Bir kitap düşünün, kapağını açtığınızda “Bu kitapta anlatılan olayların hepsi gerçektir, fakat hiçbiri henüz cereyan etmemiştir.” diyor size. Yani diyor ki “Sevgili okur, hayal dünyanı genisletebildiğim kadar genişletip, seni hiç olmadığın kadar cesaretlendireceğim.”

Menteş’in dünyasına açılan kapının ikinci anahtarı “Korkma Ben Varım”, 2009 yılında cereyan etmiş, “Türkiye Yazarlar Birliği” tarafından ödüle layık görülmüştür. Oldukça hızlı bir polisiye roman olan bu kitabı yazarı Menteş, şöyle  açıklıyor: “Romanı saatte üç yüz kilometre hızla gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum. Dileyen okur yavaş yol alabilir, fakat hızlı okunmaya elverişli bir anlatımı benimsiyorum.”

Kendi yorumuma gelecek olursam, okurken altını çizdiğim cümlelerden yeni bir aforizma kitabı çıkarılabilir. Menteş’in yorumuyla yaşanılan aşk da işlenilen cinayet de ağızda kış portakalı tadı bırakıyor. Kitabın kapağını kapattığınızda “Bir insanı böyle sevmeden ölmek ıstemiyorum.” diyorsunuz sevgili okur.

Okuru, romana objektif bakması için yönlendiren yazar, bu kitabında da ana karakterlerin hepsine söz hakkı vererek romanın içindeyken her pencereden sokağı izletiyor okura.

Bildiğim bir şey varsa, gökyüzündeki bir kuşu köşeye sıkıştıramazsınız.
Bildiğim bir şey varsa, baliğin etini yiyip kılçığını göle salamazsınız.
Bildiğim bir şey varsa, güneşle çölün arasına giremezsiniz.

Bildiğim bir şey varsa sevgili okur, bu kitabı bir solukta bitirmelisiniz. Sizi şevklendirmesi için bu kitaptan birkaç alıntıyı da aşağıya bırakıyorum:

1.Ebediyet, eylemlerimizin anlamını tehlikeye sokar.

2.Bir insanın yetişme tarzına en iyi ışık tutan şey, kavga ederken sergilediği davranışlardır.

3.Çinli bir şairin de dediği gibi: “İnsan boş bir tüfektir; ama bakarsın bir gün patlar.

4.Bazı kayıplarımız bizden başka şeyler de alıp götürür. Terk edilince umudun bir kısmı da yiter mesela. Mağlubiyet, özgüven ve azimden pay kapar. Başarı ve ödül, tevazuyu tırtıklar.

5.Konu komşu, önümüzdeki elli altmış sene boyunca peyderpey birbirimizi toprağa vereceğiz. Ölümün yörüngesindeyiz. Mezarlık, dünyanın maketi.

6.Mezardan şartlı tahliyeyle serbest bırakılmışım gibi hissediyorum.

7.Bir bebek doğdu mu bir baba da doğar. Babalık, bitmeyen bir acemilik.

8.Hayat, insanlar güldüğünde ciddiyetinden kaybetmediği gibi, insanlar öldüğünde de gülünçlüğünden bir şey kaybetmiyor.

9.Şüphe, oyuncak mı gerçek mi, boş mu dolu mu olduğunu kestiremediğimiz, sağa sola bakınan bir tabanca gibidir.

10.Hayatında en az bir aşağılık herifle yakınlaşmadan gerçek bir kadın olamazsın.

11.Laf uzadıkça anlam geriler. Sözlerde o acı yalan tadı belirir.

12.Sana rastlayıncaya kadar deli gömleğimin üstüne hep en iyi marka kazaklar, ceketler giydim.

13.Keşke içimizdeki bitli örtüsünü çürümeye terk etmek zorunda kalmasak. Kendimizi emanet edeceğimiz kişiyi bulana kadar canımız çıkmasa.

14.Bilirsin. Meseleleri konuşarak halletmek iyidir fakat ortalığı kan gölüne çevirmenin zevki de bambaşkadır. 

15.Şu anda yaşayan herkes ama herkes yüz sene içinde ölecekse neden hepimiz Grand Grave’in dokuzuncu katından atlamıyoruz?
İşinize gelmedi mi?
Halbuki her birimiz zaten dokuzuncu kattan atlıyoruz. Kimimiz üç saniyede, kimimiz yüz senede. Bu kadar basit.

16.- Pinokyo yalanın sembolüdür.
– Yanılıyorsun Şebnem… Pinokyo, insan olma çabasını temsil eder.

17.Bu dünya acımasız bir yer, tamam mı; bana inanmıyorsanız televizyon seyredin.

18.Limanlar eski ya da tüm gemiler için en güvenli yerlerdir. Fakat hiçbir gemi, limanda demirlemek için yapılmamıştır.

19.Kaderin penaltı düdüğü çalmıştı. Uygarlığın ceza sahasındaydım… Fırtınanın ortasındaki sprey gibi hükümsüzleşmiş hissediyordum. Vahşetimin mazeretini takviye etmeliydim. Yangına yelpazeyle gidiyordum.

20.Ateşin icadından önce ölüp cehenneme giden mağara kadınının hayreti içindeydim

1 YORUM

  1. Gene döktürmüşsün Menteş de ancak anlatsa bu kadar olurdu.
    Yeni yorumlarını da heyecan ve sabırsızlıkla bekliyor olacağım. Sevgili eleştirmenn

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here