Uzun ve sıkıcı geçen internetsiz günlerimin ardından tekrar sizlere bir liste hazırlıyor olmak beni mutlu ediyor sevgili Mevzu Sanat okurları. Bu yazımızda geçmişe gitmek istedim, bu yüzden biraz nostaljiye kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum.

#1 Caterina Valente

Caterina Valente’yi, Dean Martin ile yaptıkları bir programda görmüştüm. Konu Fallout: New Vegas’ta dinlemeye bayıldığım Dean Martin olunca elbette bu programın kaydını görür görmez izlemeye başladım. One Note Samba veya Samba De Uma Nota So isimli bir şarkıydı fakat şarkının isminden ziyade teması bu yazılanlar. Tek bir notaya bağlı kalınarak çalınan samba türünde şarkılara söyleniyor benim bildiğim kadarıyla. Zira birden fazla aynı isimli şarkı var fakat çoğu farklı birbirinden bu şarkıların.

Caterina Valente’ye geri dönecek olursak kendisi çok tatlı bir kişiliğe sahip ve aşırı güler yüzlü bir sanatçı. Aynı zamanda yorumladığı ve yaptığı şarkılar da gayet başarılı, bu yüzden diğer şarkılarına da bakmanızı tavsiye ediyorum. Özellikle Istanbul (Not Constantinople) şarkısındaki yorumuna bayıldığımı da söyleyebilirim sanırım.

#2 Yma Sumac

Efsanevi bir sese sahip olan Yma Sumac’tan bahsetmeden geçemeyeceğim. Eğer yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 4 oktavlık bir ses aralığına sahip birisidir kendileri. Kısaca bunun neden efsanevi olduğundan bahsedeyim sizlere. Normal bir insanın özel yeteneği yoksa ve herhangi bir ses eğitimi almadıysa genellikle 1-1,5 oktavlık bir ses aralığı olur. Bu aralık yetenek ve eğitim arttıkça 2 ve 3 oktava kadar çıkar elbette fakat Yma Sumac’ın 4 oktavlık ses aralığı epey nadir diyebilirim. Ses ve nefes kontrolü de üstün seviyede olduğundan şarkılarında yaptığı vokaller bazen kafa karıştırıcı düzeyde mükemmel olabiliyor. Kendisinden beklenmeyecek düzeyde kalın sesler de çıkarabiliyor, sağır edici düzeyde ince sesler de çıkarabiliyor.

#3 Ella Fitzgerald

Her zaman, her yerde dinleyebileceğim muhteşem bir sanatçıdır Ella Fitzgerald. Kendisini malum bir olay ile tanımıştı pek çok kişi benim gibi. Everytime We Say Goodbye şarkısı bu yüzden bazılarının aklına kazınmış olabilir. Ben kendisini tanıdıktan ve Louis Armstrong ile ortak şarkılarını gördükten sonra dinlemeyi hiç bırakmadım. Kulağınızı okşayan bir sese sahiptir kendisi. Öyle bir söyler ki ruhunuz dinlenir. Bu yüzden rahatlamak istiyorsanız açıp biraz Ella Fitzgerald dinleyebilirsiniz.

#4 The Andrew Sisters

İkinci dünya savaşı sırasında parlayan Andrew Sisters’ın kayıtlarının 90 milyondan fazla sattığı düşünülüyor. Kendilerini nereden buldum hiç hatırlamıyorum ama iyi ki bulmuşum diyorum kendi kendime. Birbirlerinin seslerine yakın bir şekilde harmonik söyledikleri şarkılar genel olarak swing ve jump blues türlerinde. Her dinlediğinizde içinizde bir kıpırtı yaratabilen yapıya sahip bir sürü şarkıları var. Yüzünüzü güldüren bir yönü var Andrew Sisters’ın ve bu yönü en paha biçilemez şey diyebilirim sanırım.

#5 Louis Armstrong

Geçmişe gidip de Louis Armstrong’dan bahsetmesem olmazdı sanırım. Hayatta en şanslı olduğum şeylerden birisi müzik kültürü geniş bir aileye sahip olmak oldu. İlk defa Louis Armstrong dinlediğim zamanları hatırlıyorum. 4-5 yaşlarında kreşe veya adı her neyse okul öncesi dediğimiz şeye babam beni bırakırken kasetçalarda bir şarkı açardı. What A Wonderful World… Minnacık bir çocukken bile düşlerimi süsleyen şarkılara sahip birisiydi Louis Armstrong. Her gün o arabaya atlayıp kasetçaların açılmasını iple çekiyordum. Bu yüzden Louis Armstrong’un bendeki yeri bambaşka bir yerde. En geçmişe gittiğinizde, dinlediğiniz hatırladığınız ilk şarkıları unutmazsınız ya aynen öyle işte.

Louis Armstrong genellikle yavaş şarkılarıyla bilinse de hızlı şarkıları da vardır. High Society bunlara örnek olarak gösterilebilir sanırım ama kendisinin asıl meziyeti muhteşem bir trompetçi olmasıdır. Aynı zamanda kalın ve hışırtılı sesi hiç beklemediğiniz bir şekilde kalbinize dokunabilecek hassaslıkta olabiliyor. Bir de bunlar yetmiyor gibi Ella Fitzgerald ile düet yapıyorlar. Bizdeki de kalp be Louis Armstrong!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here