Her kitabında insan zihnini biraz daha zorlayan Hakan Günday’ın, Kinyas ve Kayra romanında, karakterlerinin kendi içlerinde yaşadığı dünyayı tasvir ederken kullandığı cümleleri, bir ressamın fırça darbelerini anımsatıyor adeta. Yazdığı ilk kitabı olan Kinyas ve Kayra ile edebiyat dünyasına giriş yapan Günday’ın bu eseri, Türkiye’de benzerlerine pek rastlanmayan yeraltı edebiyatının örneklerinden biri. Bizler de bu muhteşem romanı okumanıza vesile olsun diye, kitaptan 20 alıntıyı derledik.

“Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzumda kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tarafından çok daha iyi işlenmişi. Sol dirseğimin iki parmak yukarısındaki kurşun yarası. Bileklerimdeki otuz dört dikiş. Medeniyeti bir aralar, herkes gibi yaladığımı kanıtlayan apandisit ameliyatımın izi. Ve sırtımı kaplayan, Tanrı’nın yüzü. Bilmiyorum… Hızlı yaşadım. Ama genç ölmekten çok, hızlı yaşlandım! Ama hayattayım.”

“İçimde büyük bir nefret var. Herkese yetecek kadar. Üçüncü Dünya Savaşı’nı çıkartacak kadar. Herkesi öldürecek kadar. Dünyanın havasını indirecek kadar! Bunları yazacak kadar… Nereye kadar? Ölene kadar!”

“Sorarlarsa, ‘Ne iş yaptın bu dünyada?’ diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından…”

“… bir gece aynaya baktığımda, kıpkırmızı gözlerim bana bütün dünyayı ve iğrençliklerini hazmedebileceğini söylemişti.”
“…Yani hiçbir sayı tam değildir. Hepsi tama yaklaşır. Ama varamaz. Demektir ki, 1,999..9’u bize 2 diye yutturmaya çalışan bir dünyanın çocuklarıyız. Ve dünyada aslında tam gibi görünürken, aslında bir irrasyonellik harikası… İşte bunun için hayat yoktur. Olsa dahi o da irrasyoneldir!
“Ama kim kimi kurtarabilmişti şimdiye kadar? Beni kim kurtaracaktı? ‘Kurtuluş’ dedim. ‘Ankara’da bir mahalle.’ fazlası değil. Belki bir de Bob Marley’in en iyi şarkısı. Daha fazla düşünmeye gerek yok. Adı her yerde kendisi yok!”
“Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. Kimsenin onları çözecek kadar ince tırnakları yok. Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan. Kendimi bilmeyi bıraktım. Yanıtı olmayan bir soru olarak geldim dünyaya ve sorusu olmayan bir yanıt gibi de gidiyorum.”
“Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun. Ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan haberi olmayan bütün geri zekalılar gibi.”

“Ve kafam, il olma izni alabilecek kadar kalabalıktı.”

“Ben sadece fazlasıyla ciddiye almıştım, küçükken babamın bana birini üzdüğümde söylediği o sözü. ‘Kendini karşındakinin yerine koy’ ve ilk başlarda bunu o kadar çok yapmıştım ki, bir gün dönüş yolunu yani kendimi bulamadım.”

“Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın tek nedeni yarındı. Lotonun çıkma ihtimalini, aşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük : yarın.”

“Öyle bir çığlık atsam ki dünya çatlasa! Altı milyar insan sağır olsa!”

“Bir yerde okumuştum, her basamak dört saniye hayat uzatıyormuş. Asansöre binerek intihar mı etseydim?”
“Seni anlıyorum” demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz dünyada… Var olan en sağlam zırh insan vücududur. İçindekileri en iyi saklayan kasa odur.”

“Oysa hayat, her bölümünde ayrı bir hikayenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdi..”

“Yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez… Bir stil meselesi. Ya ağzına soktuğun bir 38’lik ya da ölene kadar kendini oksijenle zehirlemek.”

“Her şeyi bildiğim için vasiyetim tek bir cümle olacaktı: Beni yüzüstü gömün. Çünkü yeterince gördüm!”

“Dertlerinizi başkalarına anlatmayın. Çoğunun umrunda olmaz, geri kalanı ise memnun olur.”
“Seslerden çıldırıyorum. Ellerimle kapatıyorum kulaklarımı yatakta kıvranarak. Yetmiyor! Yastığı başıma bastırıyorum. Sıkıştırıyorum kafamı yatak ile yastığın arasına. Ama gitmiyor sesler. Yeni doğan çocukların ağlamaları, mayına basan askerin çığlığı, taksi çağıran kadının bağırışı… Düşüncelerimi bile duyamaz oluyorum. O kadar çok ses var ki!”
“Hiçbir şey hayatın sonu değildir. Hayatın sonu bile hayatın sonu değildir! Çünkü sen ölürsün, başkaları yaşar!”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here