Hazır amirim dönmüşken ve Behzat Ç. tam gaz başlamışken, ben de sene 2010’a, dizinin başladığı ilk yıla döndüm ve sizler için Behzat Ç. ekibinden Erdal BEŞİKÇİOĞLU, İnanç KONUKÇU ve Fatih ARTMAN ile oyunculuk ve dizi hakkında yaptığım bir röportajı paylaşmak istedim. Hazırsanız başlayalım.

Beren TUNÇALP: Öncelikle hoş geldiniz. Davetimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Söyleşimize klasik bir soru ile başlayalım, İnanç bey oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?

İnanç KONUKÇU: Oyunculuğa nasıl karar verdim… Oyuncu olmak istedim. Ben eskiden palyaçoluk yapıyordum, bir kaç arkadaşım ise konservatuar da okuyordu. Ben de acaba bende becerebilir miyim dedim ve sınavlara girip kazandım.

Beren TUNÇALP: Teşekkür ederiz. Peki ya siz Fatih Bey , sizin de bir hikayeniz var mı ?

Fatih ARTMAN: Benim bir hikayem yok aslında. Bir gün oyuncu olmak istedim ve sınavlara girdim. Sonucunda da oyuncu oldum

Beren TUNÇALP: Teşekkür ederiz ve Erdal Bey, siz bu kararı nasıl verdiniz?

Erdal BEŞİKÇİOĞLU: Başlarda benim niyetim oyuncu olmak falan değildi. Askerlikten kaçmak için oyuncu oldum. Hiç kafamda oyuncu olmak yoktu. Üniversite sınavlarında beceremeyince ve oyuncu olmaya karar verdim. Gerçi hala bir oyuncu değilim. Ben bu işin hala eğitimini alıyorum, her gün yeni bir şey öğreniyorum.

Beren TUNÇALP: En çok hangi rolünüz sevdiniz?

Erdal BEŞİKÇİOĞLU: Hepsini seviyorum. Bunun nedeni ise benim parçalarım olması. Örneğin  Vali’de de bir tarafım vardı, Es-Es’te çok daha farklı bir yanım vardı, Behzat Ç.’de de ayrı bir tarafım var. Aslında insanın içinde bir sevgi olması gerekiyor. Bir rol geldiğinde siz kendi içinizden çıkarmanız gerekiyor o karakteri. Siz de var olmayan bir şey ile bu iş olmaz, üstünüzden ağlar. Anlatabildim mi?

Beren TUNÇALP: Evet, teşekkürler. Türkiye de tiyatronun geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu işte bir gelecek görüyor musunuz? Sizce en sonunda Dünya standartlarını aşabilecek miyiz? Sizin fikriniz ile başlayalım İnanç Bey?

İnanç KONUKÇU: Bence tiyatro çok iyi bir düzeyde şu an. Herkes tiyatronun izleyeni yok diyor, deli gibi seyircisi var. Bana sorarsanız zaten Dünya standartlarındayız. Hatta Dünya Standartlarının üzerinde oyuncularımız var bizim.

Beren TUNÇALP: Sizin görüşünüz nedir Erdal Bey?

Erdal BEŞİKÇİOĞLU: Türkiye içersin de tiyatronun hala bir sanayi olduğunun farkında değil hiç kimse. Oysaki sinema ve tiyatro günümüzün en büyük sanayilerinden biri. Ayrıca niye öyle söylüyorsunuz ki? Dört yıldan beri ben bir oyun oynuyorum, oyunun biletleri çıktığı günün akşamı tüm biletler tükeniyor. Demek ki belli bir izleyicisi var. Ancak sizin ne sunduğunuz çok önemli o izleyiciye. Sunduğunuz şey sizin kimliğinizi yansıtır, kimliksiz bir iş yaparsanız tutunamazsınız.

Beren TUNÇALP: Oyuncular genellikle oynadıkları karakterlerin ismi ile akılda kalır. Bu durum sizi rahatsız ediyor mu?

Erdal BEŞİKÇİOĞLU: Ya bu olaya biz çok eğleniyoruz onu bilin. Ancak bu durumla değil o insanla çok eğleniyoruz. Benim Behzat adında bir adamı canlandırdığı biliyor ama ön taraftaki adamı tanımıyor. Bu jeneriğin izlenmemesinden kaynaklanan bir sıkıntı. Aslında adımı bilmediği için bana Behzat diyor. Adımı bilse ben buraya Behzat Ç. olarak değil, Erdal Beşikçioğlu olarak gelirdim.

Beren TUNÇALP: Oynadığınız karakter ile kişiliğiniz arasında bir bağ var mı? Oynadığınız kişi nasıl biri?

İnanç KONUKÇU: Oynadığım gibi biri. İster istemez bir bağ var aslında. Malzeme ben olduğum için ne kadar karakter benden ayrı olsa da ben oynadığım için, ortada ki ben olduğum için bir bağ var yani.

Beren TUNÇALP: Ya sizde Fatih Bey? Bize göre siz Türk erkeğinin maçoluğunu, kıskançlığını sembolize ediyorsunuz, gerçekte de böyle bir adam mısınız?

Fatih ARTMAN: İnanç’ın dedikleri çok doğru. Ben kendimi karakter de yansıtmıyorum, ben karakteri yansıtıyorum. Tabii ki kendimden bir parça var, olmazsa zaten karakteri tam olarak yansıtamam ama bu demek değil ki ekranda gördüğünüz adam gerçek benim. Dediniz ya kıskanç ve maço Türk erkeği diye, yok ben öyle biri değilim, o benim yansıttığım insan ama tabi ki seven adam kıskanır.

Beren TUNÇALP: Bu güzel cevap için teşekkürler. Erdal Bey sizce oyuncu nedir?

Erdal BEŞİKÇİOĞLU: Oyuncu dediğimiz insanlar yaşadıkları durumları oynayacakları karaktere uydurarak, hafızalarından bulup çekip çıkarabilen şizofrenik kimliğe sahip olan kişilerdir.

Beren TUNÇALP: Sanırım bu duyduğumuz en güzel oyuncu tanımıydı. Erdal Bey oynadığınız adam yani Behzat Ç. sizce nasıl bir adam?

Erdal BEŞİKÇİOĞLU: Kendi doğrularından ödün vermeyen bir adam. Kendi doğrularının yargısında vicdanını dinleyen bir adam. Bu durumda da yazılı çizili her şeye karşı biri. Hayatının dengesini vicdanı ile kurmaya çalışan Ankaralı bir vatandaş, cinayet masası büro amiri.

Beren TUNÇALP: Köprü adlı eserinizde sistemi, Behzat Ç. de ise adaleti eleştiriyorsunuz. Neden?

Erdal BEŞİKÇİOĞLU: Eleştiri her zaman olmalı. Siz eleştiriyi yapmadan doğruyu ya da yanlışı görmezsiniz, o yüzden de düzgün hareket edemezsiniz. Eleştirmek her zaman önemlidir. Biz bu eleştirilerle insanların kafasındaki birtakım sorulara yanıt veriyoruz. Eleştirmek aslında doğru soruyu sormaktır, ben de doğru soruyu sormaktan büyük keyif alıyorum. Zaten siz yanlış soruyu sorarsanız doğru cevabı alamazsınız. Benim yaşamla bu konuda bir derdim var ve bunu da seyircilerle paylaşmaktan büyük keyif alıyorum.

Beren TUNÇALP: Peki hala. Son sorumuza gelirsek, dizideki ”Ç.” neyi sembolize ediyor?

Erdal BEŞİKÇİOĞLU: Keşke yazarı da getirseydik. Yazarımız ”Ç” harfini seçmesinin nedeni olarak ‘Ç’ harfinin unutulmuşluğunu öne sürüyor. Örneğin testlerde A, B, C, D  şıkları var ama ‘Ç’ yok. Yazar ‘Ç’ harfini hatırlatmak için onu seçtiğini söylüyor.

Beren TUNÇALP: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here