Tarih, hiç durmadan yazıyor elbet. Büyük bir saygı içerisinde kabulleniyoruz bunu. İsterim ki bir de biz tarihi yazmayı deneyelim… Tahmin edelim daha doğrusu. Gelecek insanlığı nasıl yazardı?

İnsanlığın tarihten silindiğini ve yerimizi başka bir uygarlığın aldığını düşünelim. Bizi nasıl anarlardı?

Olumsuz başlamayalım; Bilim ve teknoloji de ileri gidişimizden hoşlanırlardı.

•Ne kadar yalnız olduğumuza şaşırırlardı.

Muhtemelen aralarında “Yazık yahu şunlara bak hiçbir gezegenle dostlukları olmamış” muhabbeti dönerdi..

•Doğaya zarar vermemizi ve bunun bizi de etkilemesinin çelişkisinden bahsederlerdi.

Belki de bu yüzden yok olmuş olurduk…

•Dünya vatandaşı olmamamıza şaşırırlardı.

Bir düzine uzanan pasaport işlerini deli saçması bulurlardı. Herkesin bir ülkeye ait olması ve milliyetçilik kavramı üzerine uzun uzun konuşmalar dönerdi herhalde.

• Bu kadar çok eşyamızın olmasını garipserlerdi.

En çok şaşırdıkları eşyamız ‘Ataş’ olurdu. The Good Place’den Michael, bana bu farkındalığı verdiğin için teşekkürler.

İhtiyacımızdan fazla eşyalarımızı da şu sözlerle açıklarlardı: “İnsanlık tarihi ilerledikçe kendilerini hiçbir şeye ait hissedemediler, her yolu denediler.”

• Sanat yapıtlarımız onlara ilham olabilirdi.

Özellikle binalarımız. 🙂

Kesinlikle bedenlerimizi delmemizi anlamazlardı.

Üstüne bunlara aksesuar takmamızı hiç anlamazlardı…

•Kendi ırkımızı öldürmemizi anlamazlardı.

Belki intihar etmemizi de.

•Doğanın bize hükmettiği şeyleri garip bulurlardı.

Sel, yangın gibi şeyleri hata ve bilgisizlik olarak görürlerdi belki de.

İnsanlık için temel kaynağın renksiz tatsız bir “su” olmasını ilginç bulurlardı.

Bazı şeylere bağlılığımız onları şaşırtırdı.

3 gün su içmezsek ölürüz bilgisi onlara şükran duymayı hatırlatırdı. 🙂

• Fizyolojimizi çok garip bulurlardı.

Vücudumuzun bazı bölümlerinin işlevini anlamazlardı.

Saçlarımızı, kaşlarımızı…en çok da tırnaklarımızı.

• Evlilik kavramını sorgulayıp dururlardı.

“Bunlar ne yapıyor yahu?” derlerdi büyük ihtimalle.

•İnsanoğlunun azmini üstün bir özellik olarak bulurlardı. Bu konuda bize saygı duyarlardı.

Birbirlerine “Stephen Hawking’i hatırla. Başarabilirsin” de derler miydi?..

Birçok duygu yaşamamıza gıpta ile bakarlardı. 

Birilerinin en mutlu anıyken birilerinin acı çekiyor olmasını ilginç bulurlardı. Fakat yine de bir beden içinde hissettiğimiz bunca şey onlara inanılmaz gelirdi.

Bu duygulardan sanat eserleri çıkarmamızla bir “Vay be!” dedirtirdik herhalde.

Bir yönetilen sınıfı olmasına şaşırmazlardı.

“Her toplumda olduğu gibi.” tepkisini verirlerdi. Yöneticileri araştırır, uygulamalarına bakıp kendileri için ilham ararlardı belki.

• Mülkiyet kavramını garipseyebilirlerdi.

Bir şeyleri sahiplenip para karşılığında sahip değiştirmeyi garipsemeseler garip olurdu zaten.

•İnsan psikolojisi anlayabildikleri bir dal olmazdı.

Zor bir durumla karşılaştıklarında “Modern insandan daha zor” kalıplaşmış bir söz olarak çıkardı karşımıza.

Belki tarih eğitiminde asla geçilemeyen o dersi biz oluşturuyoruzdur. Tam da şuan.

•Belki de, bunların hiçbiri yaşanmazdı.

Belki sadece bir geçiş olarak düşünürlerdi bizi.

“Beyinlerinin sadece %10’unu kullandılar, kaybettiler. Biz daha gelişmişiz kazanacağız.” Derlerdi ardımızdan.

Bir yerlerde ne yaptığımız bilinmezken, huzurlu huzursuz uykularımızda, yokluğumuzda, her neredeysek yalnızca “Buralarda bizden önce dinazorlar, insanlar yaşamış” sözlerine sığardık belki.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here