Geçtiğimiz günlerde can sıkıntısından zaman geçirebileceğim online oyunlar bulma peşindeydim. Steam’de gezinirken zamanında indirip bir saat bile geçmeden kapatıp sonra yüzüne bir daha bakmadığım Battlerite aklıma geldi. Oynaması ücretsiz olan bu oyunu indirmeden önce hatırlamak için birkaç videosunu falan izledim ve zamanında neden hiç ilgimi çekmediğini anlamaya çalıştım çünkü gördüğüm oyun çok güzel duruyordu. Şu sıralar League of Legends’a çok gömülmüş biri olarak bu farklı moba oyunu çok ilgimi çekmişti. Oyunu hemen indirip sorunu kendim tekrar bulmaya karar verdim ve oynamaya başladıktan sonra da sorunun ne olduğunu çözmem çok zamanımı almadı: alışkanlık. Evet kesinlikle buydu çünkü daha önce çok LoL veya Dota 2 tarzı oyunlar oynayanların “Aaa bu oyun da moba’ymış.” diyerek benzer bir oyun beklemeleri çok yanlış bir yanılgı oluyor. Neden mi? Hadi o kısma geçelim.

Battlerite bir moba oyunu ve yapımcı ekip Stunlock Studios, moba terimini kendilerince yorumlayıp diğerlerinden çok daha farklı bir oyun sunmak istemiş bizlere. Oyunda sizi ikişerli veya üçerli olarak bir haritaya atıyor ve o haritada ilk ölen taraf kaybediyor. Aslında kısaca bu. Ne kuleler var, ne dükkan var, ne oyun içi seviye atlama var ne minyon var. Hiçbir şey yok. Hodri meydan deyip üçe üç kapışıyorsunuz ve güçlü olan kazanıyor.

Hiçbir şey yok dememden hiç mekaniği yok gibi bir anlam çıkmasın ki zira oyun tasarımı olarak çok mantıklı arena savaşı mekanikleri eklemişler. Bunlardan ilki canınızın belli bir noktanın altına indikten sonra azalması. Diyelim canınız 100 üzerinden 50 oldu. Bir süre sonra maksimum canınız 50’ye düşüyor. Eğer herhangi bir destek karakterden can almazsanız veya haritadaki canları toplayamazsanız. Bu da oyuna şöyle bir olay getiriyor ki; canınız çok azaldıktan sonra herhangi bir destek karakter sayesinde can dolduramıyorsunuz. “Canını azalttın mı kardeşim? E o zaman ona göre oyna artık. Yok öyle beleşe can.”

İkincisi ise benim en sevdiğim oyun haritasının ortasında bir tane top bulunuyor. O topa vurarak hasar verip en sonunda da patlatabiliyorsunuz. Patlatma vuruşunu yani son vuruşu kim yaparsa onun takımı ekstra azami can kazanıyor. Yani az önce bahsettiğim canı 50’ye düşen arkadaş bu topu keserek canını 60-70’e çıkarabilir. (Sayıları tamamen sallıyorum. Oyun içi sayısal değerler tabii ki farklı olabilir.)  Üçüncüsü de biraz battle royale mantığıyla çalışan bir sistem. Oyun uzarsa karakterlerin pusu kuramaması veya sürekli birbirinden kaçıp uzatmaları gibi bir olayı engellemek için “ölüm girdabı” adında yeşil bir çember yaklaşıyor haritanın ortasına doğru eğer dışarıda kalırsanız kısa süre içinde ölmeniz kaçınılmaz bir gerçek.

Oyunun karakter havuzu da oldukça çeşitli. Kendi içlerinde uzak menzilli, yakın menzilli ve destek olarak üç kısma ayrılıyorlar. Aralarında bazı tanklar ve suikastçı karakterler de mevcut. Oyuna belli aralıklarla yeni karakterler geliyor mu, yoksa bu karakter havuzu oyunun başından beri böyle mi, o konuda çok emin değilim ama muhtemelen geliyordur zamanla.

Gelelim sıkıntı olan kısımlarına. Benim ilk gözüme çarpan ve bence en sıkıntı kısmı kontrolleri. W-A-S-D tuşlarıyla yürüdüğümüz oyunda Q-E-R-F-SHİFT-Sol Tık-Sağ Tık ile yetenek kullanıyoruz. Sol elimiz resmen klavyedeki tuşların yarısıyla git gel yapıyor. Bu da bence alışması çok zor bir durum. Özellikle benim gibi normal moba mantığına alışmış bir insansanız elinizin direkt Q-W-E-R’ye gitmesi çok normal.

Keşke karakterlerin yetenekleri konusunda bu kadar ısrarcı olmasalarmış, dört yetenek yeterli olurmuş. Her karakterin yediye yakın yetenek barındırması biraz abartı olmuş gibi sanki. Yapımcı ekibin bunu oynanışı daha az sıkıcı hale getirmek için yaptığı çok aşikar tabii. Fakat özellikle de yeni başlamış bir oyuncuysanız bazı yeteneklerinizi kullanmıyorsunuz bile o kadar tuş arasından o aklınıza gelmiyor. Öldükten sonra “Aaa benim shift+q yeteneğim vardı. Bassam ölmezdim.” şeklinde naralar atmanız çok muhtemel.

Diğer sıkıntı ise oyunun dereceli sistemi. Dereceliye girebilecek seviyeye ulaştığımda büyük bir heyecanla dereceliye girdim ve çok büyük hüsrana uğradım çünkü dereceli gibi hissettirmiyordu. Diğer oyunlardan alışık olduğum yasaklama sistemi, sıralı seçim veya bir karakterin oyunda yalnızca bir tane bulunması özelliği yoktu. Bir sıralı seçim var tabii ama yersen. Karşı takıma göre alıp taktik yapma olayı yok yani yine herkes kendi istediğini alıyor. Bazen iki takım da tamamen aynı oluyor ki bence bu çok sinir bozucu. Belki bu dereceli sistemini beğenen de vardır benimki alışkanlıktan ötürü gelen bir dış görüş olabilir. Ki muhtemelen de öyle.

Kısaca toparlamak gerekirse, oyun diğer moba oyunlarının aksine farklı bir yaklaşım yapmaya çalışıp bunu da çok iyi yapmış diyebiliriz. Görsel açıdan ve karakter çeşitliliği açısından da gayet yeterli. Karakterlerin çok fazla yeteneği olması ilk başta garip gelse de bir süre sonra alışılacak bir şey gibi duruyor. (Ben hala alışamadım ama bana bakmayın.) Eğer oyuncu sayısı biraz daha fazla olsa tadından yenmez fakat oyuncu sayısının az olması çok şaşırılacak bir durum değil zira oyun belli bir süre sonra üzerinizdeki çeşitlilik hissini kaybediyor. Örnek vermem gerekirse: LoL’ün her oyununa girerken diğer oyundan farklı on karakter bir sürü farklı olasılık bir sürü ihtimal olma durumu burada çok yok. Haritaya inip adam pataklamaya dönüyor bir noktadan sonra.

Sizin de Battlerite hakkındaki deneyimlerinizi ve görüşlerinizi bizimle paylaşmanızı isteriz. Olmadı arenaya bir de beraber ineriz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here