Bugün, sizlerle yaşamın hakkını verebilmiş bir kadının “Duy beni”lerini paylaşmak istedik. Maddi imkansızlıklar sebebiyle bir bodrum katına yerleşen kadının sesini. Biz okurları olarak o bodrum katına çok şey borçlu olduğumuzu hissettiren kadının hikayesini… Evet, şiirin defolu dişi kelebeği: Didem Madak!

1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Tezgahtarlık, sekreterlik, anketörlük gibi işlerde çalıştı.

Şiirleri pek çok dergide yayımlandı, bazıları; Ludingirra, Akatalpa, Öküz ve Sombahar’da yayımlandı. Grapon Kağıtları isimli ilk kitabı İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü aldı.

2008’de kızı Füsun dünyaya geldi.

Tıpkı annesi gibi kansere yakalandı, Didem Madak. 24 Temmuz 2011’de, yani 41 yaşında kolon kanseri nedeniyle yaşamını yitiren şair Didem Madak’ın naaşı Edirnekapı’da defnedildi.

Hayatının her karesi sancılı olan çiçekli şiirlerin kadını Didem Madak bu sancılarını en güzel şekilde şiirleştiren nadir Türk Edebiyatı yazarlarındandır.

“Doğdum doğurdum
Bir insan nasıl büyüyor gördüm
Hayatta kalmak için
Ve hayatta kalmanın yanında
İnandım şiir bir gevezelikti
Şimdi 128 harfli bir şiir var karnımda
Satırlar artık bomboş
İçimde durmadan bölünen şiirler
Birlikte yok olacağımız şiirler…”

(Pulbiber Mahallesi s.113) 

Yukarıdaki satırlar, Didem Madak’ın kanserden ölmeden bir süre önce kız kardeşi Işıl’a  “son yazdığı şiir olarak” okuduğu 128 Dikişli Şiir’den.

“iki sigaram kaldı bu gece için maviş anne
iki muhabbet kuşum.
iki kendim varmış maviş anne
biri benmişim, biri mutsuz
ben ölürsem maviş anne, mutsuza kim bakacak?
dünyaya bile bir dünya anne lazım.
biri sen ol maviş anne, biri ben.
dünyanın bütün sabahlarına iki bilet al da
birlikte gidelim maviş anne
bana da kendi serüvenimden bir yer ayırt,
şefkate söyle o da gelsin.
özledim onu, o da gelsin saçlarıma dokunsun
bilir misin, büyüler bile ninniyle büyür
temiz kokan pazen gecelikler, şehriye çorbası…
hepsi, hepsi ninniyle büyür.
bilir misin maviş anne?
ben çekildiğim her fotoğrafta
defolu bir kelebek gibi çıkarım.

/mutsuza kim bakacak

Kızının doğumundan sonra pek bir şey yazamayan Didem Madak’ın son olarak ödül töreni sırasında tanıştığı arkadaşı Şükran Yücel’e gönderdiği e-postadaki metin şöyledir:

“Canım kızım sana mektup yazacağım. Çünkü artık başka bir şey yazamıyorum. Bu konuda pek de dertli değilim doğrusunu istersen. Sen bana belki bugüne kadar yazdığımdan başka türlü bir yazı yazmayı öğretirsin. Kendimi bir sonbahar ağacı gibi hissediyorum. Mutlu bir sonbahar ağacıyım ben. Yere düşen yapraklarımı eğilip topluyorum. Saçıma tutuyorum. Bakın yakışmış mı diye soruyorum. Sonra yaprakları havaya savuruyorum. Ben iki kişilik bir kabilenin me isimli kölesiyim. Çünkü sen acıktığında me diye ağlıyorsun ve bu ismimi seviyorum reis! Canım kızım, cehaletimden şair oldum…

Annesizlikten.

Sen sakın şair olma!”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here