Gri                                                                                                                              Ben gri,

Güneşle ay, gül ve diken, sevgiyle nefret gibiyim. Cevaplanamamış sorular için boyandım bugün. Karşında söylenemediğim kelimeler kadar görünmez, hüznüne dökülmüş gözyaşları kadar belirginim. Ve oyuna küserek başlayıp, gülerek bitiriyorum.

Nefretin her seferinde damarlarından vücuduna yavaşça işleyişi geliyor gözümün önüne. Sonra kendini denizin derin sularına bırakışın. Fark ediyorum ki, bir zehri ancak daha güçlü bir zehir, siyahın seçilmiş en karanlık tonu öldürebilir.

Gökyüzüne bakıyorum. Sadece olduğu yerdeki bulutları aydınlatıyor ay. Garip, değil mi? Belki şuralarda, tam şuralarda bulutlar vardır. Kim bilir? Ama gökyüzünün grisine boğuluyorlar.

Sıkıca kırmızı balonunu tutan çocuğa bakışımda görüyorum balonun kaçışını, mucizelerin yokluğunu hissettirişini. Mucizelerin hiç bitmeyen bir şarkının tınısı kadar olduğunu. Balonu yakalayamayacak kadar kör, mucizeleri duyamayacak kadar sağır hisseden o çocuğun umutsuz bakışlarını seyrediyorum.

Ağlayarak dünyaya gelenlerin, kendisine ağlanarak gidişlerini izliyorum. Dile getirilenleri dinliyorum, bir de dile getirilemeyenler var, biliyorum. Vazgeçişlerin keskinliğini, dokunuşların masum yumuşaklığını seviyorum ben. Her saniyesinde düşünüyorum, sadece masallar mı mutlu sonla biter?

Ve son kararımı veriyorum Hâkim Bey, siyahla beyaz bir arada yaşayabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here