Bir kitapçıya gittim ve insanların dinlenmesi için oluşturulmuş oturma alanlarında oturanların sadece ellerinde telefonlarla beyinlerini eriten çocuklar olduğunu fark ettim. Biz neden bu haldeyiz? Yaşım ve sosyal geçmişim dolayısıyla neden bu hale geldik diyemiyorum. Öncesini bilemiyorum, şayet benim de, o çocukların yaşında olduğum zamanlar pek uzak geçmiş sayılmaz. Fakat, pekala neden bu halde olduğumuzu sorgulayabilirim. Çocukları suçlamıyorum, onlar tabii ki daha kolay tüketileni ve çoğunluk tarafından daha eğlenceli bulunanı tercih ederler. Çocuklar; hem hayal gücü bakımından oldukça gelişmiş, hem de olabildiğince popülerist karakterler olabiliyorlar. Bu garip, çünkü popülerist kimselerin hayal gücü zayıftır, onlar hayal etmez ve var olanı benimser ya da benimsemiş taklidi yaparlar. Ancak çocuklar popülerist dahi olsa, bu konuda yargılanmayı haketmiyorlar. Lakin bu konuda yargılanacak epey kişi ve kurum mevcut. Ebeveynler, eğitim sistemi hatta reklamlar.

Elbette ki ebeveynler için çocuklarının bu göreceli bir basitliğe sahip isteğini gerçekleştirmek çok daha kolay ve zahmetsiz. Zamane ebeveynleri imkanları dahilince çocukları için maddiyatı kolaylıkla elden çıkarabiliyorlar. Onlar için zor olan, manevi açıdan yeterli olabilmek durumu. Ancak çocuklarınızın saatler boyu bilinçsizce pineklemesi, zeka seviyesinin gerilemesi, zihinlerinin yalan yanlış bilgilerle doldurulması neden sizleri endişelendirmiyor? Gerçi baktığımızda söz konusu ebeveynler çocuklarından pek farklı sayılmazlar. Bu doğrultuda bakılınca, sigara içen bir babanın sigara içen oğluna kızması ve ondan sigarayı bırakmasını istediği konuşmayı yaparken bile sigara içiyor olması ne kadar rasyonelse, bu bahsettiğim şey de ancak bir o kadar rasyonel.

Kurmuş olduğum fazla uzun cümle için az sayıdaki okuyucularımdan özür diliyorum. Fakat bir şeyi anlatmanın afilli bir yolu varsa, genelde onu seçerim. Bu yüzden de anlaşılmadığımı düşünürüm. Genelde kolay yolu seçen biri olmama rağmen, bu konuda biraz farklı bir tavır almam beni dahi şaşırtıyor. İtiraf etmeliyim ki benzetmeler yapıp metaforik ve süslü cümleler kurduğumda kendimi kayda değer biri gibi görüyorum. Kayda değer biri olup olmadığım tartışılabilir ama neden tartışılsın ki? Bu konudan aykırı gibi görünen öz eleştirimi asıl konuya şu şekilde bağlayacağım. Ne kadar kayda değer biri olduğumu bilmiyorum ama, en azından kendimi kayda değer biri gibi hissedebileceğim şekilde yazabiliyorum. Yazdıklarımın insanlığı kurtaracağını falan asla iddia etmedim ama beni kurtardığını iç ferahlığıyla söyleyebilirim. Yazabilmemin sebebini okuma alışkanlığıma borçlu olduğumu savunurum. Okumak insanlara sayısız yeti kazandırır ve bana kazandırdığı en büyük niteliklerden biri de yazabilme yetisidir.

Çocuklarınız, çocuklarımız yazı yazmak zorunda değiller ancak bahsi geçen neslin tek ilgi alanının teknolojinin genellikle basit kullanımı olduğu bir dönemdeyiz ve bunun sebebi ise sizlersiniz. Kendilerini keşfetmelerini siz sağlamalısınız. Onlara okuma alışkanlığı kazandırmalısınız. “Aydınlık yarınlar” görmek istiyorsanız elinizdeki mumları yakmalısınız. Okumanın onlara kazandırdığı yetiler farklılık gösterebilir ancak kazanacakları bir gerçek. Suç oranlarının azalmasını, ekonominin düzelmesini, ülkenin “muhasır medeniyetler” kategorisinde daimi yer edinmesini istiyorsanız bunu sağlayabilecek nitelikte evlatlar yetiştirmek sizin yegane göreviniz. Şahsen bahsi geçen kitapçıdaki çocuklardan herhangi birinin bir yazar, bir ressam, bir sanatçı, bir doktor, bir politikacı olacakları bir gelecek hayal ettiğini şimdilik sanmıyorum. Onlara karşı gösterdiğiniz ebeveynlik yöntemlerinizin bizi ilgilendirmediğini falan söylemeye kalkmayın sakın. Zira bahsi geçen yöntemler ülkeyi, dünyayı ve dolayısıyla her birimizi çok yakından ilgilendiriyor.

Hali hazırda yetişmekte olan neslin, bizim geleceğimizi şekillendireceği konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Her bir neslin bir öncekinden daha kalifiye olması gerektiğini savunurum. Kendi neslimin de kalifiye olmak konusunda pek farkı olduğunu söyleyemem. Ne var ki bilim ve bilhassa teknoloji ilerledikçe, “insanlık” geriliyor gibi hissediyorum. Daha fazla uzatabilirim ancak yapmamayı yeğliyorum. Yazımı konuyla ilgili bir alıntıyla bitiriyorum. Bu sözün kime ait olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Eğer bilmiyorsanız başa dönüp yazıyı tekrar okumanızı, ardından da güzelce düşünmenizi tavsiye ederim.

“Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu sonsuza kadar yaşatacak olan sizlersiniz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here