8 Mart Dünya Kadınlar Günü, New York şehrinde  gerçekleşen büyük bir faciadan sonra ortaya çıkmış acı bir gün getirisidir. Olay tarih sayfalarına şöyle geçiyor:

Bir 25 Mart 1911 günü, New York’da bir tekstil fabrikasında öğleden sonra henüz sebebi henüz kesin olarak belirlenememiş bir nedenle sekizinci katta başlayan yangın sonrasında, sekizinci ve onuncu katlarda çalışanlar fabrikayı güvenli bir şekilde terk edebildi. Yangın başladığında binada bulunan fabrika sahipleri Max Blanck ve Isaac Harris ise bina çatısına çıkarak kurtuldu. Ancak dokuzuncu kat işçileri, bilinmeyen bir nedenden dolayı, yangın uyarısını zamanında almadılar. Çalışanlar yangını fark ettiklerinde dokuzuncu katın iki çıkış kapısından birinin duman ve alevlerden dolayı bloke olmuş durumda olduğunu, diğerinin ise kilitli olduğunu gördüler. Yangın merdiveni içeridekilerin paniği nedeniyle kısa sürede çökmüş, asansör aşağıdan durdurulmuştu. Ölen işçi kadınların 62’si pencerelerden atlamayı seçtikleri için yaşamlarını yitirmişti. Asansör boşluğundaki kablolara tutunarak aşağıya inmeye çalışanlardan sadece biri kurtulmuştu. Yüz kadar işçi de bina içinde yanarak can vermişti.

Can kaybının yüksekliği, yangının çıkış nedenlerinin belirsizliği ve acil durum önlemlerinin yetersizliği ve ayrıca ölenlerin tamamının kadın olması, olayın bir “skandal” olarak tarihe geçmesine zemin oluşturmuştu.

“Dünya Kadınlar Günü” olarak 8 Mart gününün belirlenmesine kaynaklık eden olay konusunda ise muhtelif tartışmalı iddialar mevcuttur. Bunlardan biri, Rusya’da çarlığın yıkılmasına yol açan 1917 Şubat Devrimi’nin 8 Mart günü yapılan kadın yürüyüşü ve grevleri ile başlamış olması, bir diğeri 8 Mart 1908’de ABD’nin New York kentinde çoğu sosyailist olan kadın işçilerin öncülüğünde sendikal haklar ve kadınlara oy hakkı talepleriyle düzenlenen miting, başka biri ise 8 Mart 1857’de yine ABD’nin New York kentindeki bir tekstil fabrikasında grevci işçilere polisin saldırması, işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin kurulan barikatlar nedeniyle kaçamamaları sonucunda 120 kadın işçinin ölmesi, ve yine bir başkası ise, bununla çok paralellik arz eden, ancak gerek Dünya Kadınlar Gününün ilk kararlaştırıldığı 1910’dan gerekse ilk uluslararası kutlamaların düzenlendiği 19 Mart 1911’den sonra hiç bahsi geçmeyip çok sonraları ileri sürülen, 25 Mart 1911’de New York’ta gerçekleşmiş Triangle Gömlek Fabrikası yangınıdır. Bu belirsizler nedeniyle Birleşmiş Milletler’in resmi internet sayfasında günün tarihine ilişkin bölümde 8 Mart gününün seçilmesine kaynaklık eden olay hususuna yer verilmemiştir.

Birinci  ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında sosyalizmin yayılmasından çekinen bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda ABD’de gerçekleşen çeşitli gösterilerde anılmaya başlanmasıyla Batı Blog ülkelerinde daha güçlü bir şekilde gündeme gelmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etmiştir.

Diğer bir merak ediline nokta ise niye mor renk?

Ingrid Riedel’e göre; insan psikolojisinin ve bilinçaltının derinliklerinde ”Hermafrodit” simgesi yatmaktadır. Hermafrodit simgesi Yunan mitolojisinde hem kadın, hem de erkekten iz taşıyan iki cinsiyeti de temsil eden insandır. Hırçın erkeğin rengi kırmızı ve uysal kadının rengi mavi birleşiminden ortaya çıkan bu renk aslında ”zıtlıkların tek bedende birleşme noktasını simgelemektedir”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here