Her şehrin bir büyüsü vardır. Fakat bazı şehirlerin ki biraz daha fazladır. O  zaman büyülü bir şehirlerden bir tanesini tanımaya ne dersiniz? Bugün sizlere Midyat şehrini tanıtacağız.

Midyat değince aklıma rengarenk gökkuşağı gelir. Hiçbir rengin bir diğerine üstünlük taslama çabasında olmayan bir renk seramonisidir kendisi. O yüzdendir her gelen kendinden bir şeyler bulmuştur.

Bu güzel şehrin tarihçesine beraber bakalım.

Midyat, dinlerin (İslam, Hristiyanlık ve Yezidilik) ve dillerin (Türkçe,Kürtçe, Arapça ve Süryanice ) buluşma noktasıdır. MÖ 9.yy Asur tabletlerinde Matiate olarak tanımlanır. “Matiate”, Aramice /Süryani bir isimdir ve “mahallesim”, “vatanım”, demektir. Asur kralı 2.Turabdin‘in Aramiler talan ettikten sonra, bu savaşın tarihi tablalara yazılmıştır. Midyat’taki ilk Süryani Hristiyanlar da mağaralarda yaşardı. Midyat tarih boyunca birçok kere kuşatılıp talan edilmiştir. Son olarak 1.Dünya Savaşı‘nın karanlık günlerinde, “Ferman” yılında, kasaba sakinlerinin üçe ikisi 1. Dünya Savaşı’nda yaşamını kaybetmiştir. Ancak 1930 yılından sonra kasaba yeniden canlanmış: Kiliseler, evler ve bazı mekanlar onarılmıştır. Ondan sonra yerleşim düzeni zamanla oturmaya başlamıştır.

Mardin ilinin en geniş ve nüfus bakımından en kalabalık ilçelerinden biridir. İlçeye bağlı 43 köy ve mezraa bulunmaktadır. Midyat’da Müslüman olarak Kürtler , Türkler ve Araplar yaşamaktadırlar. Diğer din ve gruplar ise Hristiyanlık dinine mensup Süryaniler , Ermeniler ve Keldaniler yaşamakta bu dil grupları mezhep olarak aralarında Katolik, Ortodoks ve Protestan  olmak üzere üç mezhebe ayrılırlar. Hristiyanlar’ın çok az bir kesimi kendi aralarında Süryanice konuşmaktadır. Keldanice ve Ermenice bu bölgede unutulmuş dil gruplarıdır ve konuşulmamaktadır. Midyat’da bu dinlerin yanı sıra sayıları çok az olmakla beraber Yezîdî dinine mensup insanlar da yaşamaktadırlar. Bu nedenle Midyat’a “Diller ve Dinler Şehri” denir.

Süryanilerin milattan önceki tarihleri, eski Mezopotamya‘da yaşayan ulusların tarihidir. Süryani halkının kökleri de eski Mezopotamya’nın en eski tarihsel dönemine kadar inmektedir.

Yukarı Mezopotamya‘nın yazılı tarih evresi yalnız Asurlar ile başlar. M.Ö. 3000’lerde Sümerler‘in kuzeyinde yer alan Asurlar ve Akadlar, Fırat’ın orta kesiminde, çok sayıda bağımsız site devletleri kurmuşlardır. Buradaki halk, Sümerlere benzeyen bir medeniyetten oluşmaktadır. Bu kabile, bir Sami dili olan Asurca ve Akadca/Aramice  konuşuyordu.

İki yerleşim biriminden oluşan, dinlerin ve dillerin birleşme noktası, “Gelen ağlar giden ağlar” sloganı ile adeta özdeşleşen Midyat GAB en gelişmiş ilçelerinden biridir. 1990’lı yıllardan itibaren okur yazarlık oranında büyük bir ilerleme yaşanmıştır. Geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. 2000’li yıllardan itibaren İlçede çekilen Dizi Film ve Sinema Prodüksiyonları sayesinde unutulmakta olan Midyat’ta yaşayan tüm toplulukların ortak değeri olan Telkari (Gümüş İşleme) sanatında büyük gelişme yaşanarak bu sanat tekrar canlanmakta olup endüstri haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Bu çalışmalar iç ve dış turizmin gelişmesine de katkı sağlamıştır. Midyat’a özgü mimarisi olan ve adını yine Midyat’tan alan “Midyat Evleri“ni süsleyen “Taş İşleme Sanatı” (Nahid) da Midyat’ta yaşayan tüm toplumların ortak değeri olarak ayrı bir önem taşımaktadır.

Tarihi Mekanları:Konuk evi, Mor Gabriel Manastırı,Midyat eski kent,Meryem Ana Kilisesi,Cevat Paşa Camii,Beyaz su,Yer Altı Müzesi,Sokakları başlı başına bir açık hava müzesidir.

Eğer yolunuz düşerse bu şehre bir dibek kahvesi içmeden dönmeyiniz derim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here