Yüzyıllara meydan okuyan yazar Victor Hugo, Bir İdam Mahkumunun Son Günü ile idama karşı bir protesto sergiliyor…

Hugo bir gün arkadaşı ile gezerken, meydanda toplanan kalabalık dikkatlerini çekmiştir. Yaklaştıklarında bir mahkumun cezasının infazını yapılırken görmüşlerdir. Hugo gördükleri karşısında dayanamayıp hızla oradan uzaklaşmış ve bu olay onu Bir İdam Mahkumunun Son Günü’nü yazmıştır. Hugo, bu eseri kaleme aldığında 26 yaşındadır.

Kitapta bir idam mahkumu var ama kitap boyunca bize işlediği suçtan bahsedilmiyor, sadece onunla beraber infazını bekliyorsunuz. Mahkum son günlerinde eline bir kağıt kalem alıp bütün hislerini kağıda döküyor. Yazar o kadar derinden yazmış ki okurken infazını bekleyen adamın yerinde hissediyorsunuz kendinizi, idamın insanlık dışı yanını fark ediyorsunuz.

Kitap yayımlandıktan sonra büyük yankı uyandırmış ve birçok ülkede idamın kaldırılmasında önemli rol oynamıştır.

Kitabın bir başka önemli özelliğini ise Can Yayınları tarafından çevrilmiş kitabın arka kapağından alıntılayarak yazmak istiyorum:

“Victor Hugo’nun bu romanının bir başka önemli özelliği de, birinci tekil şahıs ağzından öykülenen ilk örnek olması. Bir İdam Mahkumunun Son Günü, bu açıdan da bir yol açıcı, bir öncü roman. Modern edebiyatın ilk iç monoloğuyla karşılaştığımız eser, kahramanın da dediği gibi, bir tür zihinsel otopsi.”

Kitabı okuduktan sonra altını çizdiğim bir sürü yer olduğunu fark ettim… 2 yıl önce okumuştum ve altını çizerek okuduğum ilk kitaptı… İşte kitaptan birkaç alıntı:

“Giriş vergisinin ödendiği yerde, araba birkaç dakikalığına durdu. Kentin gümrükçüleri arabayı denetledi. Eğer arabada kasaba götürülen bir koyun ya da sığır olsaydı, vergi ödemek gerekirdi. Fakat insan kellesi için vergi alınyordu. Geçtik.”

“Bir gardiyanın ilgisi sanki ölüm kokuyordu.”

“Ah! Bunun nasıl bir şey olduğunu, nasıl ölündüğünü bilseydim keşke. Ama korkunç bir şey, bilemiyorum. Onun adı bile ürkütücü ve bugüne değin o sözcüğü nasıl bu kadar rahatlıkla ağzıma alıp yazmışım, anlayamıyorum.”

“Bazı anlar oluyor ki insan bir saç teliyle bir zinciri koparabileceğine inanıyor.”

“Benimle ilgili kararın açıklandığı andan itibaren, kim bilir, uzun ömür sürmeyi umut eden kaç kişi ölmüştür?”

“Tanrım, başım daha yere düşmeden, bütün saçlarım bembeyaz olacak!”

“Saat üçü çalıyordu, zamanın geldiğini haber verdiler. Titredim, sanki Altı saattir, altı haftadır, altı aydır başka bir şey düşünüyormuşum gibi. Beklenmedik bir olay etkisi yarattı bu bende.”

“Ve yine de, ey sefil yasalar, sefil insanlar, ben kötü biri eğilim!”

Eğer birgün kitabı okursanız sizde farkında olmadan satırların altını çizerken bulacaksınız kendinizi… Klasik okumya başlamak isteyenler bir çırpıda okunan bu roman ile başlayabilirler. Keyifli okumalar!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here