Merhaba arkadaşlar, bugün sizlerle Amerikalı sanatçı Edward Hopper’ın NightHawks (Gece Kuşları) adlı eserinin formel (görsel) analizini yapacağım.  Bu analizde tabloda gördüğümüz şeylerin dışında bir etken (ikonografi, tablonun sosyolojik bağlamı) dikkate alınmayacaktır. Dar anlamda gördüklerimizi yorumlayacağız. Görsel analizi yaparken şu yolu izleyeceğim: Tablonun ölçeği, kompozisyon, içeriğin boyutsal analizi, form-biçim-şekil, çizgiler, renkler, ışık.  Tablo hakkında yapacağım bütün yorumlar, şahsi görüşümdür. Bu tablonun bir hikayesini çıkartmaya çalışacağım.

Öncelikle resme bakalım, resim size ne hissettiriyor? Tablonun vermeye çalıştığı mesaj nedir?

1-Tablonun Ölçeği :

Hopper, standart boyutlarda bir tuvale çizmeyi tercih etmiş. Ölçek açısından, sıra dışı bir şey göremiyorum.

Yükseklik: 84.1 cm; Genişlik: 152.4 cm

2-Komposizyon:

İlk bakışta tablo gayet sıradan bir şehir manzarası yansıtıyor. Gecenin geç vakitlerinde dört figürümüz, bir kafede resmedilmiş. Vaktin geç olduğunu, arkadaki dükkanların kapalı oluşundan çıkartabiliriz. Arkadaki yapıların dükkan olduğunu yazar kasadan anlayabiliriz.  Yüzleri görünen üç figürümüz ve arkası dönük bir adamımız var.

3-Derinlik ve boyutsal analiz: 

Resme ilk bakışımızda vurgulanan en öndeki yapı Phillies adındaki kafenin ön cephesidir. Ardından yoğun ışığın altında figürlerimizi görürüz. Sonrasında kafenin iç duvarlarını ve iki kat camın yarattığı bulanık görüntüyü, en son yolun karşısındaki sıra sıra dükkanları. Kafenin tek nokta perspektifi ile oluşturduğu derinlik, resmin merkez noktasına kaymaktadır. Bu derinliğin etkisini arttırıyor. Kafenin yonca yeşili dış hatlarıyla, iç mekânın yanık toprak rengi barmen masası arasındaki zıtlık derinlik hissini arttırıyor. Bu derinlik etkileriyle tabloyu iki parça gibi düşünebiliriz. İç mekan ve dış mekan.

4-Form-Biçim:

Dikkatle incelediğimizde dikdörtgen formunun sık sık tekrarlandığını göreceğiz. Örneğin kafenin geniş camekanlarında, kafenin ikinci penceresi ve iç duvar, arka plandaki dükkanların camekanları, kapılar, yukarıda kalan pencereler. Resmin geneline baktığımızda bu dikdörtgenler ve kareler hareketsizlik, donukluk, soğukluk etkisi yaratıyor. Eğik çizgiler, ovallik ve canlılık ışığın altındaki figürlerde görülüyor. Bu formların ve örüntünün sebebi şehir ve insanların arasındaki zıtlığa dikkat çekmek. Bu resimde kare ve dikdörtgen formları bana kalırsa dünyevilik, sağlamlık, sınır, donukluk, soğukluk anlamları taşıyor. Onun zıttı kıvrak çizgilere sahip figürler ise canlılığı, hareketi simgeliyor. Resim de binaların ve insanların arasında zıtlık formlar üzerinden böyle aktarılmış.

5- Çizgiler:

Resmin geneline düz çizgiler hakim. Hopper, özellikle kare dikdörtgen gibi formları elde edebilmek için dış mekanda düz çizgileri tercih etmiş. İç mekan, dış mekandaki düz çizgiler tarafından kuşatılmış. Hatta iç mekandaki dört figürümüz bile bir camekan ile dikdörtgen formu tarafından çevrelenmiş. Bu düz çizgilerin kıvrak çizgilere oranına bakarsak, Hopper binaların, şehirlerin, modern dünyanın insanları nasıl esir aldığını, içinde yaşadığımız ortamın nasıl bir hapishane olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bu etkiyi arttırmak için düz çizgi doğal olarak en iyi malzeme, ne demek istediğimi çizim üzerine daha rahat anlayabilirsiniz.

6-Renkler ve Işık:

Resimde ışık kafenin içinden sağ üstten gelmekte, neredeyse tüm sokağı aydınlatacak kadar ışık var. Işığın arka plandaki binaya yansıması güzel bir detay. Renklere gelirsek açık renkler ile başlayalım. En dikkat çekici olan iç mekanın duvarlarındaki beyaza yakın sarı rengi. Resme gayet canlı bir hava katıyor.  Bu rengin kullanılmasının birçok sebebi olabilir. Hopper, dikkatimizi iç mekana yöneltmek için bu rengi tercih etmiş gibi duruyor. Peki bunun sebebi ne olabilir? Figürler mi? Yoksa ışıklı binaların, marketlerin, işletmelerin bakışlarımızı cezbetmesini mi?

Diğer açık renk kafenin önündeki zemininin beyaza yakın mavi rengi. Beyaz yoğun olmalı çünkü renk gayet solmuş. Beyaz rengi katıldığı renkleri soldurur ve ölü bir renk ortaya çıkartır. Açık renklerin dengesine bakarsak, iç mekandaki sarı ile dış mekandaki mavi geniş bir alanı kaplayarak, zıtlıklar üzerinden denge yaratmış. Ön plandaki Phillies tabelası ve barmen masasındaki koyu kahve tonları birbirine paralel gayet güzel bir uyum yakalamış. Aynı şekilde, arka plandaki turuncumsu-sarı ve aşı boyası rengide.

Gelelim En Vurucu Kısma

En güzel kısmı sona saklamak istedim. Bu sebeple, şu ana kadar değinilmesi gereken en önemli noktayı pas geçtim. Öyle bir detay ki beni resim yorumlamaya aşık etmiştir. Bu detay, aslında resmin tam merkezinde durmaktadır. Eğer resimdeki dört figüre bakarsanız, üçünün muhtemelen bir şeyler konuştuğunu fark edebilirsiniz. Fakat dördüncü arkası dönük figürümüz yalnızlığı ile baş başa.

Kafenin dış cephesinin yonca yeşili olması, iki kat camın yarattığı  rengin yonca yeşili olması ve adamın üzerindeki kıyafetin yonca yeşili olması gölgeler ile birleşince adamımız arka plana karışıyor. Hopper, figürün arka planına bir kapı girişi koyarak gölgenin derinliğini arttırmıştır. Kasıtlı olarak karakterimizi sırtı dönük şekilde oturtarak üzerine daha az ışık düşürmüş bu sayede adamın sol tarafını gölgenin içerisine yerleştirmiştir.

Hopper, adamı merkeze koyarken onu görünmez kılmıştır. Belkide modern dünyanın bizi neden yalnızlaştırdığını anlatmaya çalışıyordu. Bunu yaparken de dahiyane bir yol izledi. Adamı resmin ortasında gizledi. Böylece asıl mesaj, ilk bakışta sıkıcı görünen bu tabloda ölümsüzleşecekti. Aynen anlatmaya çalıştığı düşünce gibi tablodaki adamda ilk bakışta gözümüzden kaçacaktı.

Gecenin karanlığında, yalnızlığı kendisi mi tercih etmiş yoksa yalnızlığa mı itilmiş bilmiyoruz. Tek bildiğimiz bir adamın, bir şehirde, insanların içinde yalnız olduğu.

Yazarın Notu: Umarım vaktinize değer bir yazı olmuştur. Yorumlamamı istediğiniz eser varsa aşağıya yazmayı unutmayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here