Hiç

Oturup seninle şöyle bir Kanlıca yoğurdu yiyemedik,

Ara sokaklarda gezemedik, birlikte iki dürüm ezemedik.
Sarılıp da iki bira eşliğinde bir film izleyemedik,
Beraber berbat seslerimizle bağıra bağıra şarkılar söyleyemedik.
Biz birbirimizi ayrıldıktan birkaç dakika sonra özleyemedik.
Kitap okuma saatlerimiz yoktu, beraber çekilmiş fotoğraflarımız,
Saatlerce konuşurken gün doğumuna hayran kalmışlığımız,
Aynı dost tarafından iyi niyetle de olsa kandırılmışlığımız,
Birbirimizin bazı tavırlarından bıkmışlığımız,
Islanmışlığımız sürpriz fıskiyelerde, sen ıslanmayı sevmesen de.
Belki de seversin, bilmem.
Soğuk havalarda ısıtmadık hiç ellerimizi, ya da üşüyorum diyemedin hiç
Üzerimdeki monta göz dikerek.
Ne de çok şey yapmamışız seninle, ne de hiçbir şey paylaşmamışız.
Öyle çok hiçbir şeymişiz ki, birbirimizin farkına bile varmamışız.
Sahi kimdin sen, ya senin için kimdim ben.
Gözlerimin içine baktın mı hiç yanımdan geçerken?
Ya da geçtin mi hiç yanımdan, yakınımdan?
İsmimi, en azından ismim içindeki tek bir harfi telaffuz ettin mi?
Belki de farkında olmadan birkaç metre arkandan geçerken fotoğrafımı çektin mi?
Hiç sözleşmeyip buluşmadığımız o yerlerden birinde beni ektin mi?
Bir bankta mesela, bir durakta, veya daha uzakta.
Hiç giymediğim o kazakla.
Rengini bilmediğim o saç tokanla beni bekledin mi?
Beklemedin tabii, niye bekleyesin ki?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here