Bu yazı, sadece Nathan Drake’in hikayesinin geçtiği ana oyunları temel almaktadır. Psp oyunu Golden Abyss ile Uncharted 4’ün genişletme paketi olarak sayabileceğimiz The Lost Legacy’e bu yazı da değinilmeyecektir. Ve özellikle son oyunları oynamadıysanız SPOILER uyarısını vereyim. Hikayeden tam olarak bahsetmeyecek olsam da, başlarda neler olduğunu söyleyeceğim. İyi okumalar…

Uncharted sizce de çok iyi bir seri değil mi? Naughty Dog gerçekten kendi üzerine koyarak her seferinde çıtayı daha da üste çıkarmayı denedi bu seride. Playstation 1 ve 2 döneminde eğlencelik 3D platform oyunları geliştiriyordu firma. Crash Bandicoot ve Jak & Dexter serisi Naughty Dog’a aitti. Playstation 3’e çıkaracakları ilk oyun ise çoğu insanı şaşırtan cinstendi. 3D, Indiana Jonesvari hikayeli bir aksiyon macera oyunu ile oyuncuların önüne çıkmaya hazırlanıyorlardı. Tabi Tomb Raider’a olan benzerliği sebebiyle de dönemin oyuncularının bir kesmi oyuna bolca gömdüler. Tabi ben oyun duyurulduğunda daha portakalda vitaminim. “Playstation 1 dönemini nereden biliyon la?” diye soracaksınız, ben birçok yaşıtıma oranla çok şanslıydım. Şanslıydım çünkü Atari ve Playstation 1 oynayarak büyüdüm. Bu bilgileri de araştırmamdan ve sektöre olan ilgimden dolayı biliyorum.

O zaman başlayalım Uncharted 1’i incelemeye.

Uncharted: Drake’s Fortune – 2007

Uncharted serisinin ilk oyunu aslında zamanına göre gayet saf bir adventure oyunu. İyi de sayılabilir, ki basından da çok yüksek notlar almış. Ben bu oyunu çok ortalama bulurum, ne çok iyi ne de kötü. Yer yer eğlendiğim, yer yer ise oyunun kendini tekrar etmesinden sıkıldığım bir yapımdı. Bazı bölümler çeşitlilik sağlıyordu. Akın eden yaratık sürüsünden kaçmaya çalışmak, esir alındığımız tutsakhaneden araba kovalamacasıyla kaçmamız ve jetski bölümü. Allah bu bölümün belasını versin, geçeceğim diye 40 takla atmıştım.

Oyunun hikayesinden bahsetmeyi unutmuşum. Kısaca:

Ana karakterimiz Nathan Drake, bir gazete muhabiri olan Elana ile Nate’in ailesinin en eski üyelerinden olduğunu düşündüğü bir koordinata giderler. Koordinatta bir tabut vardır. Tabutun içinden Sır Francis Drake’in günlüğü saklıdır. Günlükte yazılı olan şey ise Altın Şehir: El Drado. İkili o sırada korsanlar tarafından saldırıya uğrar ve yardımlarına serinin en önemli karakterlerinden Victor Sullivan yetişir. Sully, ikiliyi kurtarır ve oradan uzaklaşırlar.

Nathan ve Sully, Elena’yı bırakarak El Dorado’yu bulma yoluna girişirler. Bulundukları yerde büyük bir altın heykel olduğunu öğrenirler. Ama şu durum vardır, asırlar önce İspanyol askerleri heykeli başka bir konuma götürmüşlerdir. Maceralarında Nate ve Sully bir Alman denizaltısı bulur…

Burada kesmek zorundayım çünkü yavaş yavaş spoilerlara doğru yaklaşıyoruz.

Oyun birçok açıdan zamanının rakibi Tomb Raider’a benziyor, evet. Ama Tomb Raider da bir esin kaynağı sonuçta. Tamam hikayeleri bile aynı sayılabilir ama karakterler bu oyunu az da olsa önemli kılan etmenler.
Oynanış genel olarak iyi sayılabilir, grafikler zamanına göre hiç fena değil, müzikler atmosfere uygun. Kısaca Uncharted: Drake’s Fortune fena olmayan bir macera oyunu. Seriye hiç fena olmayan bir başlangıç.
Oyunun Puanı: 73/100

Uncharted 2: Among Thieves – 2009

İşte Uncharted serisinin en iyi oyunu, yeeeyyy! Hayır benim için kesinlikle serinin en iyi oyunu değil. Basın, hayranlar ve takip ettiğim birçok kişi için öyle. Anlayabiliyorum, felaket heyecanlı aksiyon sekansları bu oyunla tam olarak Uncharted’a dahil oldu, oyunun hikaye anlatımı daha da çok gelişmiş hissettirmeye başladı, karakterlerin arka planları derinleşmeye başladı, çeşitli bölümler eklendi, yeni oynanış mekanikleri -az da olsa- eklendi. Bölüm çeşitliliği de bol; efsane trenden kurtulma bölümü, Istanbul’daki bir müzeye sızma gibi gibi. Arkadaşlar bakın bu oyunu severim ama beni bu oyundan soğutan bir etmen var. Oyunun sonlara doğru fazla fazla aksiyondan boğuluyoruz. Nefes alma vakti bile vermiyorlar. İnsanlar bunu sevebilir, anlayabiliyorum. Ama sonlarda rage ola ola oynadığımı hatırlıyorum. Hele şu arbaletle bize saldıran gorilvari yaratıklar var ya… Meymenetsiz yaratıklar ya. Ve oyun gerektiğinden fazla uzun değil mi?

Oyunun hikayesine göz atacak olursak:

Hikayemiz sebebini bilmediğimiz bir tren kazasında mahsur kaldığını gördüğümüz Nathan Drake ile başlıyor. Karakterimiz trenden kurtulduktan sonra hikaye birden 4 ay öncesine bağlanıyor.

Nathan Drake’in eski ortağı Harry Flynn, yeni bir macera ile karşısına çıkar karakterimizin. İstanbul’da bulunan bir yağdanlığın peşindedir ve karşılığında Drake’e iyi miktarda bir para ödeyecektir…

Bu kadar yeterli sanırsam. Yine spoilerlar gelecek olacak çünkü. Hikayenin geneline bakınca ilk oyundan sonra büyük bir gelişme olduğunu görebilirsiniz.

Uncharted 2: Among Thieves yanlış bilgi değil ise 1 yıldan kısa bir süreçte yapılmış. Şaşırtıcı gerçekten, takdir etmek gerekir. Grafikler dönemine göre şahane, atmosfer daha iyi sağlanıyor, ara sahneler daha da gelişmiş. Yani kısaca ilk oyunun gelişmiş iyi bir versiyonu Uncharted 2: Among Thieves. Oyunun büyük hayranı olsaydım, daha fazla şey yazardım kesinlikle.

İlk oyunda belirtmeyi unutmuşum, buraya yazayım. Oyunculuklar gerçekten iyi. Nolan North özellikle… Ve Türkçe seslendirmede de başarılı sanatçılarımız var; Okan Yalabık (Nathan Drake), Ceyda Düvenci (Elena), Dolunay Soysert (Chloe), Ege Aydan (Sully). Oyunun gerçekten çok iyi bir türkçe dublajı var. Filmlerde kesinlikle dublaj izlemeyen (animasyon harici) biri olarak Uncharted serisi karakterlerinin sesi benim aklıma hep Türkçe dublajdaki sesler olarak kazındı.

Uncharted 2 iyi oyundur efendim ama başyapıt kesinlikle değil.
Oyunun Puanı: 84/100

Uncharted 3: Drake’s Deception – 2011

Bu yazımda en çok bahsetmek istediğim oyundu sanırsam. Arkadaşlar Uncharted 3: Drake’s Deception benim bu zamana kadar oynadığım oyunlar arasında ilk 5’te yer alır. Sıkılacağınızı bildiğinden pek fazla uzatmayacağım bu incelemeyi ama kesinlik vermiyorum. İpin ucu hemen kaçabilir.

Uncharted 3: Drake’s Deception benim için neden mükemmel. Şöyle bir cümlede anlatayım:

Karakterler işlenişi harika, tempo tam kıvamında, her bölüm farklı bir şeyler yapıyoruz, diğer oyunlara göre daha iyi işlenmiş bir kötü karakter, hikaye işlenişi en iyi Uncharted oyunu değil ama yine de oldukça iyi bir hikaye anlatımına sahip, grafikler döneminin en iyisi olarak sayılabilir, müziklerini ara sıra açar dinlerim o derece güzel müzikler var… Bir cümle olunca böyle oluyor. Hadi biraz daha detaylı bakalım.

Bakım dostlar bu oyun tempo açısından oynadığım en iyi oyun olabilir. Bir bölümde bar kavgası, bir bölümde kalkışa geçen bir uçağa sızıp felaket heyecanlı aksiyon sahnelerine şahitlik ettiğimiz, bir bölümde büyük bir yangın sonucu küle dönüşecek olan evden kaçma, bir yer altı bölgesinde düşmanlarımızla sıkışıp kalıp bulmaca çözmek, yediğimiz bir ok yüzünden halüsinasyon görüp arkadaki müzik eşliğinde atmosfere hayran kalmak… Bakın daha çok fazla olay var, her şeyi tadında yapıyor bu oyun. Ben Uncharted 3’ü yaklaşık 1.5 yıl önce teyzelemlerde bitirmiştim. Oynadığım birkaç bölümde o kadar farklı duygulara bürünüyordum ki oynarken. (Rage olduğum bölümler olunca kadın sinirleniyordu doğal olarak).Tarif edemiyorum ya, uzun uzun anlatamamak gerçekten çok zorluyor beni.
Bazen çok sevdiğim şeyleri gereğinden fazla övmekten korkuyorum. İsterseniz hikayesini de kısaca özet geçeyim:

Nathan Drake’in iki oyundur boynunda taşıdığı yüzüğün sırrı bu oyunda ortaya çıkıyor.

Oyunumuz 2. oyundan 2 yıl sonrasında geçiyor. Talbot adında bir kişi Nathan’ın boynundaki kolyeyi almak ister ve bununla birlikte Nate ve Sully Londra’daki bir bara gider. Aralarında geçen diyaloglar sonucu Talbot bir sahte para vererek karakterlerimizi kandırmaya çalışır. Bunun sonucunda Nate ve Sully, Talbot ve adamlarıyla barda büyük bir kavgaya yol açar. İkili barın dışına çıktığında yollarını Talbot’un adamlarından Charlie Cutter keser. Nathan ve Sully’nin geçmişinde yer eden ve yüzüğün peşinde olan ana kötümüz Marlowe gelir ve kolyeyi Nathan’dan çalar. Bununla kalmazlar, Charlie ikisini de vurur.

Ve hikayemiz bir anda 20 geriye, Nathan’ın ergenliğine gider. O sıralar bile maceracı olan Nate, Sir Francis Drake’in yüzüğünü aramaktadır. O sıralar Sully, Marlowe için çalışıyordur. İklimiz ilk o anda tanışır. Nate yüzüğü çalış anında ajanlara yakalanınca Sully yardımına koşar. Ve böylece iki karakterimizin arasındaki bağ giderek artar. 20 yıl önceki olaylar aslında önemli. Karakterlerimizin geçmişine de ortak oluyoruz bir bakıma.

Günümüze dönecek olursak. Aslında yaşananlar Nate ve Sully’nin, Talbot ve Marlowe’a olan bir oyunudur. Charlie de bizimkilerdendir. Hikayemize 2.oyundan tanıdığımız Chloe Frazer de dahil olur. Marlowe’un aracını bir yer altı kütüphanesine kadar takip eden karakterlerimiz Sir Francis Drake’in Arabistan gezisinin hatırasını ve Arabistanlı Lawrence’ın notlarını burada bulurlar. Zamanında Kraliçe Elizabeth, Francis Drake’i kayıp şehir Ubar’ı bulması için görevlendirmiştir. Bizimkiler de bu göreve ortak olmak için yepyeni bir maceraya atılır…

Yoruldum, yoruldum. Daha 4. oyun var.

Sanırsam Uncharted 3’ü ne kadar sevdiğimi aktarabilmişimdir dostlar. Bu yazı nereye doğru gidiyor bilmiyorum. Oy-na-yın.

Oyunun Puanı: 97/100

Uncharted 4: A Thief’s End – 2016

Evet, geldik gelmiş geçmiş en iyi finallerden birine. Uncharted 4: A Thief’s End, benim için en iyi Uncharted oyunu olmasa da oldukça sağlam bir oyun. Ama şu durum da var, genel seri içinde en iyi hikaye anlatımı bu oyunda. Bu deneyim ettiğim en iyi hikaye işleyişlerinden. Artık kendi dostumuz gibi tanıdığımız karakterleri çok daha fazla önemsetebiliyor oyun bize. Hikayesini anlatayım sonra uzunca bir konuşalım:

3.oyunda yaşanan olayların ardından 3 yıl geçmiştir. Nathan, Elena ile evlenmiş; sakin, normal bir yaşama adım atmıştır. Nathan içinde hala o maceracı adamı yaşamaktadır.

Günlerden birinde, seri içerisinde adını hiçbir şekilde duymadığımız Nathan’ın abisi Sam Drake gelir. İşin şu tarafı da var, Nathan yıllar önce bir hapishane kaçışı sırasında abisini oldu zannediyordu. İkili, çocukluklarından beri Henry Avery’nin hazinesini bulmaya çalışıyordu. Sam bu olay için gelmişti ama şu sıkıntı vardı: Sam hapishane kaçışı sırasında ağır hasar alınca hapishane gardiyanları Sam’i tekrardan hapishaneye tıkamıştır.

Düştüğü koğuşta da, uyuşturucu dünyasının en baba adamlarından Hector Alcazar vardır. Günlerden birinde Hector, büyük bir kaçış hazırlamıştır. Yanında Sam’i de alarak hapishaneden kaçışı gerçekleştirirler. Arabayla gittikleri sırada Hector arabayı durdurur ve Sam’i bir kenara çeker ve hazineyi acilen bulmasını aksi takdirde kendisini öldüreceğini söylemiştir. Bu durumu da Nathan’a söyler. Nathan eski günlerin hevesini yenik düşerek ve abisi için her şeyi feda ederek yeni bir maceraya başlarlar.

Evet bu kadar yeterlidir. Çok fazla detay verdim, fazla bile yani. Oyun senaryo anlatımına gerçekten çok önem veriyor. Hatta o kadar veriyor ki oyunun ilk 7 bölümü senaryoya giriş kısmı. Ama bunu da o kadar güzel yapıyor ki… İlk oynadığımda hayranlıkla oynamıştım.

Sadece yazım dilinde değil teknik açıdan da çok güzel aktarıyor oyun. Eski oyunları hep zamanına göre değerlendirdik teknik açıdan, çünkü şu zamanda baksak oyunlara görsellik doğal olarak yeni oyunlara ayak uyduramıyor (3. oyun hariç). Death Stranding incelememde demiştin ya hani “Bu benim bir oyunda gördüğüm en iyi sinematografi.” diye. Ondan önce bu tahtta Uncharted 4: A Thief’s End oturuyordu. Neil Druckmann geleceği çok açık bir yönetmen. Bir bakmışız sektörün yeni Hideo Kojima’sı olur kim bilir. Ara sahneleri incelikle çekmişler. Grafikler muazzam… Fazla mi övüyorum ne?

Oyunun oynanışı çok değişmese de – bir halat bir de kanca eklenmiş ekstra olarak – gelişmişlik hissediliyor. Oyunun aksiyon sekansları özellikle 3.oyuna kıyasla çok az. Aksiyon sekansı olunca çok iyi oluyor o ayrı mesele. Ama azlar ve çok durgun geçen bölümler var. Eksi olarak bunu sayabiliriz. Ha bir de eski oyunların combatını daha çok severim, biraz değişiklik yapmışlar.

Multiplayer modu falan da var. Böyle bir oyuna multiplayer gerekmezdi ama fena değil, oynamışlığım var.

Uncharted 4: A Thief’s End harika bir oyun. Daha övemem.

Oyunun Puanı: 93/100

Arkadaşlar. Çoğu kişinin bu yazıyı sonuna kadar tamamlayamadığını biliyorum. Buraya kadar gelebilen azınlıklı kesimdenseniz sizlere teşekkür ederim. Yeni oyunlar çıkınca incelemeler ardı ardına gelecek. Bekleyin.

Yaz yaz bitmiyordu sonunda bitti. Görüşmek üzere…

OYUNLARDA PUANLAMA SİSTEMİM
• 90-99 = Başyapıt
• 85-89 = Çok iyi
• 80-84 = Çok iyi ve iyi melezi
• 75-79 = İyi
• 70-74 = Hmm
• 60-69 = Mehh
• 50-59 = Kötü
• 0-49 = Çöp

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here