14 Şubat Dünya Öykü Günü’nü bir edebiyat düşkünü olarak anmamak, anılmasına vesile olmamak çirkin bir davranış olurdu. Öykü Günü’nü anlatmadan önce öykünün ve öykücülüğün dönemsel gelişimlerinden bahsetmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Belki çoğu bilgi, lisede ‘Türk Edebiyatı’ ders kitaplarında sıkkınlık ve bıkkınlık ile okuduğumuz satır aralarıdır sadece fakat bu bilgiler, bizim kültürümüz. Bu topraklar üzerinde yaşayan her insanın en azından aşina olması ve sahip çıkması gerektiğine inandığım bilgiler ile bir girizgah yapacağım ilk olarak. Şimdiden iyi okumalar dilerim, dünya öykü günümüz kutlu olsun.

Öykü Türünün ve Öykücülüğün Dönemsel Gelişim ve Değişimi:

İlk  Çağ  Anadolusu’ nda   tarihi  olayları  anlatma yolu ile kendini gösteren öykü,  Orta  Çağ’da  özellikle  Hindistan’da  “Binbir  Gece  Masalları”, bir öykü geleneğinin ilk eserlerindendir. Bu  gelenek,  Arapçadan yapılan  çevirilerle  Avrupa’ya masal, efsane,  rivayetler ile yayılıp öykü türünün gelişmesine ve çoğalmasına olanak sağlamıştır. Batı dünyasında hikayeye bugünkü  anlamda ilk edebi kimlik kazandıran kişi, İtalyan yazar   Boccacio’dur. XVI. yüzyılda yazdığı “Decameron” adlı eseriyle ilk hikaye örneğini vermiştir. XVIII. yüzyılda Voltaire bunu geliştirir. Rönesans’ın da etkisiyle de XIX. yüzyıl  edebiyatının en yaygın türü olmuştur. Alphonse Daudet ve Guy  de Maupassant gibi Fransız yazarlar, İngiliz edebiyatında Stevenson ve Rudyard Kipling önemli eserler vererek hem bir kültür ve gelenek oluşturmuşlar, hem de bizlere aydınlık bir yol bırakmışlardır. Mark Twain, John Stainbeck, Anton Çehov gibi sanatçılar, mizahi  hikayeleriyle bu alanda ün kazanmışlardır.

Ülkemizde ise destanlar, halk hikayeleri ve masallarla eski bir temeli olan bu tür, XIV. ve  XV. yüzyılda “Dede Korkut Hikayeleri”  ile çağdaş  hikaye tekniğine yaklaşmıştır. XIX. yüzyılda  Tanzimat ile   gelen  yeniliklerle  birlikte Emin Nihat,  on iki parçadan  oluşan ‘’Müsameretname” adlı eseriyle ilk öykü denemesini yazar. Ancak bu öyküler, “Binbir  Gece Masalları”nı hatırlatır niteliktedir. Bugünkü anlamda ilk  hikaye örneğini, Ahmet  Mithat Efendi, “Letaif-i   Rivayat’’ (söylenegelen güzel şeyler) adlı eserini yazarak vermiştir. “Kısadan  Hisse” ile bu türü geliştirmiş, Sami Paşazade Sezai de “Küçük  Şeyler” adlı eseriyle modern hikayeyi oluşturmuştur. Edebiyat-ı Cedide döneminde yalın diliyle dikkat çeken Halit Ziya Uşaklıgil, titiz gözlemciliğiyle gerçekçi hikaye geleneğini başlatan yazardır. Bu dönemin diğer yazarları; Hüseyin Rahmi Gürpınar, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu ve Saffeti Ziya idi. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra gelişen Milli  Edebiyat akımıyla birlikte hikayede toplum ve siyaset problemleri işlenmeye başlanan bu dönemde Ömer Seyfettin, Türk hikayeciliğinde yeni bir çığır açmıştır. Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay izledi. F. Celalettin, Selahattin Enis, Sadri Ertem, Cemal Kaygılı, Sebahattin Ali, Kenan Hulusi Koray, Nahit Sırrı Örik, Bekir Sıtkı Kunt, Mahmut Şevket Esendal; Cumhuriyet Dönemi hikayesini hazırlayan isimlerdir. Cumhuriyet Dönemi, 1930’lar sonrasını kapsar. Bu dönemde alışılmışın dışında bir hikaye dünyası kuran Sait Faik Abasıyanık, Halikarnas Balıkçısı, (Cevat Şakir Kabaağaç) diyalogların usta yazarı Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Samet Ağaoğlu, Sabahattin Kudret Aksal, Kemal Bilbaşar, Kemal Tahir ve Ahmet Hamdi Tanpınar, hikâye yazarları olarak ön plana çıkmıştır.  Günümüzde Türk hikayeciliği ise  geniş bir konu ve üslup zenginliğiyle sürmektedir.

Dünya Öykü Günü Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Dünya Öykü Günü’nün kurucusu Özcan Karabulut, bu gün ile ilgili şöyle diyor:

“Herhangi bir gün de olabilirdi ama neden 14 Şubat olmasın? Size şaşırtıcı gelebilir. Dünya Öykü Günü olarak 12 Eylül’ün olmasını öneren şair dostlarımız da vardı. Bu öneriyi kabul edemezdik, değil mi? Sait Faik, ‘Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey.’ diyor. Biz, ‘Paylaştıkça, çoğaldıkça bir anlam kazanır. diye ekledik ve Sait Faik’in bu sözünden hareketle dünya öykü gününün kutlanacağı gün olarak 14 Şubat’a karar verdik. Ankara’da Kitapkurdu’nda ülkemizin dört bir tarafından gelen öykücülerimizle tartıştık ve bu günü benimsedik. Öyküyle, sevgiyle, Sevgililer Günü’yle birleştirilen bir gün oldu; 14 Şubat. Öte yandan hiç de basit bir değerlendirme olmaz diye düşünüyorum. Öykü, bizim sevgilimiz aynı zamanda.

Özcan Karabulut’un 1996 yılında çıkardığı Düşler Öyküler dergisi, 1997 yılında Ankara Öykü Günleri’ni başlatmış. Bu da, Kasım 2003 ‘te 69. Uluslararası P.E.N. Dünya Kongresi’nde onaylanan Dünya Öykü Günü’nü doğurmuştur.

“ İnsanı insan yapan düşleridir, siz yeter ki düş kurun ve düşünüzün peşinde koşun. Biz öykücüler, bir düş kurduk ve düşümüzün gerçekleştiğini gördük.”  diyor Özcan Karabulut.

Dünya ve Türk Öykücülüğünden Örnek ve Alıntılar:

Sait Faik Abasıyanık- Semaver

Düşünmeye başladığım zaman, nasıl filmlerde bazı kırılan otomobillerin aksamı tekrar birbiriyle süratle buluşup birleşirse, benim de içimde kırılan şey öylece birleşti.

Ömer Seyfettin- İlk Düşen Ak

İçmem. Kumar oynamam. Eğlence sevmem. Kalabalıktan hazzetmem. En sevdiğim şey okumakla -ama edebî şeyler okumakla- düşünmektir.

Orhan Kemal- Eskici ve Oğulları

“Bozuldu ağa bozuldu, dünya kökünden bozuldu. Üstüne bastığım toprak ayaklarımın altından kayıyor sanki. Bugün dünü arıyoruz, yarın da bugünü arayacağımızdan şüphen olmasın.”

Memduh Şevket Esendal- Ayaşlı ile Kiracıları

“İnsan, ölünce ne kadar çirkin oluyor! Niçin her şey doğarken adama güzel görünüyor da, ölürken çirkin?’’

Haldun Taner, On İkiye Bir Var

“Zamanın, dolayısıyla yaşamanın şuuruna varabilmenin en iyi yolu, saatler ortasında yaşamaktır.”

Anton Çehov- Kunduracı ile İblis

“Evde oturup Tanrı’ya dua etmek varken, savaş arabasına kurulan firavun gibi ekmek kavgasına çıktık, işin yoksa uğraş, didin…”

Franz Kafka- Milena’ya Mektuplar

“Bir soru: Hangi suçlarla itham ediliyorsunuz? Evet, ben insanları mutsuz ettim ama sürekli olarak beni suçlamadılar, sadece sessiz kaldılar, sanırım kendi içlerinde bile beni suçlamadılar. Bu insanlar arasında sahip olduğum ayrıcalıklı bir özellik.”

Edgar Allen Poe- Morg Sokağı Cinayeti

“Eskisi gibi yüzüne gülmeye devam ettim, onu nasıl boğazlayacağımı düşünerek gülmekte olduğumun farkında varmadı.”

Sabahattin Ali- Kürk Mantolu Madonna

Niçin rüzgarlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz?”

Yaşar Kemal- Binboğalar Efsanesi

“Herkes göremez yavrum. Yalnız günahsızlar, iyilik severler görür onları. Kötü insanlara, kuşlara, arılara, insanlara zulüm yapanlara gözükmez onlar.”

Füruzan- Gül Mevsimidir

‘’ Öylesine güzeldin ki bizim semtte senin güzelliğinde hiçbir şey görmemiştim o güne kadar, demişti. Ne ağaç, ne çiçek , ne insan, ne de bir eşya.. Gülüvermiştim. ‘’

Lev Nikolayeviç Tolstoy- Savaş ve Barış

“Elma olgunlaşınca düşer. Peki neden?Yerçekimi yüzünden mi, sapı inceldiği için mi, rüzgar salladığı için mi, altında duran çocuk onu yemek istediği için mi?’’

Mahir Ünsal Eriş- Sarıyaz

“Şüphe; sulayıp sakınmak, budayıp ilgilenmek gereken bir çiçek değil, istenmeyen bir ayrık otu. Kendi kendine büyür de büyür, yayılır da yayılır.”

Ernest Hemingway- Yaşlı Adam ve Deniz

“İnsan yenilmek için yaratılmadı, dedi dokunaklı bir sesle. Âdemoğlu mahvolur ama yenilmez.”

Yaşar Nabi Nayır- Yeni Hikayeler 1950

“Ölümü anlamak için, ölü sükunetine ihtiyaç vardır.”

Vüs’at O. Bener- Kapan

‘’ Bilinmezliği kestirebilmek için, umut saçmalığına sığınabilirsin. Gülünür. Dahası, delimtirek kahkahalar atılır. Belki böylesi yöntem, yaşamaya bağlı tutar insanı. ‘’

Kemal Tahir- Göl İnsanları

“Allah’ın insan icadı olduğunu anlamak için dahi romancıların insanlarına, dahi ressamların tablolarına, dahi kompozitörlerin eserlerine veya dahi aktörlerin temsillerine bakmak yeterlidir.”

James Joyce- Dublinliler

“Manzarayı seyrederek hayatı düşündü ve (hayat üstüne düşününce hep olduğu gibi) hüzünlendi. Yumuşak bir melankoli kapladı içini. Kadere karşı mücadelenin boşunalığını duydu, çünkü bunca çağdan ona miras kalan bilgelik yükü buydu.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here