Kader. Neji’den bahsedeceğimi düşününce aklıma gelen ilk kelime. Belki de Neji’yi tanımlayabilecek de en iyi kelime. Sizlere demiştim bir seri başlatmak istiyorum diye. Geçen yazımda Çöllerin Gaara’sını ele almıştım, bu yazımda ise Kaderin Neji’sini ele alacağım ve sizlere Naruto animesinin içinde barındırığı karakter trajedilerinden Hyūga klanının dahisi Neji’yi anlatacağım.

Yazarın Notu: Yazı animeyi baz alacaktır, manga serisini değil. Eğer Naruto animesini izlemediyseniz içerik SPOILER barındıracaktır. Sizlere tavsiyem bölüm sayısı çok diye izlememezlik yapmamanız, zira Naruto efsane bir animedir ve çok keyifle bir oturuşta bitirebilirsiniz.

Hyūga klanı, Konoha’nın en eski ve en güçlü klanlarından biri. Dal ve kök ailesi olmak üzere iki ana parçada ilerliyor. Kök aile klanı yönetirken, dal aile onları koruyor. Hangi ailede doğduğunuza göre hayatınız, kaderiniz değişiyor. Zira kök ailenin, dal aileye karşı bariz bir üstünlüğü var. Var olma amaçları açık ara farklı. Sınırları çok keskin çizgilerle ayrılmış halde. Doğduklarında tüm dal aile üyelerine bir mühür uygulanıyor ve kurallara karşı gelirlerse kök aileden biri mührü aktif hale geçirip, o kişinin canını yakabiliyor ya da onları öldürebiliyor. Anlayacağınız yaşamları kök ailenin eline bağlı. Bu mührün iki amacı var:
1)Dal ailenin, kök aileye karşı ayaklanmasını engellemek,
2)Mühürle öldürülen kişinin Byakugan’ı (Hyūga klanına özgü genetik bir yetenek) yok oluyor, bu sayede Byakugan’ın başka kişilerin eline geçme riski azaltılıyor.

Buraya kadar sizlere Hyūga klanının teknik özelliklerini anlattım. Zira aksi halde Neji’yi anlamanız zor olacaktı. Kusura bakmayın… Şimdi gelelim Neji’ye.

Neji’nin babası Hizashi ile amcası Hiashi (Hinata’nın babası) ikiz kardeşler. Dakika farkı ile önce Hiashi doğduğundan, Hizashi ve onun soyu dal ailesi olmaya mahkum oluyor ve hayatları boyunca Hiashi’ye ve onun soyuna hizmet etmek zorunda kalıyorlar. Yani Neji, daha doğmadan onun kaderi belirlenmiş bir halde. Özgür iradeden yoksun olarak dünyaya geliyor. Yaşama amacı belli: Hinata’yı korumak, ona hizmet etmek. Neji, kendisi için değil, başkaları için yaşamaya mecbur doğuyor. Düşündüğünüzde durumu içler acısı. Bir seçim hakkı yok. Kendisi bu hayatı seçmiyor, bu hayata hizmet etmek için dünyaya getiriliyor.

Hinata’ya kıyasla çok daha başarılı olmasına rağmen, ömür boyu onun gölgesinde yaşamaya mahkum edilmiş. En ufak bir itaatsizliğinde yahut bunu düşündüğü anda ise öldürülme ihtimali var. Bunu da daha küçük yaşta amcasının babasının mührünü aktif hale getirmesi ve onu ölümle tehdit etmesi ile anlıyor. Kader, ipleri elinde tuttuğu içinde kaderci biri olarak büyüyor ve kaderin değişebileceğine inanmıyor (Zira kendisi seçimden yoksun).

Babasının klan tarafından ölüme terk edilmesi (en azından Neji öyle biliyor) ise Neji’de kaderciliğe ek olarak, bu kaderden nefret etmeye neden oluyor. Neji, bundan sonra klanına sırt çeviriyor, kaderini değiştiremese bile onu terk ediyor. Yani klana ve Hinata’ya hizmet etmekten vazgeçiyor. Lakin hala kaderi değişebilen bir şey olduğunu kabul etmiyor, hala insanların doğdukları kaderi ile bağlı olduğunu düşünüyor (Bana göre çelişkili bir davranış bu) Ona göre, Neji kaderini terk etmiş olsa da, hala Hinata’nın bir anlık düşüncesi ile ölebilir. Yani hala bir nevi kaderi onun elinde değil. Ne yaparsa yapsın, hayattaki amacının, kaderinin Klanına hizmet etmek olacağını düşünüyor.

Kendi hayatında yaşadıklarının onu sürüklediği bu psikolojiden dolayı Neji, başkalarının da değişebileceğine inanmıyor; herkesin alnında bir yazı ile doğduğunu ve ne kadar sıkı çalışırlarsa çalışsınlar, ne kadar değişmek isterlerse istesinler, bir insanın nasıl doğdu ise öyle öleceğini düşünüyor. Ona göre değişmek mümkün değil. Bir “ezik” olarak doğan biri, bir “ezik” olarak ölecek…

Naruto’nun El Verişi

Neji’nin tüm bu sabit görüşlerinin aksine Naruto, insanların değişebileceğini, bir şeyi çok isterlerse ona kavuşabileceklerini, insanın tek limitinin kendi istek ve arzusu olduğunu düşünüyor. Bu açıdan Neji ile muhteşem bir tezatlık içerisindeler. İşte Neji’nin görüşleri de; ona göre kazanması mümkün dahi olmayan basit bir genin’in, onu azmi ile yenmesi ile sonsuza dek değişiyor.

Maçın başında Neji’ye göre, Naruto’nun ona karşı kazanma ihtimali dahi yok. Neji, devamlı olarak Naruto’yu küçümsüyor, aşağılıyor ve onu bir rakip olarak bile görmüyor. Lakin Naruto’nun inatla, pes etmeyerek dövüşmeye devam etmesi, kaderin insanların kendi elinde olduğunu göstermeye çalışması ve sonunda Neji’yi yenmesi, onda bir şeyleri değiştiriyor. Böylece Neji, kaderin insanların seçimleri ile kendilerinin şekillendirebileceği bir olgu olduğunu fark ediyor.

Neji ve Kuşlar

İzlerken fark ettiniz mi bilmiyorum ama kuşlar genellikle Neji’nin felsefi ve psikolojik gelişimini göstermek için kullanılıyor. Örneğin Neji, ilk başta kendini alnındaki lanet yüzünden kaderine bağlı olarak düşündüğü zamanlarda kendisini ve deneyimlerini “kafesteki bir kuş” olarak tanımlıyor. Naruto tarafından mağlup edildikten sonra ise gökyüzüne bakıp özgürce uçan kuşları fark edip gülümsüyor. Byakugan’ını geliştirmeye ve limitlerini kırmaya çalışırken ise sürekli kuşları sayıyor ve hep 8 tane sayıyor, dokuzuncu kuşu, yani kör noktasında kalan kuşu, ise hiçbir zaman göremiyor. Ve sürekli o dokuzuncu kuşu bulmaya çalışıyor. Ölüm anında ise Neji’nin kolları iki yana açık bedeninin kuş formunu alması ise onun özgür bir kuş olarak, kendi rızası ve isteği ile öldüğünü göstermek için yapılıyor. Ölümünden sonra ise, kendisinin anıldığı bir sahnede müttefik Shinobi güçleri bir kuşun görüntüsünü alıyor.

Bu arada kuşlarla ilgili bir başka teori ise, Neji’nin dokuzuncu kuşu aramasının sebebinin Naruto gibi olmak istemesi. Yani o dokuzuncu kuş aslında Naruto’yu sembolize ediyor (9 Kuyruklu’dan mütevellit) ve Neji’de hep Naruto gibi açık fikirli, kadere meydan okuyarak kendi hayatını şekillendirmek isteyen biri olmak istediği için, hep o dokuzuncu kuşu arıyor…

Karakter Psikolojisi Hakkında

Neji’de, animede ciddi olarak evrimleştiğini, değiştiğini ve büyüdüğünü gördüğümüz karakterlerden biri. Yola kendisinden başkasını düşünmeyen, herkesi küçümseyen, kendini beğenmiş biri olarak başlayan Neji, sonunda Naruto ve Hinata için hayatını feda ediyor. Tıpkı babası gibi.

Neji’de aslında Gaara gibi, yanlış yönlendirilen karakterlerden birisi. Zamanında Hiashi, ona, babasının yazdığı mektubu verse ve yeğenine sahip çıksa, Neji’nin çocukluğundaki gibi mutlu kalması ve Hinata’yla arkadaş olup, onu ömrü boyunca korumak istemesi ihtimali çok daha fazla olacaktı. Neji’de hayatın adil davranmadığı karakterlerden birisi…

Neji’yi nedense çoğu izleyici pek sevemese de, benim en sevdiğim karakterlerden birisi olmayı başardı bu çocuk. Bence karakter gelişimi en iyi işlenmiş kişilerden bir tanesi. Zira bu çocuğa baktığınızda neden kaderci olduğunu, neden herkesi küçük gördüğünü anlamanız oldukça kolay. Kendinizi onun yerine koyduğunuzda davranışları abes gelmiyor, ‘Ben olsam, ben de böyle olurdum’ diyebiliyorsunuz. Naruto’ya yenildikten ve babası hakkındaki gerçeği öğrendikten sonra ise yön değiştirmesi karakteri iki boyuttan çıkarıp, üç boyutlu yapıyor adeta.

Neji ile Anlatılmak İstenen Şu Olabilir mi?

Peki neden Neji gibi bir karakter var? Senaristin bizlere Neji’yi bu derece ince dokuyarak vermek istediği mesaj ne? Neji’nin karakteri incelendiğinde, hayatın ona sunduklarında ve ondan aldıklarında bir söz hakkı olmadığını düşünen, bir nevi pes etmiş bir çocuğun, büyüyerek kendi yolunu ve hatta ölümünü bile çizdiğine tanıklık ediyoruz. Belki de Neji ile anlatılmak istenen; iplerin insanın kendisinin elinde olduğu ve bunu fark ettiği andan itibaren de kendi hayatının efendisi olacağıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here