Bir albümde yer alan şarkıların bir bütünlük içerisinde, tek bir hikayeyi anlatması sık karşımıza çıkan bir durum değil. Bu türün çok güçlü örnekleri var tabii ki, lakin enderler. Model grubunun 3. albümü olan Levla’nın Hikayesi’de, bir kadının ayrılık sürecini ve sonrasında kendisi ile olan hesaplaşmasını anlatıyor. Albümde toplamda on şarkı var, hepsi de Can Temiz imzalı. Bu albüm iki bölümden oluşuyor. Can Temiz ilk bölümü “Yas Bahçesinde 5 Gün” olarak adlandırıyor. Bu bölüm 5 şarkıdan oluşuyor ve burada Levla’nın ayrılık durumunu kabullenmesine kadar olan kısım bizlere sunuluyor. İkinci bölümün ismi ise “Hafifle!”. Bu bölümde yine 5 şarkıdan oluşuyor. Burada ise Levla’nın ayrılığı kabullenmesinden sonra, kendisi ile olan hesaplaşması ve kendi başına mutlu olabilme çabası anlatılıyor.

Levla, Farsça’da ‘var olması gereken her şey’ anlamına geliyor. İhtiyaçlar, var olması gereken şeyler anlamına gelen levazımın tekil hali. Bu açıdan da albümle uyumlu bir isim. Peki albümde anlatılan bu Levla kimdir? Levla, gerçekten var olan bir kadın. Kendisi Can Temiz’in gittiği spor salonunda tanıştığı bir arkadaşı, o salonun yöneticilerinden biri. Peki neden ‘Levla’ ismi seçilmiş diye soran olursa, Can Temiz yaptığı bir röportajda bunu şöyle açıklamış: “Bir isme şarkı yazmak benim çok heves ettiğim bir şeydi. Böyle yazılmış çok güzel yabancı şarkılar vardır, Sezen Aksu’nun yine öyle çok güzel şarkıları vardır. Levla’nın anlamı da beni bu kadar büyülemişken o hayalimi gerçekleştirdim.”

Bu içeriğimizde albümün sadece ilk beş şarkısını, yani Levla’nın hikayesinin ilk bölümünü ele alacağız. Levla’nın kendisi ile olan hesaplaşmasını anlatan “Hafifle!” bölümünü ise başka bir sefere bırakıyoruz.

Yas Bahçesinde 5 Gün

Dediğimiz gibi albümün ilk bölümü beş şarkıdan oluşuyor. Bu kısımda yeni bir ayrılık yaşamış Levla’nın geçirdiği süreç anlatılıyor. Peki neden bu kısmın adı “Yas Bahçesinde 5 Gün”? Çünkü bu kısım yasın beş aşamasını Levla’nın nasıl yaşadığını anlatıyor. Bilimsel adı Kübler – Ross Modeli olan ve halk arasında daha çok ‘Yasın 5 Aşaması’ olarak bilinen durum, insanların bir acı olay sonrasında veya acı bir haberi almanın akabinde, onu kabullenişinin psikolojik aşamalarını ifade eder. Peki nedir bu evreler? İnkar, Öfke, Pazarlık, Depresyon ve Kabulleniş. Zaten dikkat edilirse, albümün bu kısmındaki şarkıların isimlerinin yanında, hangi aşamayı yansıttıkları bir not olarak düşülmüş.

1) Ağlamam Zaman Aldı – İnkar

“Kaç zaman oldu
Ben hala gittiğine inanmadım
Unutman imkansız
Döneceğim güne hazırlandım”

Yasın 5 Aşaması’nın ilk aşaması olan inkar aşamasında genellikle olay veya durum yok sayılır, başa gelmiş kabul edilmez. Bu aşamada acı olayı yaşayan kişi öncelikle bu durumu inkar eder, asla kabullenmez, kendine yakıştıramaz. Bu olayın doğru olmadığına kendini inandırır.

“Zaman dondu sanki her şey sıradandı
İyiyim dedim herkese
Ağlamam zaman aldı
Birkaç eşyan vardı bende öylece kaldı
Yoktun artık yanımda
Anlamam zaman aldı
Ağlamam zaman aldı”

Şu nakarat bile yahut şarkının ismi bile, Levla’nın bir inkarı yaşadığını anlatmaya yeterli bizce. Sevdiği insan tarafından terke dilen Levla, şarkıyı dinlediğinizde de görebileceğiniz gibi bu durumu kabullenemez. Şarkının sözleri öyle güzel seçilmiştir ki, her dize, her cümle bize Levla’nın duyduğu aşkı ve onu kaybetmenin getirdiği üzüntüyü aynı anda hissettirir. Sözleriyle dinleyen her insana çok eski bir hikayeyi hatırlatan bir şarkıdır. Altında ağır bir roman yatıyor havası verir şarkıdaki iniş çıkışlar.

“O kadar kırılgan içimdeki çocuk sana inanan
O kadar naif ki hala gittiğini anlayamayan”

Kim geçmişinde delice aşık olup, uslanmaz bir çocuk coşkusuyla severken bir anda dağılan kumdan kalelerin hüsranına uğramamıştır ki? Hangimiz yumruklarını dizlerine vura vura ağlamak isteyip de ağlayamamıştır gidenin ardından. İşte o naif çocuktur donan zamanlarda nemli gözlerle bakıp ancak yıllar sonra tanıdık bir melodiyle bizi ağlatan.

2) Bize Susmak Yakışır – Öfke

“Kelimeler bıçaktır bazen
Kanatır dilini dudağını.
Kayıp düşer sükunet elinden.”

Yasın 5 Aşaması’nın ikinci aşaması olan öfke aşaması, inkar aşamasında devreye sokulmayan sorgulamaların devreye girmesi ile başlar, üst üste gelen sorgulamalar neticesinde öfke duyguları vücudu ele geçirir. Bu aşamada artık durum ortadadır, kişi artık her şeye kızgındır.

“Git şimdi yoksa küllerimiz karışır.
Sus simdi bize susmak yakışır.
Git şimdi yoksa küllerimiz karışır.
Sus simdi bize susmak yakışır.

Dur kalbim artık bize de durmak yakışır.”

Bir kadının suskun öfkesini o kadar iliklere kadar hissettirir ki bu şarkı, Levla’nın öfkesini ve onu zapt etmeye çalışma çabasını anlarız. Diyecek çok şeyi vardır, söylenecek çok söz vardır kızmakta sonuna kadar haklıdır lakin o yine de kendini tutar. Kendini frenler. Çünkü konuşsa da bir şey değişmeyecektir, o da bunun içten içe farkındadır. O yüzden Levla susar. Öfkesini içinde yaşar.

“Sevişmek girer bazen yasak elma kılığına
Lekeleri saklar tenden yamasıyla.”

Sözler hariç şarkının müziğine de bakıldığında, ilk şarkıdan daha sert bir beste bizleri karşılar. Tek kızgın olan Levla değildir, müzikte onunla birlikte öfkelenir. Albümün ilk şarkısına kıyasla, bu şarkının bestesi daha seri akar, nakaratlarda sertleşir. Keza Fatma Turgut’ta ilk parçada sesiyle bizlere hüznü aktarırken, bu parçada Fatma’nın sesinden öfke akar.

3) Antidepresan Gülümsemesi – Pazarlık

“Ah ne tatlı sözler hazırladım, kim bilir kaç aydır.
Kimse seni dinlemiyorken, konuşmak kolaydır.

Kafamda durmadan bağırıp çağıran bir yabancının sesi
Yüzümde kocaman yalandan bir antidepresan gülümsemesi.”

Yasın 5 Aşaması’nın üçüncü aşaması olan pazarlık aşaması durumu kabul edilebilir seviyeye indirmek veya çıkarmak için girilen bir safhadır. Bu aşamada “madem olmuş, bari şöyle yapayım da durum biraz olsun iyiye döner”, “olan olmuş ama bir çıkış yolu belki var” tarzı düşünceler ve eylemler insana eşlik eder.

“Böyle gitme ne olur, böyle gitme ne olur.

Biraz yanımda otur diyemedim.
Başımı yaslasaydım omzuna, ağlasaydım.
Öpüp koklasaydım, yapamadım.
Yapmadım, utandım.”

Levla’nın kendisiyle, kendi içiyle olan pazarlığını nakaratta görmek mümkün. Burada Levla yapabileceklerinin ama yapmadıklarının yahut yapamadıklarının kendi içinde pazarlığını yapıyor. Eminiz ki her ayrılık sürecini atlatmaya çalışan insan “Ya şöyle yapsaydım gitmez miydi ki?” aşamasını yaşamıştır. İşte Levla’da burada kendi iç pazarlığını yapıyor. Keşkeler devreye giriyor.

“Sen bana bakma, parçalı bulutluyum
Sen mutluysan ben mutluyum.
Eski iyi bir dostum yalnızca, bu gece nasıl olsa.”

Şarkının bestesi ile ilgili ise vurgulamak istediğimiz yegane hususlardan biri davul ve kemanın o muhteşem uyumu. Bir diğer husus ise bestenin de kendi pazarlığını yaptığını görebilmemiz. Şarkının beklenmedik bir anda yumuşaması, bir saniye sonrasında ise tekrar sertleşmesi, yani o uyumsuzluk içindeki uyumda tıpkı Levla gibi, bestenin de kendi çatışmasını yaşamasını sağlamış.

 “Her canın yandığında, ara derdim yine beni
Yapabilseydim gözyaşlarını, yine silerdim, diyemedim.”

4) Levla Vazgeçti – Depresyon

“Gülmüyor yüzün, böyle değildin.
Başın öne düşmüş, kime eğildin?
Hangi savaşta, kime yenildin?
Sen ki neler gördün, nelere direndin.
Saçların yanmış, ateş mi biçtin?
Yüzün rengin solmuş, zehir mi içtin?
Taşları günahtan yollar mı geçtin?
Belki de böyle olmayı sen seçtin.”

Pazarlık aşamasının tamamlanmasıyla birlikte etkisi oldukça uzun sürebilen dördüncü aşama olan depresyon aşaması başlar. Bu aşamada bütün durumun idrakına varılmıştır, bundan ötürü büyük bir mutsuzluk hakim olmaya başlar. Hayattan soyutlanma, hiçbir şey yapmak istememe, kayıtsızlık hali gibi belirtiler görülür. Buradan sonra her şey ortadadır, yapılacak bir şey kalmaz ve kişide bunalımlı günler, içe kapanma, hayata küsme, normalde yapılan günlük aktivitelerin zevk vermemesi gibi duygular baş gösterir. Bu evreden çıkma nispeten zordur.

“Levla gözünde yaşlarla vazgeçti.
Levla gözünde yaşlarla vazgeçti.
Levla sil yaşını, bunlar da geçti.
Gülümse biraz, bahar geldi.”

Levla’nın aslında kendisine söylediği şarkıdır. Albümdeki şimdiye kadar bahsettiğimiz şarkılarda Levla’nın ağzından o şarkılar başkalarına ithaf edilmişken, bu parçada Levla üçüncü kişi konumundadır. Yani sanki dışardan bir göz bu şarkıyı Levla için söylemektedir. Bu açıdan albümün bu bölümündeki şarkılardan ayrılır. O donuk depresyonu yaşayan her insan evladı, Levla’yı burada iliklerine kadar anlar ve yaşar.

“Çıkmıyor sesin, sözün mü gitti?
Sustu bülbüller, mevsim değişti.
Küstah baharlar, güze dönüştü.
Örtün üstünü, gün ışığı söndü.”

Şarkının son nakaratından hemen önce ise Levla devreye girer. Şarkıyı ona söyleyen kişi durur ve Levla konuşmaya başlar. Buradaki sözlerle Levla’nın kabullenişe hazır olduğunu anlarız. Güzel bir vazgeçişin son hikayesidir bu. Bazı vazgeçişler işte tam da böyledir. Yoksa bazı sevgiler biraz Levla gibi midir?

“Efsanelerin dizelerinde
Sahte bir tanrı gibi.
Uyduruk mucizelerimle
Kandırırım kendimi bitti.
Ben kabullenmesem de gitti.
Beğensem de beğenmesem de…”

5) Sen Ona Aşıksın – Kabullenme

“Neyse seni çok seviyormuş ne tatlı.
Ona de her şeyim demişsin bana ne kaldı?”

En son aşama da kabullenme aşamasıdır. Durumun hazmedilmesi ve hayatın normal akışına dönmesi durumu gerçekleşir. Kişi artık her şeyi kabullenir. Artık zaman içinde kişinin durumunda kademe kademe düzelme olması ve kişinin yastan önceki hayatındaki işlevselliğine dönmesi beklenir. Bu, kişinin kaybettiği insanı özlemeyeceği anlamına gelmez. Kaybedilen kişinin özlenmesi ve beraber yaşanan güzel anların zihinde canlanması son derece doğaldır.

“Sen ona aşıksın, sen ona aşıksın
Sen ona aşıksın, tek bir söz söyleme boş ver.
Sen ona aşıksın, sen ona aşıksın
Sen ona aşıksın, öyle güzel gülme yeter.
Sen ona aşıksın, sen ona aşıksın
Sen ona aşıksın, böyle bitecekmiş meğer.”

Şarkının sözleri aslında bu bölümdeki diğer şarkılara göre daha basit. Hatta öyle ki dinlerken “Bu sözleri ben de yazabilirim, ne var ki?” diyebilirsiniz ama çok az insan böyle basit cümleleri bir araya getirerek böylesine yoğun duygular yaşatabilir. Lakin şarkının güzelliği de bizce oradan geliyor. Herkesin yaşadığı aslında sıradan ve basit bir olay olan ayrılık işte ancak bu kadar basit bir şekilde kapanabilir. Şarkı kesinlikle biten ilişkinin yasını güzel özetlenmiş. Üstelik sözleri sağ olsun, dinlerken bizleri de biten ilişkilerimize geri götürüp, düşündürtmeye mahkum bırakıyor. O yüzden bazı geceler yasaklanması gereken şarkılardan biri olarak görüyoruz bunu.

“Umarım onu annene, sevdirmeyi becerirsin.
Çünkü kendisi benden, haz etmezdi bilirsin.
Neyse biz de taktık o yüzükleri
Ona da verme, tutamayacağın sözleri.”

Levla’nın Hikayesi’de böylece biter. Şarkının kısa özeti aslında zaten başlıkta verilmiş: Sen ona aşıksın. Bundan öncesinin veya sonrasının bir önemi yok…

– Bazı şarkıları dinleyince; o an o hikayenin anlattığı hallerde olmadığımıza şükrederiz; Orada anlatılanlar, bizim mevcut durumumuz değil diye seviniriz. Levla’nın hikayesi de öyle hikayelerden biri. Zira Levla’nın hikayesi gerçek bir hikaye. Bu hikaye hepimizin yaşadığı bir kalp acısı hikayesi. Mutlaka dinlemenizi de bu yüzden tavsiye ediyoruz.

Bu duyguları yaşayan tek kişi olmadığınızı Levla’nın size hatırlatması dileğiyle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here