Günaydın oyun dünyası. Bugün benim boş günüm. Ne okulum var, ne yapacak bir işim, ne de gidecek bir yerim. Aslında gidecek yerim yok demek yanlış olmuş olabilir. Hatta aksine gidecek çok yerim var. Kaer Morhen’in uzun ince surlarından tut da, Star Destroyer’ın görkemli koridorlarına kadar. İstesem yeşil boruların içine girip mantar bile toplayabilirim ben bugün. Açma – kapama tuşuna bastıktan sonra gidecek çok yerim var. Gel gör ki bu seyahatlerin hepsi şu sıralar ya çok pahalı, ya çok sıradan. Elime Hidden Blade takıp da yüksekten aşağıya kafamın üstünde atlasam, hem de bir de bunu eski Yunanistan’da yapabiliyor olsam. Ne güzel değil mi? Maalesef değil. Bir zamanlar güzeldi ama artık değil. Bu şekilde samanlığa kaç kere atladım haberiniz var mı? Hadi diyelim, bunu yapmak istemiyorum. Yüksek kulelere çıkıp harita mı açacağım? Bunu gerçekten yapacak mıyım? Bıkmadım mı artık?

Son zamanlarda tekdüzeliğin yanı sıra popülariteye de takmış durumdayım. Bir oyun veya oyun modu popüler olduğunda onlarca oyun firmasının çıkıp aynı şeyi tekrar etmesini sevmiyorum ben, sevemiyorum. Assassin’s Creed’leri, Far Cry’ları gömdüm fakat bu iki oyun serisini de fazlasıyla sevmekteyim, ne yalan söyleyeyim. Ama seviyor olmam ,aynı şeyleri tekrar yaptığımı hissettiğimde içime dolan o kötü duyguyu engelleyemiyor maalesef. Üzülüyorum ben, hem de çok üzülüyorum. Çevrim içi oyunlardan ziyad,e içinde bir hikaye barındıran tek kişilik deneyim sunan oyunları tercih ederdim, ki sorulunca hala bunu tercih ediyorum. Fakat bilgisayarımın ya da konsolumun başına geçince elim bunlara gitmiyor? Neden? Ben bilmiyorum.

Son zamanlarda oyun dünyasını meşgul eden “Acaba senaryolu oyunlar ölüyor mu?” sorusuna “Saçmalamayın olur mu öyle şey? Lütfen olmasın.” şeklinde yanıp yakaran ben, kendimi bu halde bulunca bir tık sorgulamıyor değilim.

Konunun başından buraya gelene kadar çok dağıldığının farkındayım. Neyden bahsettiğini bilmeyen, neyi anlatmaya çalıştığından kendisinin bile haberi olmayan birisinin yazısını okuyor gibi hissetmiş olabilirsin. Eğer böyle düşünüyorsan sorun yok demektir. Çünkü az biraz haklı olabilirsin.

Bugünümü nasıl geçireceğim konusuna geri dönersek, kendimi mükemmel senaryoların içinde görmek isteyerek bilgisayar başına oturtup, sonrasında ise Sihirdar Vadisi’nde günümü geçireceğim muhtemelen. Her boş günümde yaptığım gibi. Alamıyorum kendimi. Talon’la oradan oraya atlamaktan, Gnar’la bir büyüyüp bir küçülmekten kendimi alamıyorum. Yapamıyorum yani.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here