Resimde Vincent Van Gogh’un portreleri kadar üzücü çok az şey vardır. Kendisinin ölürken söylediği son sözler olan “la tristesse durera toujours” yani “hüzün sonsuza dek sürecek” de aslında bunu kanıtlar niteliktedir. Bu içeriğimizde de, Vincent Van Gogh’un hüzün dolu tablolarını inceleyeceğiz.

1881 yılının Eylül ayının ortalarında Van Gogh, çılgınlar gibi portre resmetmeye başlamış ve 1890 yılına kadar resim kariyerinin tamamında portreler yapmıştır. Ressamın portre çizme arzusu o kadar fazladır ki, kardeşi Theo’ya “İşte şimdi portre yapma isteğim çok yoğun” demiştir. Van Gogh’un yaptığı portrelerdeki özneleri ile olan ilişkisini yansıtmak için renk ve fırça darbelerinin kullanımına odaklanmıştır. Van Gogh, kardeşine yazdığı bir mektepta da şöyle demiştir; “Hemen hemen herkesin anlayamayacağı bir resim çizmek istiyorum, figür yalnızca gerekli çizgilere sadeleştirilmiş olacak, gerçek karaktere ait olmayan ve yalnızca tesadüfi olan detaylar özellikle olmayacak.” Ressamın amacı kardeşine yazdığı mektuptan da anlaşılacağı üzere portrelerine kendinden bir şey katmaktır. Van Gogh, karakterlerine odaklanmanın “ciddi bir konu” olduğunu ve bu yaklaşımına güvenilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Joseph Blok

1882, Van Gogh Müzesi, Amsterdam

1882’nin Kasım ayında ressam, kardeşi Theo’ya yazdığı bir mektupta, “Binnenhof’un sokak kitapçısı” diye anılan Jozef Blok adlı bir sokak kitap satıcısının portresini yaptığını yazmıştır. Van Gogh’un bu tablosunda, diğer karakter çalışmalarının aksine, detaylar kara kalemle çizilmiş ve suluboya ile tebeşirle tamamlanmıştır.

Köylü Karakter Çalışmaları Serisi

Dikiş Diken Kadın Suluboya, 1881–82, P. ve N. de Boer Vakfı, Amsterdam

Van Gogh 1882 Kasım ayından itibaren emekçi sınıfından farklı karakterleri tasvir eden bir dizi resim üzerine çalışmaya başlamıştır. Yukarıdaki tablo bu seriden biri olan “Dikiş Diken Kadın”dır. 1885 yılında Van Gogh köylü resimlerinin modern sanata en gerekli katkı olduğunu belirtmiş ve şöyle demiştir; “Kişi güvenle, mantıklı bir şey yaptığının güvencesiyle, sabanı süren çiftçi gibi, tapanı arkasından çeken gibi yapmalı. Eğer birinin atı yoksa, kendi kendisinin atı olmalı.”

Bu serisindeki eserlerden bazılarının ismi ise; Sahilde Balıkçı, Sahilde Balıkçının Karısı, Sopa ya da Kürekle Eğilmiş Adam, Beyaz Şapkalı Oturan Köylü Kadın, Yarım Figür, Pipolu Erkek Başı….

Sakallı Yaşlı Adam Portresi

1885, Van Gogh Müzesi, Amsterdam

Van Gogh bu portreye modellik yapan kişiyi “Harika yaşlı adam” olarak tanımlamıştır. Bu resim Anvers’de portre yaparak para kazanmayı düşündüğü sıralarda yapılmıştır.

Sien Serisi

Van Gogh, Lahey’de tanıştığı ve bir dönem birlikte yaşadığı bir fahişe olan Sien Hoornik’in bir dizi tablosunu yapmıştır. Bu seride yer alan resimler arasında Sien’in kızı Maria, yeni doğmuş oğlu ve annesinin de konu alındığı resimler de mevcuttur.

Paris Dönemi

Agostina Segatori

Agostina Segatori Café du Tambourin’de Otururken 1887 Van Gogh Müzesi, Amsterdam

Van Gogh’un bu portresine konu olan Agostina Segatori’ni, Café du Tambourin’inin işletmecisidir. Van Gogh’da bu kafeye ara sıra uğramıştır. Musée d’Orsay’e göre bu tablolar “şüphesiz” Agostina Segatori’nin portresidir. Van Gogh, bu portreye Japon tahta oyma baskıları ukiyo-e ögeleri katmıştır. Segatori’nin imgesi tek renkli bir geri planda, asimetrik bir çerçeveyle çevrelenmiştir. Resimdeki asya baskılarının belirgin çizgileri ile kıyaslandığında Van Gogh’un resme kendi üslubu ve enerjisini kattığı aşikardır. Kırmızıya karşı yeşil, turuncunun yanında mavi ile eşleşmiş renklerin kullanılması, tabloda yeni izlenimciliğin esintilerinin olduğunun kanıtıdır. Van Gogh, kırmızı ve yeşil rengi kullandığı tekniği daha sonra şöyle tanımlamıştır: “Kırmızı ve yeşil ile insanlığın korkunç tutkularını ifade edebilmek”

Etienne-Lucien Martin

1886–87 Van Gogh Müzesi, Amsterdam

Etienne-Lucien Martin’in Portresi Paris’te bir restoran sahibinin portresidir.  Van Gogh, Martin’in portresini dikkatle ve titizlikle yapmıştır. Arkaplanın renkleri nazik fırça darbeleriyle boyanmış ve yumuşak tonludur. Buna karşılık Martin’in yanaklarında, renkli çizgiler vardır. Van Gogh, bu şekilde tabloya kontrast katmıştır.

Leonie Rose Davy-Charbuy

Beşik Yanında Anne, Leonie Rose Davy-Charbuy’un Portresi, 1887 Van Gogh Müzesi, Amsterdam

Beşik Yanında Anne, Leonie Rose Davy-Charbuy’un Portresi dayısıyla yaşayan Martin’in yeğeninin resmidir. Ailenin sanata olan düşkünlüğü, geriplanda asılı olan tablolarla yansıtılır.

Père Tanguy

Père Tanguy’in Portresi 1887-88 Musée Rodin, Paris

1887 yılında yapılmış olan Père Tanguy’in Portresi, Julien Tanguy’in model olduğu üç resimden birisidir.

Bu üç resim, Van Gogh’un Paris’e gelmesinden sonra resim üslubunun nasıl geliştiğinin özetidir. İlk resim koyu renkli olup, basit bir kompozisyona sahiptir. İkinci resime ise Van Gogh, ukiyo-e tarzını eklemiştir. Üçüncü resim üslup, beceri ve renk açısından en gelişmiş olanı olup; Japon, izlenimci ve Paris sanat topluluğunun diğer etkilerinin bir bileşimini bünyesinde barındırmaktadır.

Arles Dönemi

Van Gogh, Arles’a güneş, renk ve taşra hayatı için gitse de en büyük isteğini şöyle belirtmiştir: “Aslında yapmayı istediğimi iyi bir portre.”

Doktor Rey

Doktor Félix Rey’in Portresi Ocak 1889, Puşkin Müzesi, Moskova, Rusya

Van Gogh, bir gün yeni yaptığı portreyi Dr. Rey’e hediye etmek ister ancak doktor hediyeyi reddeder. Dr. Rey sonradan olayı şöyle anlatır: “Başımın tamamen yeşille çevrelediğini ve saçımla bıyığımın kırmızıya boyadığını gördüğümde –Saçım kızıl olmadı hiç– basitçe dehşete kapıldım…”

Ginoux Ailesi Serisi

L’Arlesienne: Madame Ginoux Kitaplarla, 1888, The Metropolitan Museum of Art, New York

Marie Ginoux (8 Haziran 1848 – 2 Ağustos 1911) ile eşi Joseph (1835–1906) 2 Şubat 1866’da evlenmişlerdir ve Arles’da 30 Place Lamartine adresinde bulunan Café de la Gare‘ı işletmişlerdir. Van Gogh, 1988 yılında onların bir sürü portresini yapmıştır.

Bunlardan bazıları; L’Arlesienne: Madame Ginoux’nun Portresi, L’Arlesienne (Madame Ginoux’nun Portresi), Joseph-Michel Ginoux’nun Portresi vb.

La Mousmé

La Mousmé,1888, National Gallery of Art, Washington D.C.

Van Gogh tarafından “güneyin Japonu” olarak adlandırılan bu tablonun ressam, Japon sanatının basit ama dramatik yanını yansıtacağını ummuştur. Resimde kullanılan daralan desenler ve renkler enerji ve yoğunluk getirir.

Le Zouave Serisi

Le Zouave,1888 Van Gogh Müzesi, Amsterdam

Van Gogh, portre için bir model bulmanın heyecanıyla 1888 yılının Haziran ayında sadece Zouave’ın portreleri üzerine çalışmıştır. Ressam, tablosundaki sahip bu adamın portresinde kullandığı parlak renkleri “yakışıksız tonların vahşi kombinasyonu” olarak tanımlamıştır. Ayrıca resimden tatmin olmayan Van Gogh, tablodan “çirkin ve başarısız” diye bahsetmiştir ancak bu denemenin resim becerisini geliştireceğini düşünmüştür.

Aşık: Paul-Eugène Milliet

Paul-Eugène Milliet (The Lover), 1888 Kröller-Müller Müzesi, Otterlo

Van Gogh’un 1888 Ekim ayında yaptığı “Yatak Odası” resminde, Milliet’nin portresi, Eugène Boch’un portresinin sağındaki duvarda asılı olarak görünür. Tablo, Milliet’nin ölümünden sonra 1955’te yayımlanmıştır.

Arles’li Yaşlı Kadın

Arles’lı Yaşlı Kadın,1888, Van Gogh Müzesi, Amsterdam, Hollanda

Van Gogh Arles’li Yaşlı Kadın tablosunu Arles’a geldikten kısa bir süre sonra yapmıştır. Ressam, tabloyu bitirdikten sonra kardeşi Theo’ya bir mektubunda şöyle yazmıştır: “Burada portre yapmak için gerçek olanaklar olduğuna inanıyorum. Buradaki insanların resim hakkında genel olarak muazzam miktarda bilgisiz olsalar da, kendi görünüşleri ya da yaşamlarına gelince, Kuzey’de yaşayanlardan çok daha estetikler.”

Tek Gözlü Adam

Tek Gözlü Adamın Portresi, 1888, Van Gogh Müzesi, Amsterdam

Tek Gözlü Adam resmi, Saint-Rémy’de Saint-Paul akıl hastanesinde yatan bir hastanın portresidir. Van Gogh, resmin yeşil renkli fonunda, adamın elbisesi ve yüzünde geniş alanı kaplayan fırça darbeleri kullanmıştır. Ressam, annesine bir mektubunda şöyle yazmıştır: “Şu anda buradaki hastalardan birinin portresi üzerine çalışıyorum. İlginçtir ki onlarla uzun süre birlikte olunca ve onlara alışınca, artık onların deli olduğunu düşünmüyorsun.”

Dipnot: Bu tablonun zamanlaması konusunda bir sorun bulunmaktadır. Van Gogh, 1889’a kadar Saint-Paul’e yatmamıştır. Annesine yazdığı mektuptaki hasta adam Bir Hastanın Portresi tablosundaki adam da olabilir.

Şair: Eugène Boch

Eugène Boch (Şair), 1888, Musée d’Orsay, Paris

Eugène Boch (1855–1941) Hainaut’da doğmuş olan Belçikalı bir ressamdır. 1888 yılının Haziran ayında Dodge MacKnight sayesinde Vincent van Gogh ile tanışmıştır. Bu portre, Boch’un ayrılmasından önce, 1888 yılının Eylül ayının başında yapılmıştır. Van Gogh’un, 1888 yılının Ekim ayında yaptığı Yatak Odası resminin ilk versiyonunda bu portre duvarda, Paul-Eugène Milliet’nin portresinin solunda asılı olarak görülür.

Van Gogh’un Şair adını verdiği bu tablo vasiyeti üzerine Louvre’a verilmiştir.

Ressamın Annesinin Portresi

Ressamın Annesinin Portresi, 1888, The Norton Simon Museum of Art, Pasadena, California

Ressamın Annesinin Portresi, Van Gogh tarafından, 1888 yılında annesi Anna Carbentus van Gogh’un siyah-beyaz bir fotoğrafından yapılmıştır. Fotoğrafın bir kopyasını alan Van Gogh, “siyahtan rahatsız olsa” da fotoğraftan kendine göre bir portre yapmaya başlamıştır. Bu portresinde Van Gogh, annesinin saygın ve gururlu doğasını yansıtmaktadır.

Arles Kadınları: Etten’deki Bahçenin Anısı

Etten’deki Bahçenin Anısı (Arles Kadınları), 1888 Ermitaj Müzesi, St. Petersburg, Rusya

Van Gogh, Etten’deki Bahçenin Anısı tablosunda annesini temsil eden yaşlı bir kadın ile kız kardeşi Wil’i temsil eden şallı bir genç kadını Hollanda’nın bahçelerinde betimlemiştir. Van Gogh, kız kardeşi Wil’e yazdığı bir mektupta şöyle demiştir: “Dickens’ın romanlarındaki gibi bir izlenimin.”

Roulin Ailesi Serisi

Roulin Ailesi’ni oluşturan Joseph Roulin, eşi Augustine ve üç çocukları Armanda, Camille ile Marcelle’i betimleyen resimler, 1888-1889 yılları yapılmıştır. Bu resim serisi birkaç açıdan eşsizdir. Zira tüm bir ailenin resimlerini yapabilme fırsatı Van Gogh için bulunmaz bir nimet olmuştur. Fotoğraf benzeri tıpatıp portreler yapmak yerine bu seride Van Gogh, hayal gücünü, renkleri ve temaları sanatsal bir yaratıcılıkla kullanarak, resmi görenlere istediği duyguları hissetmesine çalışmıştır. Bu seriden sadece Joseph Roulin’in portresine değinilecektir.

Postacı: Joseph Roulin

Postacı Joseph Roulin’in Portresi, 1888, Boston Güzel Sanatlar Müzesi
Roulin’in “sessiz ağırlığı ve hassasiyeti” ile “garip derecede saf ve dokunaklı”sesi, arkadaşlıklarının anısına Van Gogh’u bu portreyi yapmaya itmiştir. Roulin’in üniformasının geniş mavi rengi, tabloyu doldurur. Mavi elbisenin içinde kontrast renklerin eksikliği, düzlemde derinliksizliğe yol açar. Bu resmi ton, Roulin’in kişiliği ile kontrast oluşturur. Sıcak ten rengi ile Roulin’in uzun sakalındaki canlı kırmızılar, sarılar ve yeşiller, Van Gogh’un postacıya karşı duyduğu arkadaşlığın göstergesidir. Van Gogh, Roulin’in yanaklarında pembe rengi vurgular, gözlerinde ışıklar görülür. Ellerin nazikliği ise Roulin’in kişiliğini anlatır. Renk, ışık ve fırça darbeleri ise Van Gogh’un postacıda gördüğü içtenlik ve zekayı yansıtır. Bu izlenimcilikte kullanılan bir temadır: Görünür olmayan duyguları ve düşünceleri canlı renkler ve fırça darbeleri ile resmetmek.

Saint-Rémy-en-Provence 1889

Trabuc Ailesi

Bahçıvan “The Gardener”

Saint-Paul akıl hastanesinde baş hasta bakıcı olan François Trabuc ile eşi Jeanne, Van Gogh için modellik yapmışlardır. Van Gogh, François Trabuc’ün “derin düşüncelere dalmış sakin” halini çok ilginç bulmuştur. Kardeşi Theo’ya yazdığı mektupta Trabuc’ten, “askeri bir duruşa ve küçük keskin siyah gözlere sahip olan biri.Eğer zekası ve nezaketi olmasa, gözleri yırtıcı kuşların gözlerine benzemekteydi.” olarak söz etmiştir. Buradaki portrelerinden belki de en meşhuru budur.

Auvers-sur-Oise

Gachet Ailesi

Paul-Ferdinand Gachet, 1890, Musée d’Orsay, Paris

Van Gogh’un en çok değer gören resimlerinden birisi, yaşamının son aylarında tedavi gördüğü Dr. Paul Gachet’nin portresidir. 1990 yılında bu resim 82,5 milyon dolarlık rekor bir bedele satılmıştır.

Vincent van Gogh tıbbi yardım almak için gittiği doktorda kendini görmüştür. Dr. Gachet’a baktığında kendi deyimiyle “zamanımızın mahzun ifadesi”ni görmüştür. Van Gogh diğer portrelerine benzer şekilde bu portre de konu olan kişinin fiziksel özelliklerinin değil karakterini oluşturan içsel özellikleri üzerine bir çalışmadır. Dr. Gachet’nin portresinde görünüşünün tüm ince detayları Van Gogh’un onları gördüğü şekliyle betimlenmiştir. Doktorun imgesinin karakteristik özellikleri serbest bir şekilde, izleyicinin bu özellikleri Van Gogh’un gördüğü şekilde görebilmesi için yapılmıştır.

Adeline Ravoux

Adeline Ravoux’nun Portresi, 1890, özel koleksiyon

Bu tablonun öznesi Adeline, Van Gogh’un kendini vurduğu gün tarladan hana dönüşüne tanıklık etmiştir. O günü ise şöyle anlatır: “Vincent eğilerek, midesini tutarak ve her zaman olduğu gibi bir omzu diğerinden yukarı şekilde yürüdü. Annem: ‘Mösyö Vincent, endişelenmiştik, dönmenize sevindik; bir sorununuz mu var?’ diye sordu. Istıraplı bir sesle ‘Hayır, ama…’ diye cevap verdi, cümlesini bitirmeden salondan geçip merdivenlere geldi ve odasına çıktı. Bu sahneyi ben de gördüm. Vincent öyle garip bir izlenim bıraktı ki babam merdivenlere gidip bir şey duyabilmek için kulak kabarttı.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here