olan Gimli’nin aynı isteğini kabul etmiş ve ona bir değil üç adet saçından tel vermiştir.

Bu teoriye göre Galadriel’in saçından bir yerine üç adet tel vermesinin sebebi Feanor’u üç kere reddetmesidir. Galadriel, saçından üç tel vererek Gimli’yi (bir Cüceyi)atalarından üste çıkarmıştır. Bu aslında bir barış, bir anlayış sembolüdür.

Feanor mezarından “Bunların hepsi bir tane sayılır.” diye bağırmış olmalı…

Bu teori hakkında siz neler düşünüyorsunuz? Bize oldukça mantıklı ve güzel geldi. Yorumlarınız ile bizimle paylaşın…

2. Gollum Kişiliği

Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşü’nü izleyenler Gollum’un her zaman Gollum olmadığını hemen hatırlayacaktır. Hatırlamayanlar veyahut izlemeyenler için kısaca bahsetmek istedik.

Smeagol ile kuzeni Deagol, Smeagol’un doğum gününde Gladden Nehri’nde (ki bu nehir İsildur’un öldürüldüğü Gladden ovasının oradadır) balık tutmaktadır. Deagol’un oltasına büyük bir balık yakalanır ve Deagol onu çekeyim derken nehre düşer. Nehrin içinde debelenirken, kumların arasında parıldayan yüzüğü görür ve oltasını bırakıp, onu nehirden çıkarır. Böylece, aslında Deagol, tek yüzüğünde üçüncü sahibi olur. Smeagol, bu yüzüğü Deagol’un elinde görünce, doğum günü hediyesi olarak kendisine vermesini ister, ama Deagol’de yüzük tarafından büyülenmiştir. Hemen sizlere bu ikilinin arasında geçen diyaloğu verelim;

“Smeagol: Onu bize ver, Deagol canım.

Deagol: Neden?

Smeagol: Çünkü bugün benim doğum günüm ve onu istiyoruz.”

Lakin Deagol yüzüğü vermek istemez. Hal böyle olunca da, umutsuzca yüzüğü arzulayan Smeagol kuzenini boğarak öldürür ve yüzüğü ondan alır. Böylece de hepimizin bildiği Gollum’a dönüşümü başlar. Hatta yüzüğü eline alır almaz, o malum repliği söyler:“Kıymetlim”.

Bilindiği kadarıyla, Smeagol’un aklı yüzük tarafından zehirlendiği için Gollum’a dönüşmüştür. Zira kendisi çok uzun yıllar boyunca yüzüğün kölesi olarak yaşamıştır. Lakin size şimdi anlatacağımız teoriye göre durum aslında bambaşka olabilir.

Bu teoriye göre Gollum aslında yüzüğü takan kişiyi ele geçirebilen, yüzüğün içinde saklı ayrı bir kişiliktir. Yani bu kimlik sadece Smeagol’a özgü değildir, örneğin Aragorn’da yüzüğü yeterli süre bünyesinde bulundursa, o da Gollum’a dönüşebilir. Gelelim bu teoriyi destekler kanıtlara.

İlk olarak, Sauron’dan sonra yüzüğün sahibi olan İsildur’un durumu öne sürülebilir. İsildur, tek yüzüğü Sauron’un elinden aldıktan sonra onu yok etmeyi reddetmiş ve uzun yıllar boynunda taşımıştır. Ta ki, yüzük onun ölümüne neden olana kadar.

Yüzüklerin Efendisi Yüzük Kardeşliği filminde, Gandalf, Bilbo’nun yüzüğünün aslında o tek yüzük olduğundan şüphelenip, araştırma yapmak için Minas Tirith’e gitmişti, hatırladınız mı? İşte Minas Tirith’de, İsildur’un günlüklerinde aynen şu yazıyordu;

“Tek yüzük. Krallığımın mirası olacak. Benim için çok kıymetli.”

Görüldüğü gibi İsildur’da, tek yüzükten bahsederken tıpkı Smeagol gibi ‘kıymetli’kelimesini kullanmaktadır. Aralarında tonlarca yıl farkı olan iki kişinin bir yüzüğe aynı şekilde seslenmesinin bir tesadüf olması takdir edersiniz ki oldukça zor. Ne yazık ki filmlerde, İsildur hakkında daha fazla bilgi yok. Lakin yüzüğü taşıyan bir diğer kişi hakkında oldukça bilgi var. Hemen ondan bahsedelim.

Yine Bilbo’nun durumu da buna benzer. Bildiğiniz üzere, Bilbo, Gollum’dan sonraki Yüzük Taşıyıcısı’dır. Bilbo’da uzun yıllar boyunca yüzüğe bekçilik etmiştir. Bu süre zarfında her ne kadar yüzükten etkilenmemiş gibi gözükse de, Gandalf yüzüğü ondan almak istediğinde durum hemen değişmiştir. Size sahneyi hatırlatmak için şu diyaloğu verelim;

“Gandalf: Bence yüzüğü geride bırakmalısın Bilbo, bu o kadar zor mu?

Bilbo: Şey, hayır. Ve evet. Şimdi anlıyorum ki, canım ondan ayrılmak istemiyor. O bana geldi. O benim! Onu ben buldum! O bana geldi!

Gandalf: Kızmana gerek yok.

Bilbo: Kızgınım ama. Bu senin suçun! O benim… Bana ait… Kıymetlim.

Gandalf: ‘Kıymetli’? O daha önce böyle adlandırılmıştı, ama senin tarafından değil.”

Hatta bu konuşma sonucunda Gandalf, Bilbo’ya yüzüğü bırakmasını önerince, Bilbo bir anda sinirlenmiş ve Gandalf’ı da yüzüğü kendisi için istemekle suçlamıştır. Bu sahnelerde resmen Bilbo’ya bakıp Gollum’u görmemiz mümkün.

Bilbo: Kendi eşyalarımla ne yapacağım seni ne ilgilendirir?

Gandalf: Sanırım o yüzük sende gereğinden fazla kalmış.

Bilbo: Onu kendin için istiyorsun!

İşte bu teori, Bilbo’nun buradaki kızgınlığının ve sözlerinin asıl nedeninin bu sahnede, Gollum kimliğinin açığa çıkmasından kaynaklı olduğunu savunuyor. Benzer şekilde Frodo’da yüzüğe bekçilik yaparken ‘kıymetli’ kelimesini kullanmıştır. Yani anlayacağınız, bu “kıymetlim” lafı, her Yüzük Taşıyıcısı tarafından kullanılmıştır. Bu da bazı insanları aslında yüzüğün de bir karakteri olduğuna ve takan kişiyi yavaşça ele geçirdiğine inandırmış ve böyle bir teorinin oluşmasına neden olmuştur.

Peki bu teori sizlere mantıklı geldi mi? Biz ihtimal verebildik böyle bir şeye. Yorumlarınızı bizimle paylaşın…

3. Kartallar

Herhalde Yüzüklerin Efendisi serisinde en çok tartışılan konu bu Kartallardır. Her LOTR fanı “Neden Kartallar ile gitmediler?” sorusunu duymuştur. İşte bu teoriye göre, Gandalf’ın planı başından beri Kartalları kullanmaktır sadece yolundan saptırılmıştır. Hemen size bu teoriye göre Gandalf’ın planını anlatalım.

Bilindiği üzere, Gandalf, Saruman’ın kulesinden Kartallar sayesinde kurtulmuştur. İşte bu teoriye göre, o sırada Gandalf, Kartallardan yardım istemiş ve Kartallar da bunu kabul etmiştir. Lakin Gandalf, Saruman’ın ihanetini öğrendikten sonra bu planını bir sır olarak saklamış ve Yüzük Kardeşliği üyelerine bile bundan bahsetmemiştir. Zira eğer biri bu planı öğrenirse, onları durdurabilecek her türlü önlemi alacaktır.

Bu plana göre Yüzük Kardeşliği, Sisli Dağlar’dan (Misty Mountains) geçtikten sonra kuzeye doğru ilerleyip Kartallar ile buluşacaklardır. Kulağa kolay geliyor lakin peşlerindeki düşmanlardan dolayı Yüzük Kardeşliği dağdan geçememiş ve el mecbur güneye yönelip Moria Madenleri’nden (Mines of Moria) geçmek zorunda kalmışlardır.

Moria’da ise bildiğiniz gibi Gandalf, Balrog ile verdiği savaş sonucunda Yüzük Kardeşliği üyelerini kurtarmayı başarmış ve Balrog’un geçmesine (You shall not pass!) izin vermemiştir. Sahneyi hatırlamışsınızdır. Lakin Balrog tam aşağı düşerken Gandalf’ı da beraberinde götürmeyi başarmıştır. İşte Gandalf’ın düşmeden önce söylediği son sözler bu teorinin oluşmasına neden olmuştur.

Gandalf tam aşağı düşmeden önce, Türkçe’ye “Kaçın aptallar!” olarak çevrilen ama orjinalinde “Fly you fools!” olan o malum repliğini söylemiştir. Biz izleyici olarak, sahneden dolayı, Gandalf’ın “Fly you fools!” derken Yüzük Kardeşliği’nin artık Moria’dan çıkmaları gerektiğini, gitmeleri gerektiğini kastettiğini düşünmüştük. Lakin İngilizce de “Fly” kelimesi uçmak anlamına gelmektedir. Bu teoriye göre de Gandalf aslında “Fly you fools!” derken Yüzük Kardeşliği’ne Kartallar’ı kullanmaları gerektiğini söylemiştir.

“Peki Gandalf neden hayata geri döndükten sonra bu planı uygulamadı?” sorusuna ise bu teori şöyle bir cevap getirmiş: Gandalf dirildikten sonra, Aragorn ona ismi ile seslenene kadar kadar, kendi ismini bile hatırlamamaktadır. Dolayısıyla da bu planını da unutmuştur. Hemen aralarındaki diyaloğu verelim ki sahne kolay hatırlansın;

“Aragorn: Gandalf!

Gandalf: Gandalf mı? Evet. Bana bu isimle hitap ederlerdi. Gri Gandalf. Adım buydu.”

İşin açıkçası bu teori bize pek mantıklı gelmedi, zira Kartallar’ın neden kullanılmadığı ile alakalı çok daha mantıklı cevaplar var ve bizce o cevapların her biri bu teoriyi çürütecek nitelikte. Peki siz bu teori hakkında neler düşünüyorsunuz?

4. Dumbledore

Bu teori bizlere pek mantıklı gelmedi lakin değinmeden de edemedik. Bu teoriye göre, Harry Potter serisinden bildiğimiz Albus Dumbledore aslında Tolkien’in evrenindeki beş İstari’den (büyücüden) biri.

Yüzüklerin Efendisi’ni izlerken beş İstari’den ikisini görmüştük: Gri Gandalf ile Ak SarumanÜçüncü İstari ise Hobbit filmi ile bizlerle buluşmuştu: Kahve Radagast. Geriye görmediğimiz iki İstari kalmıştı ve kitaplardan bildiğimiz kadarı ile bu iki İstari’nin mevkisi maviydi ve adları da Morinehtar (Alatar) ile Rómestámo’ydu (Pallando). Gandalf, bu iki büyücünün doğuda kendilerine yeni bir yaşam kurduklarından şüphelenmişti.

Bu teoriye göre Albus Dumbledore, bu iki kayıp mavi büyücüden biri, sadece ismini değiştirmiş. Latince’de Albus’un kelime anlamı beyaz. Yani Ak Dumbledore… Anlayacağınız, bu kayıp büyücülerden biri, savaşa savaşa kendisini mavi büyücüden ak büyücüye getiriyor.

Harry Potter filmlerini dikkatli izleyenler Albus Dumbledore’un ofisinde asılı olan Gandalf’ın portresini hemen hatırlayacaklardır. İşte bunun nedeni Dumbledore’un hiçbir zaman nereden geldiğini unutamamasıymış.

Dediğimiz gibi bu teori bize olası gelmedi. Lakin yine de bahsetmek istedik. Sizce mümkün mü böyle bir şey?

5. Frodo’nun Ailesi

Filmlerde Frodo’nun ailesi hakkında çok bir bilgi olmasa da kitaplarda daha detaylı şekilde değinilmiş bu konuya. Bildiğimiz kadarıyla, Drogo ve Primula Baggins, bir nehirde bot ile yol alırlarken trajik bir şekilde ölmüşler. Bu teoriye göre ise aslında Frodo’nun ailesinin ölümü bir kaza değil, cinayet. Onları öldüren de Gollum’dan başkası değil. Kısaca değinelim hemen bu teoriye.

Hobbit’deki olaylar sonucunda Bilbo, Gollum’dan yüzüğü aldığında, Gollum’un Bilbo hakkında bildiği iki şey var: Soyadı ve yaşadığı yer. Yani Baggins ile Shire. Gollum’un yüzüğe olan bağlılığı daha doğrusu saplantısı göz önüne alındığında yüzüğü bulmak için elinden geldiğini yapacağını düşünmek normal. Dolayısıyla nehirde yolculuk yapan, soyadları Baggins olan, iki kişiyi gördüğünde yüzüğü bulmak için onları öldürmesi hayatın olağan akışına oldukça uygun.

Bu teoriyi çürüten şey ise kitaplarda, Gandalf’ın, Gollum’un hiç Brandywine’a gelmemiş olduğunu söylemesi. Dolayısıyla Gandalf’ın sözüne güvenirsek bu teori de çürümüş olur. Siz ne düşünüyorsunuz?

Her dizi ve filmde olduğu gibi Yüzüklerin Efendisi serisi için de gördüğünüz gibi bir sürü teori oluşturulmuş. Kimisi mantıklı, kimisi ise bize göre mantıksız. Bizim bu içeriğe almadığımız ama sizin aklınıza gelen başka teoriler de varsa lütfen bizimle paylaşmayı unutmayın.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here