Çoğunlukla otobiyografik eserler yapan ve bunu da şöyle açıklayan “kendime çok fazla zaman harcıyorum ve her şeyden daha iyi bildiğim bir konuyum” Frida Kahlo, alışılmışın dışında bir sanatçıydı. Hayatı acı ve sanatla dolu olan Kahlo’nun hayatındaki talihsizlikler ve tuhaflıklar çok erken yaşlarda başlamıştı. İnanılmaz bir yaşam hikayesi var Frida Kahlo’nun. Yaşam hikayesi yerine yaşam mücadelesi demeli belki. Hayatı mücadele ile geçen güçlü bir kadın çünkü Frida. “Bir fahişe olarak doğdum” diyebilecek kadar cesur, “bir ressam olarak doğdum” diyebilecek kadar da kendine güvenen bir kadın öncelikle. Bugünkü konumuz aşkın, acının ve sanatın kadını Frida Kahlo!

Kahlo’nun hayatının trajedi ve talihsizlikle geçtiğini söylemiştik. Örneğin 1907’de doğmasına rağmen doğum yılını 1910 olarak değiştirmiştir. Bunun amacı, 1910’da başlayan ve 1920’ye kadar devam eden Meksika Devrimi ile arasında bir bağ kurmak istemesiydi. Bir diğer trajedisi ise, çocuk felci yüzünden hayatı boyunca topallayarak yürümek zorunda olduğu gerçeğiyle 6 yaşında yüzleşmesiydi. Üstelik bacakları da orantısızdı. Uzun etek giyerek bu kusuru gizlemeye çalışsa da, akranlarının alaylarından kurtulamamıştı.

Geleceğin sanatçısı Frida Kahlo, 18 yaşına geldiğinde ilk gerçek kabusu yaşadı: Korkunç bir kaza geçirdi. Doktorlara göre, böyle bir kazadan ve aldığı yaralardan sonra hayatta kalması bile bir mucizeydi. Komada kaldığı birkaç haftadan sonra uyandığında, resim yapmak için babasından ekipman satın almasını istedi. Babası, Frida’nın yatarak çizebileceği özel bir stand tasarladı, üstüne de büyük bir ayna yerleştirdi. Frida’nın kazadan sonra çizdiği ilk resim, aşağıda gördüğünüz ‘Otobüs’ isimli eser oldu. Sonraları kendisine yaşama gücü verip iyileşmesini sağlayan şeyin resim yapmak olduğunu söyledi.

Frida kazadan birkaç yıl sonra Diego Rivera ile tanıştı. Bu konuda ileride şöyle diyecekti; “Hayatımda iki kaza oldu: Biri otobüs tramvayla çarptığında, ikincisi ise Diego ile tanıştığımda” Diego ile tanıştığı sıralar, Kahlo çizim yapmaya yeni başlamıştı ve çalışmalarını saygın ve deneyimli bir sanatçıya göstermek istiyordu. Diego, resimleri beğendi. Böylelikle aralarında bir çekim oluştu. Çift 1929’da evlendi. Bu sırada Frida 22, Diego ise 43 yaşındaydı.  Evlendikten sonra yakınları onlara ‘fil ve güvercin’ lakabı taktılar.

Ne yazık ki çiftin çok mutlu bir evliliği olamadı. Zira Diego’nun bundan önceki evliliklerinin bitme sebebi olan durum Kahlo ile de devam etti. Diego, Kahlo’yu sayısız kadınla aldattı. Kahlo’da kocasının sayısız ilişkisinin farkındaydı ama bir şey söylemiyordu. Belki eninde sonunda kocasına dönmek istediğinden, evlerinde misafir olarak kalan Leon Trotsky adlı bir devrimciyle ilişki yaşamaya başladı. Bazı bilgilere göre ise, şair Vladimir Mayakovsky ve Meksikalı şarkıcı Chavela Vargas ile de bir ilişkisi vardı.

Kahlo, birkaç kez hamile kaldı ama gençliğinde geçirdiği talihsiz kaza nedeniyle gebelikleri hep düşükle sonuçlandı. Bununla ilgili duygularını da yukarıdaki tablosunda dile getirdi. Bu inanılmaz acı veren konuyu yansıtan en parlak çalışması, yukarıdaki ‘Henry Ford Hastanesi’dir. Başına gelen en üzücü şeyin düşükleri olduğunu sanırken, daha beteri ile tanıştı.

10 yıl süren evlilikten sonra, Diego’nun kendisini kız kardeşi Christina ile aldattığını öğrendi. Bununla yıkıldı ve boşanmaya karar verdi. Bu olay, Frida’ya aşağıdaki ‘A Few Small Nips’ adlı meşhur tablosunu çizdirdi. Aynı günlerde upuzun saçlarını kesip pantolon giymeye başlayarak, kadınsı tarzını değiştirdi.

1940 yılında, Kahlo, çok ciddi sağlık sorunları yaşamaya başlayınca hastaneye yattı. Diego onu ziyarete geldiğinde ise yeniden evlenme teklif etti. Frida Kahlo, kabul etti. Ancak Frida’nın durumu gittikçe kötüleşti. Birkaç ciddi ameliyat geçirse de büsbütün düzelmedi. 1953 yılında kangren olan bacağı kesildi. Aynı yıl, Meksika’da yatağında katıldığı kişisel bir sergi açtı.

Yakında öleceğini hisseden Frida Kahlo, günlüğüne şöyle yazdı: “Umarım gidiş, neşelidir. Ve asla geri dönmemeyi umuyorum.” Frida Kahlo’nun son çalışması olan ‘Viva La Vida’, ilham verici ve aydınlıktır.

Sanatçı 1954’te zatürre nedeniyle hayatını kaybetti. 1955’te yaşadığı ev, bugün de hayranları tarafından ziyaret edilebilecek bir müzeye dönüştürüldü ve ölümsüzleştirildi!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here