Bu yazıda sizlere şahsi fikirlerimi ve ricalarımı sizlere duyurmakla yetinecek ve olası yanlış anlama, kırıcı sözler kullanma gibi durumlardan affınıza sığınacağım.Her gün ülkemizde yaşanan ve  insanlığı olabildiğince  geriye götüren, yalnızca birinin hayatının değil onlarca, binlerce hayatın mahvedilmesine sebep olan aşağılık kadın cinayetlerine değinmeyeceğim. Şayet bu konudan öylece bahsetmek yeterli değildir diye düşünüyorum.

Yazıya değerli kadınlarımızın varlığına duyduğumuz şükrandan söz ederek başlamak istiyorum. Sizler tüm dışlanmışlığa, tüm karalamalara, cinsiyetiniz üzerinden yapılan aşağılama ve türlü yaftalamalara karşı güçlü durarak “erkekler kadınlardan daha güçlüdür”  diyen kesimi bile haksız çıkarttınız. Sizler görmek istemeyenlere rağmen, yalnızca “anne” yalnızca “sevgili” yalnızca “eş” olmadığınızı defalarca kanıtladınız. Tüm bu ataerkil toplum saçmalıklarına rağmen ayakta kaldınız. Sizlere teşekkür edebileceğimiz çok fazla konu var ancak bu kadarıyla yetiniyorum. Bahsettiğim ve bahsedemediğim daha nice şey için sizlere teşekkür ederiz.


Değerli kadınlar.
Unutmayınız ki “ataerkil toplum” yapısını yıkabilecek olanlar da ancak sizlersiniz. Bir erkek çocuğunu bir “adam” yapacak olan da bir kız çocuğunu bir “kadın” yapacak olan da sizin öğretilerinizdir. Erkek çocuklarınıza kadının değerini öğretecek olan sizlersiniz. Onlara gücün cinsiyetten değil karakterden geldiğini öğretecek olan sizlersiniz. Cinsiyetinin ne karşı cinse, ne de hem cinsine karşı en ufak bir zorbalık hakkı vermediğini öğretecek olan sizlersiniz. Büyürken elinde silahla değil boyama kitabıyla, oyun hamuruyla gezmesini sağlayacak olan sizlersiniz. Ne oyuncakların ne de renklerin cinsiyeti olmadığını, erkeklerin saç uzatabileceğini, kadınların kısa saç tercih edebileceğini öğretecek olan sizlersiniz. Oğullarınıza “erkek adam” olmayı değil “iyi insan olmayı” öğretecek olan sizlersiniz. Mahremiyetin ne olduğunu ve boyutlarını öğretecek olan sizsiniz. Bir kadınla fiziksel bir yakınlaşma yaşadığında bunun özel olduğunu ve başkalarına anlatmasının herhangi bir prestij kazandırmayacağını öğretecek olan sizlersiniz.

Kadınların da en az erkekler kadar özgür olduğunu öğretecek olan sizlersiniz. Şort ya da etek giymenin her kadının hakkı olduğunu öğretecek olan sizlersiniz. Şiddetin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik boyutunun da olduğunu öğretecek olan sizlersiniz. Bir kadının istemedikçe bir şey yapmak zorunda olmadığını öğretecek olan sizlersiniz. Bir kadının size güvenmesinin ne denli büyük bir sorumluluk olduğunu öğretecek olan sizlersiniz. İlişki sırasında kadının kölesi değil partneri, eşi olduğunu öğretecek olan sizlersiniz. Kadınların başının çaresine bakabileceğini, istediğini giyebileceğini, istediği saatte dışarı çıkabileceğini öğretecek olan sizlersiniz. Kadınların obje olmadığını ve bedenlerinin yalnızca iki üç uzuvdan oluşmadığını öğretecek olan sizlersiniz. Cinsiyet üstünlüğünün deli saçması olduğunu ve eşitliğin ne demek olduğunu öğretecek olan sizlersiniz. Onlara “sert ve kavgacı” olmayı değil “naif ve uzlaşmacı” olmayı, centilmenliği, kibarlığı, anlayışlı olmayı öğretecek olan sizlersiniz. Kadınların her şeyi yapabileceğini ancak ve ancak siz öğretebilirsiniz.

Kız çocuklarınıza kendilerinden utanmamayı öğretecek olan sizlersiniz. Küçük yaştan hapis hayatı yaşamak zorunda kalmamalarını ancak siz sağlayabilirsiniz. Özgürlüğün ne olduğunu sizler öğreteceksiniz ki bir gün adamın biri gelip elinden almaya kalkarsa “hayır ben özgür bir kadınım ve bunu kimse elimden alamaz” diyebilsin. Özgürlüğün tadını bilen bir insan boyun eğmemeyi de bilir. Kız çocuklarınıza bir erkeğe mecbur olmadıklarını öğretecek olan sizlersiniz. Sırf birileri istiyor diye evlenmek ve çocuk yapmak zorunda olmadığını, tek vizyonunun “evini süsleyip püsleyip misafirlerine ne kadar hamarat olduğunu göstermek” olmamasını sağlayacak olan sizlersiniz. Kendini kabul ettirmek zorunda olmadığını, onu olduğu gibi kabul eden kişilerle olması gerektiğini öğretecek olan sizlersiniz. Bir erkeğin şiddete meyilli olmasının, kötü yetiştirilmesinin ne gibi sonuçlara yol açabileceğini öğretecek olan sizlersiniz. Karar alırken elalemin dediklerini değil kendi isteklerini göz önünde bulundurması gerektiğini öğretecek olan sizlersiniz. Biriyle yakınlaşmanın onu “kötü kadın” yapmadığını öğretecek olan sizlersiniz. Birini her şeyiyle ve her şekilde sevmenin yasak olmadığını öğretecek olan sizlersiniz. Sırf cinsiyetinden dolayı doğumundan itibaren ona biçilmiş bir rol olmadığını öğretecek olanlar sizlersiniz. Kadınların her şeyi yapabileceğini ancak ve ancak siz öğretebilirsiniz.

Muhakkak daha yazılacak bir çok şey vardır. Ancak ben bu yazıda bu kadarını yazabildim. Değerli kadınlar. Sizden ricamdır ki; Güçlü olduğunuzu unutmayın. Gücünüzün, zekanızın  ve en önemlisi ne kadar değerli olduğunuzun farkında olun. Asla bir erkeğin kollarına sığınmayın. Sizlerin ne korunmaya ne de sahiplenilmeye ihtiyacınız var. Her zaman ve her konuda bir şeyler diyenler olacaktır, yalnızca kendinizi ve kalbinizi dinleyin. Okuyun, gezin, sevin, hayatı her şeyiyle yaşayın ve bol bol GÜLÜN.

8 Mart dünya emekçi kadınlar gününüz kutlu olsun. Yılın tüm günleri sizin gününüz olsun. İyi ki varsınız.


Yazımı yine bir kitap önerisiyle sonlandırmak istiyorum. Oriana Fallaci’nin “Doğmamış Çocuğa Mektup” kitabını öneriyorum. Kitapta ataerkil ve baskıcı bir toplumun evlilik dışı hamile kalmış bir kadının çocuğu doğurma kararını nasıl etkilediğini ve kadının hem kendiyle hem toplumla savaşması anlatılıyor. Feminizmin doğru uygulanışına bir örnek olan kitabı size tavsiye ediyorum. Feminizmin ne olduğunu merak eden ve hatta feminizmi benimseyen herkese bir çok şey katacak ve sizleri toplumun biçtiği roller ve kişilere etiket kondurma politikasına dair düşünmeye teşvik edecek bir kitap. İyi okumalar diliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here