Bu hafta hiç bilinmeyen gruplardan ziyade biraz daha bilinen fakat ülkemizde benim bildiğim kadarıyla fazla dinlenmeyen gruplara el atacağız.

#1 Ghost B.C.

Bu grup hakkında söylenebilecek çok fazla söz bulamıyorum açıkçası. İlk dinlediğimden beri değişimde olan bir grup ve yaptıkları türe net bir şey demek güçleşiyor bu yüzden. Ancak her bir şarkısının birbirinden farklı olduğunu söyleyebilirim. Gerek karanlık temaları ile gerek şarkı sözleri ile ilginç şarkılar yapan Ghost B.C. dinlemeniz gereken gruplardan birisi.

#2 Daft Punk

Guy-Manuel de Homem-Cristo ve Thomas Bangalter tarafından oluşturulan bu grup ilk yıllarında maskesizdi ve aslında pek de elektronik müzik yapmıyorlardı. Gittikleri bir rave partisinde kalabalığın şarkılar eşliğinde nasıl transa geçtiğini gördüklerinde müziklerine yeni bir yön kazandırdılar. Bu sıradan bir yönden ziyade daha yaratıcı ve daha akıcı bir şeydi. Aradan geçen bir sürenin ardından Homework albümleri çıktı ve ikilimiz de maske takma olaylarına başladı. Homework’ün tutulmasıyla birlikte elektronik rave tarzına devam edebilirlerdi ama farklı bir şeyler istedikleri belliydi.

Her şarkılarında biraz daha değişen Daft Punk hakkında çok söz söylememe gerek olmadığını düşünüyorum. Şimdiye kadar dinlemediyseniz eski parçalarına bir göz atmanızı da tavsiye ediyorum.

#3 L.S.D. Orkestrası

Haklarında pek az bilgi olmasından dolayı bu grupla hiç karşılaşmamış olabilirsiniz ama emin olun çok tatlı 2 şarkısı mevcut. Belki daha da şarkıları vardır ama gerçekten ben başka şarkılarını bulamadım. Kendileri psychedelic rock ve garagepunk türlerinde şarkı yapan bir grup. Dönmeyen Sevgili ve Neye Geldim Dünyaya adlı iki şarkı 1967’de çıkmış ve ikisi de çok tatlı nostaljik ögeler içermekte. Eğer nostalji yaşamak istiyorsanız ve bunu kaliteli bir şekilde yapmak istiyorsanız bu grubu listenize alın.

#4 Prodigy

2019 senesi içerisinde intiharı ile sarsıldığım Keith Flint, Prodigy adlı bir grupta vokaldi. Kendisi yanlış hatırlamıyorsam Prodigy’e bir dansçı olarak katılıp sonradan Firestarter adlı şarkıyı söylüyor ve grubun vokali oluyor. Alışılagelmiş elektronik türlerinde şarkı yapmayan Prodigy, bence punk türünü elektronikleştirmiş bir gruptur. Şarkılarında garip bir bağımlılık mevcut ki ne zaman bir şarkısını açıp dinlesem bütün şarkılarını baştan dinliyorum.

Grubun burada pek seveni olduğunu düşünmesem de evleri olan İngiltere’de, Keith Flint’in cenazesi bir festivale dönüşmüştü. İnsanlar üzülmek yerine günün eğlenilmesi gereken bir gün olduğunu savunarak sıra dışı bir cenaze töreni ile uğurlamıştı Flint’i.

#5 Eluveitie

Benim dinlediğim sıralarda bu grubu ünlü yapan üyeler dağılmamıştı. Ne şanslıyım ki bu üyeler dağılmadan önce de Türkiye’de bir konser vermişlerdi ve gitme fırsatım da oldu bu konsere. Garajistanbul’da olan bu konsere birçok kişi gelmişti ve o minik alan için bu biraz sıkıntılıydı. Yine de içerinin tıklım tıklım olması o kadar da kötü değildi. Zira bu grubu bu kadar kişinin dinlemesi beni sevindirmişti. Konserleri hakkında güzeldi demek dışında bir şey diyemeyeceğim. Gelip bütün şarkıları tatlı ve eğlendirici bir şekilde çaldılar ve seyirciyle iletişim de kurdular.

Nedir bu grup niye başta bahsetmedin Yiğit diyeceklere, bu grup folk metal yapan bir grup diyeyim. Öyle tatlı melodiler öyle tatlı enstrümanlar kullanıyorlar ki sevmemek için ancak metalden nefret etmek filan gerek herhalde. Aynı zamanda Call of the Mountains şarkısını sadece İngilizce yapmayıp Almanca ve Fransızca’da kayıt etmişler ki konserde de bize sorup bu dilleri karıştırarak söylemişlerdi şarkıyı. Kısacası dinleyin, dinletin ben yazmaya devam edersem övgü yağdırmaya devam edeceğim sevgili okurlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here