Aslında buraya yazılan denemelerden falan pek haz etmiyorum, zira siz okurların bu siteye giriş amacının bunları okumak olmadığının bilincindeydim. Lakin galiba artık benim de yazmaya ihtiyacım var. Ve sizin okumanızdan ziyade kafamdakileri dökmek istiyorum sadece, gerçekten çok doldum. Bir nevi bir yardım çığlığı belki de bu yazı, bilmiyorum. Aslında artık ne bilip, ne bilmediğimi de bilmiyorum. Kayboldum.

Çok yorgunum, ruhsal olarak gerçekten çok yorgunum. Kafamdaki hiç susmayan düşünceler artık kendi sesimi duymamı engelliyor. Gözlerim sürekli dolu dolu, yazarken ağlıyorum mesela. Ağlamamak için ellerime tırnaklarımı geçiriyorum. Nefes alamıyorum mesela, oksijen ağır geliyor. Mutluyum diyorum ama içten içe biliyorum ki gülümsemek, mutlu olmak anlamına gelmez. Ben hep gülümsüyorum mesela, ağlerken bile. Ciddi bir şizofrenik hal sizin anlayacağınız. Küçükken annem ‘Eğer sen hayata gülersen, hayatta sana güler’ demişti, ben o günden beri hayata gülüyorum, daha bir faydasını görmedim. Küçükken annelerimizin dedikleri sadece bizleri avutmak için miydi? Bilemiyorum…

Hayat her gün akıp geçiyor, nedense bazı zamanlar hiç geçmiyor. Ya da her gün birbirinin aynısı olduğu için artık ben fark edemiyorum. Ruhumda bir sorun var galiba, hep eksik. Dün biri bana dedi ki ‘Varsın ama yoksun’. Evet bedenen varım ama ruhum nereye kayboldu, ne zaman kayboldu bilemiyorum. İçimde bir şeyler eksik, onu biliyorum. Nerede düşürdüm içimdekileri onu bilmiyorum…

Diyecek çok şeyim var aslında, içimdeki içim bağırıyor ‘Yazsana!’ diye, çığlıklar atıyor dışarı çıkmak için ama ben onun ne söylemek istediğini duyamıyorum. Dışarı çıkmaya ihtiyacı var biliyorum ama çıkarsa bugüne kadar uğraştığımız her şey yok olur, onu da biliyorum. Dışarı nasıl çıkabilir ki, ben onu bu kadar güzel hapsetmişken? Hem o yüzeye çıkarsa, ben gülümseyemem ki, o zaman hayatın da bana gülümseme isteği de yok olmaz mı? Ne dersin anne?

İstemeden birileri oluyoruz bu hayatta, kendi seçimimiz olduğunu sanmıyorum. Ben bana verilen rolü oynuyorum, aslında çok da iyi oynuyorum. Lakin bu rolü oynarken, içime ne oldu, onu bilmiyorum. İçimde biri vardı eskiden, dışıma vuran… Şimdi o, güneş ışığı bile görmüyor. Ben de birileri oldum galiba sonunda, hani o kalabalıkta geçen birbirinden mutsuz o tonlarca surattan biri. Bir farkım var tabii! Benim içim mutsuz, ben değil.

Aslında dün böyle hissetmiyordum, bazen bir şeyler olur, uyursunuz ve uyandığınızda bir bakarsınız ki; dünya renksiz, dünya simsiyah, beyazı bile yok! İşte öyle uyandım bu sabah. Radyoyu dinlerken yolda, elimle camı kırmak istedim, istedim ki gerçek bir şey olsun hayatta. İstedim ki bir tepki göstereyim. Sonra kendi kendime dedim ki ‘Deli misin sen? Niye böyle bir şey yapasın?’. Deli miydim hakikaten yoksa deli olamayacak kadar uysallaştım mı bu koşuşturmanın içinde? Bilemiyorum…

Sanırım bugün mutsuzum, ama hala gülümsüyorum. Dedim ya şizofrenik bir durum benimkisi. Bana son zamanlarda diyorlar ki ‘Sen mutsuzsun’. Mutluydum aslında, her şey yolundaydı, gökkuşağı renkleri vardı her yerde ama galiba sonunda mutsuz oldum. Tebrikler, başardınız. Işığım söndü… Belki de siz bu yazıyı okuyana kadar ben toparlayacağım, bilmiyorum.

Üzerimde çok yük var, hissediyorum. Herkesi memnun etmek istiyorum, kimseyi tam olarak memnun edemiyorum. İnsanlar, insanlardan neden bu kadar çok şey bekliyor? Üstelik kimse sorsam aynı cümle ile lafa başlıyor ‘Ben senden çok bir şey beklemiyorum ki…’ sonra bu cümlenin devamında o muhteşem bir beklentileri geliyor. Ben sizin beklentileriniz için mi varım? Descartes düşündükçe var oluyordu; benden bir şey beklemezseniz ben yok olur muyum? Bilemiyorum..

Neyi anlatmak istediğimi bilmiyorum, sizin de başınızı şişiriyorum. Belki de çoktan okumayı kestiniz, kesin zaten! Burada size yararlı bir şey yok… Burada kimseye yarar bir şey yok. Lakin olurda biriniz bile buraya kadar bu yolda bana eşlik ettiyse, ona teşekkürlerimi sunarım. Neden bilmiyorum ama biriniz buraya kadar okumuş olsun istiyorum. Zannedersem böyle hisseden tek insan olmadığımı, birinin beni anladığını bilmek istiyorum. Bencillik insanın doğasında var, bak onu biliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here