Merhaba arkadaşlar, şamanlığı kısaca tanımlamanın güçlüğünden dolayı sizlere şamanizmi bölüm bölüm anlatmayı tercih ettim. Bu serimin ilk bölümüdür. Amacım, İslam öncesi dönemde Türklerin eski inanışı olan şamanlığı sizlere tanıtmaktır.

Şamanizm Nedir?

Şamanlık ya da Şamanizm, şamanın gerçekleştirdiği ayinler ve sürdüğü adetler, inanışlar bütününe denir. Bu sebep ile şamanı anlamak, şamanizmi anlamaktır diyebiliriz. Şamanizm yayıldığı geniş coğrafya (Amazonlar, Kuzey Kutbu, Avrupa, Amerika Kıtaları, Orta Doğu, Orta Asya, Uzak Doğu) sebebiyle birçok çeşitliliğe sahiptir. Şamanlık, şamanın içinde yaşadığı doğaya, coğrafyaya, kültüre uyum sağlamaktadır. Dolayısıyla, Kuzey kutbunda yaşayan bir Eskimo şamanın davranışlarıyla, Orta Asya’da yaşamış bir Altay Şamanı arasında ciddi farklar vardır. Örneğin bir Eskimo şamanının ruh gücünü sembolize eden ruh-hayvanı fok balığı ya da kutup ayısı iken, bir Orta Asya şamanın ruhani yardımcısı geyik, atmaca, kurt gibi hayvanlardır.

Şamanlık çok geniş bir coğrafyaya yayılsa da, işlediği genel birkaç tema vardır. Bu temaları dar anlamda ve ilginç bilgilerle şu şekilde özetleyebilirim: Şaman, sıra dışı ritüeller ile kendinden geçerek (esrime), ruhlar dünyasına gider ve orada ruhların fısıltılarından; şifa tekniklerini, hangi bitkinin neye iyi geldiğini, kötü güçlerden korunmanın yollarını öğrenir.

Şaman, zorlu bir geçmişe sahiptir. Şaman olacak kişiler çocukluklarında büyük kazalar geçiren, erken yaşta uzuvlarını kaybeden ya da sosyal becerileri zayıf ketum, zekasıyla sivrilen çocuklar arasından seçilir. Yetişkinliğinde kendisine yıldırım çarpan ya da büyük kazalar geçiren insanlarda şaman olabilir. Bir şaman olma yolu da, rüyasında kendisini ziyaret eden eski bir şamanın kendisinin seçildiğini söylemesiyle olur. Başka bir bölümde “Kimler şaman olabilir?” detaylıca işlenecektir.

Şaman, geçirdiği bu hastalıklardan sonra tecrübeli bir şamanın eşliğinde, bazen zehirli bitkiler çiğneyerek, bazense uyuşturucu etkisi olan şeyler tüketerek kendinden geçer. Bu kendisinden geçme durumuna esrime denir. Şaman esrime ile ruhlar dünyasına gider ve orada eski şamanlardan -ki bazen bu eski şamanda kendisidir- şifa teknikleri öğrenerek kendisini iyileştirir. Bu durumu, Avatar – Son Hava Bükücü çizgi dizisini izlediyseniz, Aang’in ruhlar dünyasına giderek, diğer avatarlardan, bilgiler almasına ve o avatarların aynı zamanda Aang’in geçmişi olmasına benzetebiliriz.

Şaman olmak için kesinlikle seçilmiş olmalısınız. Orta Asya’daki Türkler bunu kendi mitolojileriyle harmanlayarak şamanlığa kutluk vazifesi yüklerler. Şaman, Gök Tanrı tarafından seçilmiş topluluğun özel bir üyesidir. Zaten şaman sahip olduğu beceriler ile toplum içinden sivrilen sıra dışı bir yapıya sahiptir. Bir yakut şamanın sözcük dağarcığı 12.000 sözcüğü buluyorken, o dili konuşan sıradan birisinin dağarcığında 4.000 sözcük bulunur. Şamanlar bu şekilde destanlarını ve geleneklerini hafızalarında taşırlar ve şamanlık eğitimi sırasında bir sonraki şamana aktarırlar.

Mircae Eliade, Şamanizm eserinde antropologların yazdıklarını şöyle aktarır:

“Şamanlar esrimeli danslarını seyircilerle tıka basa dolu bir yurdun içinde, iyice sınırlanmış daracık bir alanda, boy boy halkalar ve diğer çeşitli takılar şeklinde 15 kilodan fazla demirle bezenmiş giysiler içinde yaptıkları halde, asla hiç kimseye zarar vermezler. 68 Kazak- Kırgız baskısı kendinden geçmiş durumdayken gözleri kapalı olarak her yana atıldığı halde, ihtiyacı olan nesneleri hiç şaşırmadan bulur. Tüm hareketlere esrikken bile egemen olabilen bu şaşırtıcı denetleme yeteneği hayranlık verici bir sinirsel bünyenin göstergesidir.”

Şamanlığa göre, yaşadığımız dünya iyi ve kötü ruhların etkisi altındadır. Dünyamız bu ruhların sürekli savaştığı bir platform gibidir. Şamanın bu dünyada rolü ise “psychopompe” yani ruhgüderliktir. Şaman iyi ya da kötü ruhları kontrol ederek, güç kazanmaya çalışır. Bu güç ile alemler arasında seyahat edebilir, hava durumlarını etkileyebilir, hayvanlara dönüşe bilir, hayvanlarla konuşabilir ve uçabilir.

Şamanizm’in tanımının güçleştiren bir diğer sebep ise, Mircae Eliade’nin Şamanizm adlı kitabında bahsettiği şamanlığın anlam gelişmesine uğramasıdır. Önce şaman dediğimiz kişinin sıra dışı bir geçmişi olduğundan bahsettik. Eliade, bilim insanlarının bu özelliklerden herhangi biri ile karşılaştıklarında ya da sıra dışı bir inanç keşfettiklerinde, bu inançları gelişi güzel şekilde şamanlık ile özdeşleştirmelerine karşı çıkıyor. Hint, İran, Germen, Çin ve Babil şamanizminden bahsedilemeyeceğini savunuyor. Yani Eliade’ye göre her hekim şaman değildir ya da her kendisinden geçenin şaman olduğunu iddia etmenin, şamanlığın anlamını genişleteceğine, bu genişleme sonucu anlamının yok olacağına değiniyor. Ayrıca Eliade, bu basit tanımlardan en az yanılma payı olanı ‘şamanlık = esrime’ tekniği olarak tanımlıyor çünkü esrime gerçekten riskli bir süreçtir ve sadece uzman şamanlar eşliğinde yapılır.

Yazarın Notu: İlk bölüm için şamanlığı tanımlamanın güçlüklerinden bahsettim. Ayrıca elimden geldiği kadar şamanlığın genel temalarını anlatmaya çalıştım ki zihinlerimizde şamanlık ile ilgili birkaç imge, tasarım oluşsun. İlerleyen bölümler de bu temaları detaylıca inceleyeceğim. Bir sonraki bölümde şamanlığın ilk nerede ve ne zaman ortaya çıktığına değineceğim.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here