Güneşlenmekte olan Diyojen’in başına dikilen Büyük İskender: “Dile benden ne dilersen” dediğinde, Diyojen: “Gölge etme yeter!” diyerek dünyanın en önemli hükümdarını başından savmıştır. Çünkü Diyojen’in değer yargısına göre karşısında dikilen hükümdar değil, bir zavallıdır. Dili çekiç bu adamın neden böyle düşündüğünü ancak onun hayat yolculuğundan öğrenebiliriz.

Diyojen’i Diyojen Yapan Olay

Diyojen, milattan önce 412 – 323 yılları arasında yaşadı. Sinope yani bugün Sinop dediğimiz ilimizde dünyaya geldi. Sinoplu Diyojen olarak da bilinir. Babası Hakesios, dönemin devlet bankasından sorumluydu. Pers hükmü altındaki bu devlet, vergi vermekle yükümlüydü. Bu vergiyi karşılayamayan devlet bankası çözüm olarak gizliden para basmayı tercih etti. Devlet  bankasının başındaki babası mı, yoksa Diyojen mi bu fikri ortaya attı tam bilinmese de, bu sebepten dolayı baba oğul sürgün edildi. Böylece Diyojen hayatının kalanını köle olarak yaşamaya mahkum edildi. Bu büyük trajik olay onun benliğinde silinmez izler bıraktı. İleride icra edeceği felsefesi doğal olarak zenginlik, fakirlik, özgürlük, tutsaklık, iyi, kötü kısacası değerler etrafında şekillendi.

Bir Kinik Filozof Diyojen

Diyojen, bir kinik filozofu olarak bilinir. Kinik, Yunanca da “Kyon” yani köpek, köpeksi anlamına gelir. Bu sebeple Diyojen, sanat eserlerinde köpeklerle birlikte tasvir edilmiştir. Kinikler bütün toplumsal değerlerin dışında, yani para, pul, şöhret, mülk, iktidar benzeri değerlerden kendilerini yalıtırlar. Kiniklere göre gerçek mutluluk bu dış etmenlerden bağımsızdır. Çünkü dış etmenler tamamen değişkendir, gerçek mutluluk bu değişken değerler üzerine kurulamaz. Bir gün paranızı kaybedebilir, bir gün şöhretinizi yitirebilirsiniz. Bu sebeple kinikler bu değişken değerleri reddetmenin onları gerçek mutluluğa ulaştıracağına inanırlar. Diyojen’in özellikle zenginlere ve şöhret sahibi kişilere “diş takmasının” sebebi budur. Bir fıçıyı kendisine ev bilmiştir. Yaşayışı felsefesine uygun, hayatta kalmaya yetecek kadar şeye sahip olup yalın bir hayat sürmüştür.

Diyojen ve Kseniades

Sürgünde kendisi korsanlar tarafından yakalandığı zaman, bir köle olarak satılmak için pazara çıkarılır. Orada ne iş yaparsın diye sorulduğunda “İnsanları yönetirim.” der. Daha sonra kafasıyla alıcılar arasından şık giysiler giyen Kseniades’i gösterir, “Beni bu adama satın onun efendiye ihtiyacı var.” der. Kseniades, bu ilginç köleyi satın alır. Diyojen, kendisini satın alan Kseniades’e dönerek “Hadi dediklerimi yerine getirmeye bak!” der. Kseniades: “Irmaklar tersine mi akıyor?” diye cevaplar. Diyojen ise “Hastalandığında bir hekim alsan, onun sözünü dinlemeyip, ırmaklar tersine mi akıyor mu diyeceksin?” der. Bu olaydan sonra Kseniades kendisinden etkilenir, çocuklarına hocalık yapması onu görevlendirir. Ayrıca evin tüm yönetimini Diyojen’e bırakır. Evi her anlamda düzenleyen Diyojen, bir süre sonra Kseniades tarafından “Evime iyi kalpli bir melek girdi.” diyerek övülmüştür.

Resmin merkezine yakın, merdivenlerde oturan mavi kumaş giymiş düşünceli adam Diyojen’dir.

Diyojen Hikayeleri

  • Diyojen, dar bir sokakta zengin bir Atinalıyla karşı karşıya gelir. Atinalı: “Ben köpeklere yol vermem.” diyince, Diyojen bir adım yana çekilir ve “Ben veririm.” der.
  • “Birçok kişi sana gülüyor Diyojen.” diyenlere “Ama ben kendime gülmüyorum.” diyerek cevap vermiştir. Nietzsche’nin kendi kendine yetebilen üstün insanı böyle bir şey olsa gerek.
  • Birgün yemekte kendisine köpek muamelesi yaparak önüne kemik attıklarında, o da köpek gibi davranıp kemik atanların üzerine işemiştir.

  • Bir genç onun yanında felsefe çalışmak istediğini söyler. Diyojen eline bir ton balığı verir ve arkasından gelmesini söyler. Bir süre sonra insanların küçümser bakışlarına dayanamayan genç utancından ton balığını bırakarak kaçar. Aradan zaman geçer, gence rastlayan Diyojen gülerek “Bir ton balığı dostluğumuzu bozdu.” der.
  • Bir akşam zenginlerin evine gider ve birisi zenginlerin huzurunda edepli davranması kendisine tembih edince, Diyojen önce adamın üstüne sümkürür daha sonra tükürür ve “N’apayım? Tükürecek daha kötü bir yer bulmadım.” der.
  • Diyojen, zeytin ile sabah kahvaltısı yaparken birisi ona çörek getirir. Çöreği aldığı gibi fırlatıp atar ve ardından “Hükümdarların yolundan çekil, yabancı!” der.

  • Gündüz vakti şehir meydanında elinde fener ile dolaşıp “İnsan arıyorum, göreniniz var mı?” diye sorar.
  • Bir gün cimrinin birinden para ister, adam duraksayınca “Senden yemek için para istiyorum be adam, cenaze için değil!” der.
  • Gök cisimlerinin hareketleri üzerine konuşan birisini görünce “Gökyüzünden ineli ne kadar oldu?” diye sorar.
  • Birgün yerdeki bir oyuktan elleriyle su alıp içen fakir bir çocuğu görünce Diyojen tasını parçalar ve “Şu küçük çocuğa bakın beni yalınlıkta geçti!” der.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here