Batman ve Joker’i, özellikle de klasik Joker’i sevip de, bu çizgi romandan hoşlanmayan birisini bulmak oldukça zordur sanırım. Romanın karanlık havası ve bizleri içine çeken senaryosu, bir çoğumuzun gözünde en iyi Joker temalı çizgi roman ünvanını kazanmasına sebep oldu. Bir yandan, Joker’in başlangıcını anlatırken, bir yandan da Joker’in yaptığı en korkunç şeylerden birisini anlatan bu çizgi romanı okuduğumda beri; “keşke Mark Hamill’in seslendirmesiyle birlikte çizgi filmini çekseler bu çizgi romanın” der dururum. Evet, çektiler bu filmi geçen sene, peki ben bu filmden beklediğimi alabildim mi? Bu film beni memnun edebildi mi? İşte orası biraz karışık. Bir yandan sinirimi bozup, midemi kaldıran sahnelere sahipken, bir yandan da yıllarca görmeyi beklediğim sahneleri mükemmel bir seslendirme ve çizim kalitesiyle görmemi sağlıyordu. Ben bu filmi hem sevmiş, hem de nefret etmiştim galiba.

Yahu kardeşim, elinizde mükemmel bir kaynak var ve biliyoruz ki DC, animasyon konusunda zaten başarılı. Neden bu kaynağa bir şeyler eklemeye çalışıp, hayranlarınızı sinir krizine sokuyorsunuz ki? Hayır ne sanıyorsunuz? Çizgi roman okumamış, Batman evrenine hakim olmayan insanların bu filmi izleyeceğini falan mı? Ne demek yahu Batman ve Batgirl sevişiyor? Yıllardır Nightwing ile aralarında romantik bir şeyler olan Batgirl, nasıl olur da baya baya neredeyse kayınpederi konumunda olan adamla, bir çatı üzerinde hararetli bir şekilde sevişebilir? Kaldı ki, ne gerek var? Batman nasıl bunu kabullenebilir peki? Bu adam değil mi çocukluktan beri kendi iradesini kontrol etmeyi öğrenen adam? Catwoman’ın bile karşı konulamaz cazibesine ve flörtözlüğüne karşı, kılını kıpırdatmayan adam, çocuğu yaşındaki Batgirl üstüne çıktı diye, nasıl olur da bütün iradesini kaybeder, hala anlamış değilim. Filmin ilk yarısında, bizleri bu detaylar ve daha fazlasıyla o kadar yaralıyor ki film, izlerken, daha ilk yarısı bitmeden kapatmayı bile çok kez düşündüm. Batgirl’ün sadece Batman ile olan ilişkisi değildi canımı sıkan, karşılaştığı kıytırık bir kötü adama karşı bile çaresiz kalıyor olması da sıkıyordu canımı. Batgirl ulan bu! Batman’in eğittiği en zeki ve çevik öğrencilerinden birisi! Karşısındaki adam biber gazı sıktı diye nasıl mağlup olur?

Evet, ilk yarısı bitmeden kapatmayı düşündürttü bana bu saçma sapan, Batman ve Batgirl romantizmi. Fakat şunu söyleyebilirim ki, iyi ki kapatmamışım ve ikinci yarıyı da izlemişim. Yıllardır görmek istediğim sahneleri, tek tek mükemmel bir çizimle, Kevin Conroy ve Mark Hamill seslendirmesiyle izlemek, gerçekten o başta izlediğim iğrenç 30 dakikayı bana unutturdu. Filmin ikinci yarısı, gerçekten tam olarak olması gereken şey olmuş, Killing Joke’un animasyon filmi olmuş. Joker’in yaratılış hikayesi, Barbara Gordon’un sakat kalması, Jim Gordon’un çaresizliği ve Batman ile Joker’in arasındaki farkın biraz daha kapanması. Film, çizgi romanın bizlere verdiği her şeyi veriyor desem, yanlış olmaz sanırım.

İlk yarısından ne kadar nefret edip, tiksiniyorsam. İkinci yarısını da o kadar çok seviyorum bu filmin. Birisine önerirken ne diyeceğimi bilemiyorum o yüzden, izleyin mi diyeyim? İzleyin fakat sadece ikinci yarısını mı diyeyim? Bilemiyorum. Eğer Killing Joke çizgi romanını okuduysanız, izleyin bu animasyon filmini de, ilk yarıyı gözlerinizi kısarak izleyin. Sıkın biraz dişinizi, emin olun, ikinci yarı o kadar başarılı ki, sizlere ilk yarıyı unutturacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here