**BU YAZI JOKER FİLMİ HAKKINDA SPOILER İÇERİR**

Her şeyden önce sanırım şunu söylemeliyim ki, bu yazı bir inceleme değil. Ne olduğunu henüz ben de bilmiyorum fakat en sevdiğim çizgi roman karakterlerinden birisi hakkında yapılmış çok güzel bir film var ortada ve ben bunun hakkında konuşmak istedim. İncelemesini istiyorsanız bu yazımıza göz gezdirebilirsiniz. Çok seçici bir insan olduğum için, özellikle sevdiğim şeylerle ilgili yapılan işleri beğenmekte genelde çok zorlanıyorum. Bu filmin de fragmanı ilk yayımlandığında, kendi kendime “Ne gerek var ki?” diye sormuştum. Evet Joker’i oynayacak kişi daha önce çok sevdiğim bir müzisyen olan Johnny Cash’in hayatını anlatan Walk The Line filminde mükemmel bir Johnny Cash performansı sergilemişti fakat bu benim için yeterli değildi.

Nasıl başlayabilirim ki? Film başladığında kendimi bir şeyleri beğenmemeye o kadar hazırlamıştım ki, en ufak şeye bile takılıyordum. “Neden Arthur koymuşlar adını?”, “Neden annesiyle yaşıyor?” gibi gibi sorular soruyor, filmin bir Killing Joke filmi olmasını umuyordum içten içe. Fakat şunu söyleyebilirim ki, film iyi ki Killing Joke olmamış ve benzerlikler içerse de farklı bir yoldan gitmiş. Başlarda, Arthur’un kahkahasının bir hastalık olması çok fazla sinirimi bozmuş olsa da, film ilerledikçe bu duruma öyle çok alıştım ki resmen bu olay artık olması gereken şeymiş gibi gelmeye başladı. Tıpkı Killing Joke hikayesinde olduğu gibi, komedyen olmaya çalışan fakat diğer insanlardan farklı olduğu için, esprileri anlaşılmayan bir adamı anlatıyordu film.

Filmin sonlarında tam anlamıyla Joker’e dönüşüyor Arthur ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, benim bugüne kadar beyazperdede gördüğüm en güzel çizgi roman Joker’i performansıydı. Yönetmen her ne kadar çizgi romanlardan farklı bir şey gelecek demiş olsa da, bugüne kadar hep görmek istediğim gibi bir Joker’i vermeyi başardı bu film bana. Bazı sahnelerde, Arthur’un hareketleri adeta bir çizgi roman okuyormuşum hissi yarattı bende. Henüz Joker olmadan; “Kim iyi dans edemiyor biliyor musun?” sorusunu kendisine sorup, “O!” dedikten sonra tabancasını ateşlemesi beni benden almıştı, gerçekten herhangi bir Joker çizgi romanından bir sahne izliyormuş gibiydim. Fakat beni en çok etkileyen kısım, filmi izleyen bir çok kişiyi derinden etkileyen o önemli sahnenin, bir çok kişi tarafından önemsemeyen kısmı oldu. Arthur, Murray’in programında, sonunda sınıra ulaşıp, deliliği kabul ettikten ve Murray’i vurduktan sonra kameraya yürüyüp, kamerayı iki eliyle tutup, Murray’in klasik kapanış cümlesi olan “Hayat budur!” lafını söylediğinde, koltuğa çivilenmiş gibi hissediyordum. Bu bir Joker mizahıydı, çocukken izlediğim Batman: Animated Series Joker’inin yapacağı bir şeydi. Film beni bu konuda çok fazla tatmin etti anlayacağınız. Fakat asıl takdir, daha sonra filmin üstüne düşündüğümde belirdi

Bu film sadece bir adamın, Joker’e dönüşmesini anlatmıyordu. Bu film, insan ırkının bütün pisliklerini ve iki yüzlülüğünü ortaya döküyordu. Eminim ki bir çoğumuz, bütün insanların iyi olduğunu söylemekte zorluk çekiyoruzdur. Özellikle son dönemlerde dünya üzerinde yaşanan olaylara erişimimizin artması sebebiyle, dünya üzerinde ne kadar iğrenç insanların da yaşadığını öğrenmeye başladık. Joker karakteri yıllardan beri, iki yüzlülük ile savaşan bir karakter olmuştur desek, yalan söylemiş olur muyuz? Sonuçta, Batman’in de kendisi gibi bir deli olduğunu kabullendirmeye çalışan ve bunu hayat amacı haline getirmiş bir karakter değil mi Joker?

Film boyunca, toplumun körlüğü ve çarpıklığı çok güzel bir şekilde yansıtılmış. Arthur karakteri, gördüğümüz kadarıyla, en büyük hayali, insanlar tarafından fark edilmek olan birisi. Filmin başlarında Murray’in programında kendisini görmesiyle bunu görebiliyoruz. Aslında, hastalıklı annesine bakan, onunla birlikte yaşayan ve para sorunları yaşamasına rağmen hala onuruyla çalışan bir adamken, toplumun üstüne yıktığı baskılar yüzünden zaten akli dengesi yerinde olmayan Arthur, tamamen aklını yitiriyor. Megamind animasyon filminde de verilen basit bir mesajı hatırlatmak istiyorum burada sizlere, birisi ne yaparsa yapsın, onu dışlamaya ve kötü görmeye devam ederseniz, ona kötü olmaktan başka bir şans bırakır mısınız? Her yaptığı şeyin kötülük olduğunu hissettirdiğiniz bir kişi, tek başarılı olduğu şeyin kötülük olduğunu düşünürse, bunun suçlusu o kişi midir? Yoksa sizler mi?

Evet, Joker’e de bu oluyor filmde tam olarak, ne yaparsa yapsın aşağılanıyor hayatı boyunca. Ta ki, metroda üç tacizciyi vurup öldürene kadar. Bu cinayetler sonrasında, halk içinde bir kahraman ilan ediliyor. Bir nevi, başarılı oluyor ilk defa. İlk defa, takdir ediliyor. Tabii ki herkes gibi, Joker de başarının tadını aldığında, devamının gelmesini istiyor ve herkesin isteğidiği gibi deliliğini kontrol altında tutmaktan vazgeçip, başarıya doğru koşarken, deliliğini serbest bırakıyor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here