Tarihler 5 Nisan 2016 tarihini gösterdiğinde daha önce Alan Wake, Max Payne gibi yapımlarla karşımıza çıkıp yüksek oranda da takdir toplamış olan Remedy Entertainment Stüdyosu’ndan Quantum Break adlı bir oyun çıkageldi. Hazır sıradaki oyun olan Control gelmeden, Quantum Break oyununa bir göz atalım dedik. Buyurun gelin.

Hikaye ve Dizi

Oyunumuz direkt olarak ana karakterimiz olan Jack Joyce’un bir röportaj konuşmasıyla başlıyor. Jack, başından geçenleri karşısındaki kadına anlatmaya başlıyor, bizim de hikayemiz tam da burada başlıyor. Jack’in altı yıldır görmediği arkadaşı Paul, bir proje üzerinde çalışmakta olduğu üniversiteye Jack’i çağırır. İcat ettiği “şey”i göstermek için. Paul’la beraber çalışan Will (Jack’in erkek kardeşi) ise bu projenin felaketler meydana getireceğini öne sürer, ki tahmin edebileceğimiz gibi öyle de olur. Paul’un göstermek istediği proje olan bir nevi zaman makinesi gibi çalışan projede bir hata meydana gelir ve karakterimiz Jack Joyce bu hatada mağdur olarak özel güçler kazanır. Birkaç dakika sonra ise gelecekten gelen bir Paul’la karşılaşan Jack, Paul’un çok değiştiğini görür. Ve kötü karakterimiz de bu şekilde belli olur. Anlattıklarım biraz spoiler içeriyor gibi gelse de bunlar oyunun açılış kısmı sadece yani ilk yarım saati falan.

Hikayemiz ilk bakıldığında güzel geliyor. Hele ki süper kahraman öykülerini, bir anda beklenmedik güçler kazanan karakterlerin hem güçleriyle, hem de düşmanlarıyla mücadele etmeye çalıştığı öyküleri seviyorsanız muhtemelen Quantum Break’i de sevmeniz çok uzun sürmeyecektir. Ta ki ilk bölüm bitene kadar. Oyun kısım kısım ilerliyor. İlk kısım bittiğinde size hikayenin geleceğini belirleyecek bir seçim hakkı bile sunuyor. Hatta bu seçimi kötü karakter olan Paul’un gözünden yaptırıyor ki benim en çok hoşuma giden kısım bu oldu, oyuna ve hikayesine olan ilginiz artıyor.

Oyun yapımcıları maalesef ki her kısım arasına live-action dizi bölümleri koymaya karar vermiş. Bu ilk başta hikaye seven biri olarak benim hoşuma gitti. Oyunda oynadığımız, yanımızda dolaşan karakterleri bir de canlı seyrediyorduk bu çok heyecan vericiydi. Fakat elinizde controller ile oyun oynarken bir anda yirmi dakikalık videolar izlemeye başlayınca oyuna geri döndüğünüzde aynı heyecan devam etmiyor. Eliniz soğumuş oluyor. Ben pc üzerinden controller oynuyorum ve oyun kısmı tekrar geldiğinde controller’ı tekrar bağlamak zorunda kalıyorum. Bu tabii ki geçerli bir gerekçe değil fakat ne anlatmak istediğimi anlatabildiğimi düşünüyorum.

Hikaye anlatmak istediklerini ve anlatacak güzel bir hikayeye sahip olduklarını anlayabiliyorum ama “Keşke direkt dizi yapsalarmış.” veya “Keşke bir de dizi yapıp ikisini ayrı ayrı yayınlasaymış.” demekten de kendimi alıkoyamıyorum. Dizi izlemek istesem dizi izlerim yani ben controller’ımı elime alıp arkama yaslanıp oyun oynamak istiyorum oyun.

Oynanış

Oynanış kısmı ise az önce anlattığım hikayedeki karmaşık ve birazcık da saçma şeye göre çok daha sade ve temiz. Sade sıfatını bir eleştiri değil, hatta tam tersi bir övgü olarak kullanıyorum çünkü oyunun zaman yönetme özelliklerine alıştıktan sonra işimiz sadece yetenek kullanarak gelen düşmanları öldürmek, siper alıp ateş etmek ve tekrar siper almaktan ibaret. Ve rahatlıkla söyleyebilirim ki bu çatışma kısımları oldukça eğlenceli. Düşmanların biraz zor öldüğünü ve sizin ise çok kolay öldüğünüzü söyleyebilirim. Bu da oyuncuyu “zaman yeteneklerini” kullanmaya iten bir tercih olmuş.  Hele birkaç güçlü düşman var ki onlara karşı siperden sıkayım, ateş edeyim mantığı anında işlemiyor hemen dibinizde bitiyorlar.

Çatışma kısmının yanında, oyunda bir de ufak tefek platform ögeleri bulunmakta. Mesela; sürekli aşağı yukarı hareket eden bir rampayı zamanında durdurup onun üzerinden geçmek gibi. Bunlar bulmaca gibi oyuncuyu zorlayan şeyler değiller. Birkaç engelden sonra hemen kavrıyorsunuz zaten neye ne uygulayacağınızı.

Genel olarak oynanış kısmı bu şekilde. Çok detaylı ve kompleks değil ve bu gayet güzel. Görünen o ki yapımcı ekip “Sen oynanışta eğlenmene bak, asıl hikayeye odaklan hikayemiz çok iyi.” gibi bir düşünceyle eğlenceli tutmaya çalışmışlar. Ama işte o dizi olmasa o dizi. Hep bu diziler…

Gel Zaman Git Zaman

Kısaca özetlemek gerekirse, oyun bize mükemmel bir hikaye sunmasa da takip etmesi heyecanlı, güzel bir anlatım sunuyor. Oyunu yüksek oranda taşıyan kısım ise bu hikaye kısmı oluyor zaten. Oynanış kısmı da son derece yerinde. Ne biraz az ne biraz fazla. Tam olması gerektiği gibi hissettiriyor. Ki bu da gayet yeterli bence.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here