16 Mart 1998‘de ilk defa Shōnen Jump dergisinde yer alan HunterxHunter serisinin 1999 yılında animesi yapılmış, yarıda kesilmiş ve 2011’de daha uzun ve geliştirilmiş çizimlerle tekrar animesi yapılmıştı. Manga takipçilerinin ve 2011’de yapılan HunterxHunter animesinin izleyicilerinin çok beğendiği Kimera Karınca sezonu oldukça heyecanlıydı.

Kimera Karınca sezonu aynı zamanda bir bakış açısı olarak günümüz dünyasına, insanlığın ve doğanın haline değiniyordu. Bunu; besin zincirinde insanın üzerine çıkacak olan yeni bir ırkın doğmasıyla yapan animede, bizim bu bakış açısının farkına varmamızı sağlayan yegane karakter Meruem‘dir. Gelin Kimera Karıncalar üzerinden dünyamıza yapılan bakış açısına ve Meruem’in yolculuğuna hep beraber bakalım.

Yazının devamı animeyi izlemeyenler için SPOILER barındırmaktadır!

Kimera Karınca sezonu, 76. bölümde ana karakterimiz Gon‘un, babasının arkadaşı Kite‘ın yanına gitmesiyle başlar. Kite, bir Büyülü Canavar Avcısı‘dır ve o sıralarda Kimera Karıncalar üzerinde araştırma yapmaktadır. Kimera Karıncalar etobur, yedikleri canlıların özelliklerinin doğumlarına yansımasıyla evrilen tehlikeli bir türdür. Fazla gelişmeleri durumunda en tehlikeli canavar sınıfına girme riski taşımaktadır. Lakin insanların görmediği kıyıda köşelerde bu çoktan gerçekleşmeye başlamıştır ve bir kraliçe karınca, bir insandan daha büyük olmuş, insan gibi yürümeye ve düşünmeye başlamış, çevredeki hayvanları tüketerek doğuma hazırlanmaktadır.

Hayvanlar, kraliçe karınca için yeterince besleyici değildir ve hayvanlardan yaptığı doğumlar birkaç hayvanın karışımıyla mutasyon geçirmiş yeni türler olmaktadır. Bu yeni doğan canavarlar, sıradan insanların karşı koyamayacağı güçte ve büyüklükte olup, içgüdüsel olarak kraliçeye olan bağlarından dolayı kraliçeye besin götürmek zorundadırlar. Kraliçe, insan yemeye başladığında artık insanların dilinde konuşabilen, düşünebilen hatta duyguları olan yeni canavarlar türemiştir. Artık insan gibi yürüyebilen, konuşabilen ve bir hayvan gibi keskin duyuları ve içgüdüleri olan yeni canavarlar çoğalmıştır, hatta insanlardan daha zeki olmaya başlamışlardır. İnsanlar gibi kendilerine isim koymuşlar, kitaplardan dünyayı öğrenmişler ve görev bir yana, eğlence arayışına çıkmışlardır.

Kraliçenin amacı, kendisine besin getirmesi amacıyla doğmuş bu canavarların yanı sıra; her konuda üstün olacak Kral’ı doğurmaktır. Karıncalar, kraliçeye yüzlerce insan getirmeye başlamıştır ve kraliçe her gün daha özel insanlarla beslenip, daha iyi çocuklar doğurmak için yumurtalar bırakmaktadır. Kendi ana rahminde ise kral olacak çocuğunu büyütmektedir. Sürekli her konuda biraz daha üstün karıncalar doğarken, bir gün Kral Meruem, annesini ağır yaralayacak şekilde doğar.

Meruem, ilk doğduğunda diğerlerinden daha duygusuz ama çok daha zeki ve güçlü olarak doğar. İlk denediği şey, kendi ırkından birinin tadı olur. Adeta önüne geçilemez bir canavar dünyaya gelmiştir. O noktada Meruem ile birlikte muhafızları Neferpitou, Menthuthuyoupi ve Shaiapouf diğer karıncalardan ayrılıp, insanlık üzerinde egemenlik kurmayı hedeflerler. En yakın krallığı tamamen düşürüp sarayı ele geçirir ve düşürdükleri kralın adına yalan bir bildiri yayarlar. Bu bildiri, çok iyi imkanlar sunulacak olan bir ordu kurulacağı, bu ordular için seçme yapılacağıdır. Asıl amaçları gelen insanların beynini yıkayıp, Meruem’i kral törenine çıkarmaktır.

Seçim günü ileri bir tarihtedir ve bu süreçte Meruem’e hiç iş düşmemektedir. O da, kendisine bir uğraş olarak dünyanın en iyi strateji oyuncularını karşısına getirip onlarla zeka yarışına girmek gibi bir uğraş edinir. Karşısına Satranç ve Go gibi strateji oyunları şampiyonları gelse de, hepsi kısa süre içinde Meruem’e yenilmiş veya mola isteyip odalarında intihar etmişlerdir. Meruem’in karşısına en son kör ve aptal gibi görünen Komugi gelir. Komugi yıllardır bozulmayan Gungi isimli oyunun şampiyonluğunu sürdürmektedir. Komugi, önemsiz bir karakter görünse de, Meruem’i bambaşka biri yapacaktır. 

Gerçekte Gungi diye bir oyun yok, anime için üretilmiştir.

Meruem ve Komugi’nin süreci başlamıştır ve seçim gününe kadar Meruem’in amacı, Komugi’yi bir kez olsun yenmek olsa da, bunu asla başaramaz. Meruem, sürekli gelişmektedir, fakat Komugi’nin seviyesine yetişse bile Komugi bu oyunda inanılmaz yeteneklidir ve onun da gelişimi asla durmaz. Hatta bir oyunlarından önce Meruem, Komugi’ye “Ortaya iddia koyalım. Bu turda seni yenersem kolunu alacağım, sen de bir ödül isteyebilirsin.” dediğinde, Komugi’den gelen cevap “Ben kaybedersem kolumu değil, canımı alın. Gungi olmazsa benim bir çöpten farkım kalmaz. Lakin ben kazanırsam bir kez daha Gungi oynamak isteyeceğim.” der. Bu, kral olmak için doğmuş Meruem için bir yıkım olur ve kendi kararlılığını bir şey zannederken, Komugi’nin kararlılığına yenik düşmüştür. Bahsi ortadan kaldırıp kendi kolunu koparır.

Muhafızlar tabii ki bu duruma sessiz kalmayacaklardır ve Meruem tek koluyla oynamaya devam ederken, kolunu iyileştirmeye koyulurlar. Bu da insanlık için “biyolojik tehlike” damgası yemiş kimera karıncalara saldırı planı yapmak için harika bir fırsat haline gelir. Tüm bu olaylar gelişirken insanların amacı, seçim günü kimera karıncalara saldırmaktır.

Meruem, kendi adını bilmemektedir. Çünkü annesinin ölümüne sebebiyet verecek şekilde doğmuş ve orayı hemen terk etmiştir. Ölmek üzere olan kraliçe karıncadan, Meruem’in ismini duyan ise insanlar olmuştur. Bir ismi olmaması Meruem’i çok rahatsız etmektedir. 

Meruem ve Komugi’nin oyunları asla bitmez. Meruem hiç kazanamaması bir yana, zamanla Komugi’ye anlamlandıramadığı bir değer vermeye başlamıştır. Komugi, mola isteyip odasına gittiğinde, Meruem’in tekrar vahşi duyguları açığa çıkar ve Komugi’yi öldürmek için odasına gider. Pencereden giren bir karga, Komugi’ye saldırmıştır ve çaresiz, kör kızı görünce Meruem’in içi paramparça olur. Yine de bu duyguya bir anlam verememiştir.

Vakit geçer, seçim günü gelir çatar ve insanların saraya saldırısı başlar. İnsanların amacı; saraya yıkıcı bir saldırı yapmak, kralı muhafızlardan ayırmak ve avcıların en güçlüsü Netero ile birebir karşılaşmasını sağlamaktır. Saraya büyük bir saldırı düzenlenir, taş üstünde taş kalmayacak bir saldırıda, Komugi ölümcül yara alır. Muhafızları, diğer avcılar oyalamaktadır. Kralın odasına giren Netero, donup kalacağı bir görüntüyle karşılaşır. Meruem, kucağında bir insanı tutmaktadır. Duruma hemen yetişen Neferpitou’dan, Komugi’yi iyileştirmesini rica eder. Sonra Netero’ya dönüp “Hadi gidelim” der.

Meruem, hiç sesini bile çıkarmadan saraydan epey uzaklaşır. Bir savaş alanına geldikleri vakit Netero, çoktan savaşmaya hazırdır. Fakat Meruem, Netero’nun karşısında yere oturur ve konuşmak istediğini söyler. Konuşmak istediği şey, dünyaya bakış açısıdır. Ağızından şu cümleler dökülür:

“Anlayamıyorum. İnsan ırkı için mi savaşacaksın? Öyle ise bilesin ki, eylemlerim onların hayrına. Örneğin toplumunuzda, mıntıka sahiplenilmiş gibi topraklar, ulusal sınırlara bölünmüş halde. Sınırın bir tarafında çocuklar açlıktan ölüyor olabilir. Öte yandan ise ihtiyacından fazlasına sahip olan şerefsizler yer alır. Tam bir delilik. Bu deliliği ezip geçeceğim. Öyle adil bir dünya yaratacağım ki, eşitlik kavramının bizzat kendisi unutulacak!
Kabul ediyorum ki, hedefime ulaşmak için başlarda hem kaba kuvvetten hem de dehşet saçmaktan istifade edeceğim. Lakin bunu düzeni korumak namına yapacağım. Kaba kuvvetin ne için kullanılması gerektiğini öğrendim. Yaşamayı hak eden zayıfları korumak için. Kaba kuvvet, mağlup olana eziyet etmek için kullanılmamalıdır!”

Netero bunları işittiğinde, büyük bir problemle karşı karşıya olduğunu fark eder. Çünkü o anda aklındaki şey, bakanlığın bu karıncaları ortadan kaldırma suçunu Avcılara atacağıdır. Biraz daha Meruem’i dinlerse artık onu ortadan kaldırmak istemeyeceğidir. Yine de görevinin ne olduğunu bilen Netero, savaşmaya hiç niyeti olmayan Meruem’i ikna etmek için çaba gösterir. Meruem’in cevabı ise “Beni alt etmek istiyorsan, bunu sözcüklerle yap” olur. Meruem’in insani duygularının farkına varan Netero ise ikna etmek için kozunu oynar.

“Hey Kral, adının ne olduğunu sadece yenildiğimi kabul ettirirsen söylerim.

Meruem, ismini öğrenmek istiyordur. Bunun için çok önemli bir sebebi vardır. Netero’ya yenildiğini kabullendirmek adına savaşmayı kabul eder. Zamanın yavaşladığı o anlarda, normalde çok da uzun sürmeyen bir çarpışmadan sonra, Meruem kazanır. Netero, insan sınırlarının ötesinde saldırılar yaparak, Meruem’in saf saygısını kazanır ama nafileydi. Netero buna hazırlıklıdır. Daha öncesine kalbine “Zavallı Adamın Gülü” isimli, küçük çaplı ama belki de en ölümcül bombayı yerleştirilmiştir. Bomba, Netero’nun kalbi durduğu zaman aktifleşecektir. Bomba patladığında, alevler gül şekli alarak ortalığı yakıp, yıkacak ve yakın bir çevreye ölümcül bir tür zehir yayacaktır. Netero, tam kalbini durduracağı sırada Meruem’e adını haykırır.

Meruem, bu patlamadan yarısı yok olmuş, kalan yarısı taşlaşmış şekilde çıkar ama hala ölmemiştir. Menthuthuyoupi ve Shaiapouf, ölmek üzere olan Meruem’le karşılaşırlar. Onlar muhafız olarak doğmuşlardır ve canlarının, kralın canı yanında hiçbir değeri yoktur. Kendi hücrelerini Meruem’e aktarırlar ve Meruem tekrardan daha güçlü bir şekilde doğar. Hafızasını kaybetmiştir ama hala bazı detayları ve silüetleri hatırlamaktadır. Muhafızlarından ilk istediği şey, kendisine adıyla hitap etmeleri olmuştur. 

Bundan sonra tekrardan saraya yol alıp diğer insanları durdurmayı amaçlayan Meruem hızlıca yola koyulur. Zavallı Adamın Gülü’nden kaptığı zehri fark etmiştir ve öleceğini anlamıştır. Saraya vardığında insanları öldürmek istemez, onun yerine son anlarını rahatça Komugi ile geçirmek için hepsini etkisiz hale getirir. Komugi ile sarayın gizli bir bölgesinde yalnız kalır ve son anlarını Gungi oynarak geçirmek istediğini söyler. Komugi buna dünden razıdır. Kraldan, zehirlendiğini ve bunun Komugi’yi de öldüreceğini söylese de, Komugi buna aldırış etmez, o halinden gayet memnundur. Zaten kör olan Komugi’nin yanı sıra, Meruem’de zehirden görme yetisini kaybettiğinde, Komugiye temas etmek ister ve onun dizine yatar. Ondan son isteği, Komugi’nin kendisine adıyla hitap etmesi olur. 

Meruem karınca olarak doğar ama insan olarak ölür…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here