Hakkında bu kadar şiirler yazılan, uğruna dağlar delinen, “Ya benimsin ya toprağın” dedirten bu kadim Aşk, nedir? Edebiyatçılar onu nasıl tanımlamıştır.

Tdk’ye göre aşk; “bir kimseye ya da bir şeye karşı duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.” olarak tanımlanmıştır.

Edebiyatçılar aşk hakkında pek çok şey söylemişler. Her birinin aşka bakışı farklı ve özeldir.

Flaubert’e göre; “Merak. Birine karşı ansızın merak duymaya başlarsınız, korkunç bir merak. Onu tanımak, onunla doğmak, dünyaya onunla yeniden gelmek tek amacınız haline gelir. Aşka en uzak cümle senden nefret ediyorum değil, bilmek istemiyorumdur.”

İskender Pala’ya göre ; “Uyumadan önceki son şey, uyandığın zamanki ilk şey aşktır.”

Bukowski’ye göre;  “Aşk güneş doğmadan önce görülen bir sise benzer. Bir süre devam eder ve hemen ortadan kaybolur. Aşk gerçekliğin ilk gün ışığıyla yok olup giden bir sistir.”

Goethe’ye göre ise; “Aşk, zaman kaybından başka bir şey değildir.”

Montaigne’ye göre; “Aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir.”

Oscar Wilde; “Aşk karşılıklı bir yanlış anlamadır…”

Haruki Murakami’ye göre; “Aşık olan herhangi bir kimse kendi içindeki kayıp parçaları aramaya koyulmuştur aslında. Bu yüzden aşık olan kişi, aşık olduğu kişiyi düşündüğünde bir hüzne kapılır. Çok uzun zamandır görmediğiniz anılar dolusu bir odaya adım atmak gibidir bu.”

Sabahattin Ali’ye göre; “Aşk bütün mantıkların dışında ve tarifi imkansız olan mahiyeti bilinmeyen bir şeydir. hoşlanmak ve sevmek başka istemek bütün ruhu ve vücuduyla her şeyi ile istemek çok daha başka bir şeydir.”

Konuya bir de filozofların penceresinden bakalım.

Jean Paul Satre’ye göre; “Aşk iki insanın bilinçlerini birleştirme çabasıdır. Boşuna bir çaba çünkü insan kendi bilincine mahkumdur.”

Nietzsche; “İnsan arzularını sever, arzuladıklarını değil.”

Platon’a göre ise; “Aşk,ciddi bir akıl hastalığıdır.”

Osho’ya göre; “Kimse size aşkı öğretemez. Aşkı ancak kendiniz, içinizde ve bilincinizi daha yukarıya çıkararak bulmak zorundasınız. Ve aşk size geldiği zaman artık sorumluluk ortadan kaybolur. Yaptıklarınız onları sırf sevdiğiniz kişi için yapıyor olduğunuz için hoşunuza gitmeye başlayacak.”

Delacroix ise; Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden çok farklı bir dil gerekir.

Bilime göre; Aşk diğer tüm duygular gibi tamamen hormonal bir sürecin sonucunda vücudumuzda oluşan tepkilerin toplamında hissedilen bir duygudur. Aşk duygusuna neden olan temel hormonlar ve kimyasallar olarak karşımıza sinir büyüme faktörü, östrojen, dopamin, norepinefrin, serotonin, oksitosin ve son olarak vazopressin çıkmakta. Aşkın bize karmakarışık hisler yaşatmasının nedeni, oldukça karmaşık bir hormonal dengeye dayalı olmasıdır.

Bence; Aşk,kalbi doldurup taşıran ve tüm hayata dolan bir enerji. Sevginin ve kalbin ötesinde bir şey. Onunla ne yapacağını bilemediğin bir sevgi yığınıdır. Peki ya sizce?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here