Latincedeki ‘nihil’ sözcüğünden çıkagelmiş bir kelimedir, nihilizm. Ve kelime anlamıyla nihil, hiç demektir. Nihilizm; hem bilgi felsefesiyle, hem değerler felsefesiyle, hem de varlık felsefesiyle ilgili bir öğretidir. Nihilizm öğretisi, bilgi felsefesinde her tür bilginin bir aldanma olduğunu, bilginin olmadığını; değerler felsefesinde insan eylemlerini belirleyen değerlerin olmadığını; varlık felsefesinde ise hiçbir şeyin var olmadığını savunur. İlk kez 1799 yılında Friedrich Jacobi’nin Puşkin’e yazmış olduğu makalesinde ‘ideal’i olumsuz yorumlamak için kullanılmıştır. Fakat nihilizm düşüncesinin yaygınlaşması, Turgenyev’in yazmış olduğu ‘Babalar ve Oğullar’ adlı romanı ile ortaya çıkmıştır.

Nihilizmi dört ana tür altında ele almak doğru olacaktır:

1.Ahlaki Nihilizm

‘Etik Nihilizm‘ olarak da adlandırılır. Bu nihilizm türüne göre; tüm ahlaki gerçeklik, reddedilir. Ahlakın, nesnel gerçeğe özgü bir şey olarak var olmadığını iddia eden görüştür.

2.Siyasi Nihilizm

1860’lı yıllarda Rusya’da siyasi otoriteyi reddederek ortaya çıkmıştır. Önceleri yeni bir toplum düzeni kurmak için yerleşik düzeni tamamen ortadan kaldırmaya yönelik bir hareket iken daha sonrasında her türlü düzeni reddeden, toplumun ve tüm sosyal kurumların birey üzerindeki otoritesini kabul etmeyen bir görüş halini almıştır. Siyasi nihilizm; en başta devlet olmak üzere, bütün baskıcı kurumların ortadan kalkması gerektiğini savunur. Bu şekil bir nihilist anlayış, –en başta devlet olmak üzere– bütün baskıcı kurumların ortadan kalkması gerektiğini savunur. Godwin’in ‘Political Justice’ adlı eserinde devletin insanlığın ahlakını bozduğunu,  bu yüzden de devlet kurumunun ortadan kaldırılması gerektiğini savunur. Godwin ile aynı fikirleri savunan Tucker, Stirner, Tolstoy, Fourier, Kropotkin, Proudhon ve Bakunin gibi başka düşünürler de vardır.

3.Sosyal Nihilizm

Tüm toplumsal kuralları ve kurumları reddeder.

4.Var Oluşsal Nihilizm

Var oluşsal nihilizme göre; hayat anlamsızdır. İnsan, dünyaya bir amaç doğrultusunda gelmez. Yaşadığı süre içerisinde kayda değer bir anlam ifade edemez. Dünyadaki tüm eylemlerimiz, acılarımız ve kaygılarımız, anlamsız ve boştur. Tüm sevinçlerimiz ise anlıktır. Var oluşsal nihilizme göre, dünyadaki hayata anlam katmaya çalışan tek varlık; insandır. Fakat bu katma anlamların hepsi, boş ve değersizdir. Nihilist filozoflara göre; din ve metafizik, ölüm korkusunun bir neticesidir. Nihilizm etkilerini ilk çağlarda görmek istersek nihilizmin öncülerinden Gorgeas’ın felsefesini araştırmak, yerinde bir hareket olacaktır. Gorgeas der ki:

“Bir şey, yoktur. Bir şey olsaydı, bilemezdik. Bilseydik bile başkasına anlatamazdık.”

XIX. yüzyıl ortalarında Rusya’da kendini göstermiş ve genç kesim tarafından benimsenip yayılmaya başlayan nihilizm, felsefi akımlar arasında kendine büyük bir saha oluşturmuştur. Nihilist düşünce sistemi; Friedrich Nietzsche, Neyzen Tevfik, Ludwig Andreas Feuerbach, Henry Thomas Buckle, Max Stirner, Albert Camus, Arthur Schopenhauer, Jean-Paul Sartre ve Herbert Spencer gibi düşünürlerin etkisinde kalmıştır. İnsanın beden ve ruhtan oluşan dualist bir yapısı olduğunu reddettiği için dinlerin şiddetli tepkisi ile karşı karşıya gelmişlerdir. Tarihsel süreç içerisinde ise  ‘ Avrupa Nihilizmi ‘ ve ‘Rus Nihilizmi‘ olmak üzere iki ana koldan yaygınlaşmaya başlamıştır.

1.Avrupa Nihilizmi:

Hristiyan değerler sisteminin, irrasyonel bir hale gelip tutarlılığını yitirmesi ile ortaya çıkmıştır. Nietzsche’nin ‘Tanrı‘ fikrini öldürmesi, bu dönemin getirmiş olduğu bir sonuçtur. Tanrı’yı öldürmenin nedeni, değerlerin değersizleşmesi ile alakalıdır.

2.Rus Nihilizmi:

Çarlık Rusya döneminde ortaya çıkan bir düşünce akımıdır. Rus nihilistlere göre;  çarlık yönetiminin meşrutiyet kaynağı olan tüm değerler, artık değerini ve geçerliliğini kaybetmiştir. Çarlık rejimi, artık meşru bir rejim olmaktan çıkmıştır. Orta Çağ’da bazı heretiklere yakıştırılan ‘nihilist’ kavramı, Rus edebiyatında ilk kez Nedejin’in bir makalesinde Puşkin için kullanılmıştır.

Nihilist Düşüncenin Sanat Üzerindeki Etkisinin Bazı Eserler Bazında İncelenmesi

1.Shakespare- Macbeth

“…… sön, kısacık mum, sön!
Ömür bir yürür gölge; zavallı bir kukla
ki sahnede salınıp çırpınarak saatini dolduruyor,
sonra bir daha adı duyulmuyor:
Bir aptalın anlattığı bir masal bu;
sırf gürültü, patırtı; bir anlama geldiği de yok.”

 2.Turgenyev- Babalar ve Oğullar

Bu eserde nihilist Bazarov, hiçbir otoriteye boyun eğmeyen ve hiçbir prensibe inanmayan kişi olarak tanımlanmıştır.

3.Nikolay Çernişevski- Nasıl Yapmalı?

Nihilizmin baş yapıtlarından biri olan bu eserde, nihilizm ile birlikte sosyalizm harmanlanarak anlatılmıştır. Nikolay Çernişevski’nin hayatının 25 yılı, Çar’a suikast düzenlediği iddiasıyla sürgünde geçmiştir.

4.Noah Hawley- Fargo

Coen’lerin estetik algısını nihilist bir felsefe barındırmadan ama nihilist karakterlerle mükemmel şekilde aktardığı bu şaheser o kadar beğenilmiş olmalı ki dizi formatı, vizyona girdi.

5.Marco Ferreri- La Grande Bouffe

Nihilist sinemanın efendilerinden Marco Ferreri,  ikiye bölünmüş hikayesiyle hayatın güzel ve komik taraflarını anlatırken  üzücü ve absürt  taraflarını da unutmuyor. Hayatın özetini, ustaca çıkaran bir eser.

6.Lars Von Trier- Dogville

Zayıf ruhlu insan karşısında insanın ahlak maskesinin nasıl düştüğü, ahlakın yasalara bağlandığı günümüzde cezalandırılmayacağını bilen insanın ahlak kavramına bağlılığı sorgulanmıştır. Grace karakteriyle de ‘üstinsan’a atıfta bulunulmuştur.

7.Yusuf Atılgan- Aylak Adam

Edebiyatımızdaki önemli karakterlerden biridir Yusuf Atılgan’ın yazmış olduğu Aylak Adam’ın C’si. Sıradanlıktan sıkılmış bir karakterdir, fakat bunu değiştirmek için de hiçbir şey yapmaz. Zayıf ruhlu insanlardan biridir o da. Yaşamını devam ettirmesi için çalışması da gerekmeyen C,  bu yönüyle insanlardan ayrılmaktadır. Günümüz dünyası insanı, o kadar sıradanlaştırmıştır ve çalışmanın bir ihtiyaç olduğu o kadar kanıksamıştır ki, en zeki ve bilinç düzeyi yüksek olanımız bile Aylak Adam’ı okurken C için ‘bir işe girse de düzeni olsa’ diye fikir yürütüp durur; sanki kendisine böyle bir vasıf bahşedilmiş gibi…

8.Dostoyevski-Suç ve Ceza

Dostoyevski, Nietzsche ile yakınlığı bilinen yazarlardandır. Suç ve Ceza adlı romanındaki Raskolnikov isimli karakterin Nietzsche’nin hayatından kareler taşıdığı hakkında onlarca araştırma bulunmaktadır:

“Raskolnikov’un üniversite yıllarında yazdığı yazılar da Nietzsche felsefesiyle paraleldir. Raskolnikov, üstinsan düşüncesinden bahseder. Tarihe adını yazdırmış olan Napolyon ve Muhammed gibi kişilerin sokaktaki insanlardan farklı olduğunu söyler. Sokaktaki insanlar, üstinsanların dediklerini yapmak için vardırlar. Yalnızca Napolyon, Muhammed gibi kişilerin yaşamları değerlidir. Raskolnikov da kendisini onlardan sayar. Bu sebeple de üniversitedeki hukuk eğitimini yarıda bırakmıştır. Çünkü yazılı adaletin gücüne inanmaz. Cinayetleri işledikten sonra büyük bir vicdan azabı duyar. Bu yalnızca katil olmanın getirdiği bir sonuç değildir. Raskolnikov, üstinsan düşüncesini kaybetmiştir ve  inandığı tüm değerler çökmüştür.”

9.Attar- Mantık’ut Tayr

Simurg adlı kuşun izine rastlamak için yola çıkan kuşların, Simurg’a yaklaştıkça aslında öyle bir kuş olmadığı ve o kuşun her zaman kendi içlerinde olduğu gerçeğini anlamalarıyla sona eren bir hikayeyi konu alır. Kişinin hiçliği anlamdırmasıyla, kendini keşfedişini konu edinen bu hikayenin konusu yıllar sonra Dante tarafından da işlenmiştir.

10.Peyk- Piç

Nihilist düşüncenin etkileri, sinemadan tutun da edebiyata, tiyatroya vehatta şarkılara kadar varan geniş bir yelpazede kendini göstermektedir. İşte Peyk grubunun Piç isimli şarkısından birkaç dize:

Hayır! Hayır! Niye söylüyorum ki şarkıyı?
Hayır! Hayır! Hayır!
Kime söylüyorum ki şarkıyı?”

“Niye söylüyorum ki bu şarkıyı?” sözü ile aslında insan iradesine ve zayıf ruhlu insan modeline atıfta bulunulmuştur.

11.Siya Siyabend- Hayyam

Nihilist bir bakış ile yazıldığı aşikar şarkılardan biridir.

“Hiç, hiçbir şeyi bilmiyorlar; bilmek istemiyorlar. Hiç, hiçbir şeyi görmüyorlar; görmek istemiyorlar. Şu cahillere bak, dünyanın sahibi onlar. Şu cahillere bak, dünyanın hakimi onlar. Onlardan değilsen eğer, sana ‘zalim’ derler. Onlara aldırma, Hayyam.”

Nihilist çizgiye sahip şarkılar dinlemek isterseniz Siya Siyabend’in ‘İliklerinden Derinlerine İnen’ ve ‘Arar Arar’ isimli şarkılarını da dinlemenizi öneririm.

12.Sergey Neçayev- Devrimcinin El Kitabı

Bir nihilist devrimcinin bilip tanıyabileceği tek bilimin ‘yıkım bilimi’ olduğunu ve  bu anlamda siyaset biliminin ‘gelecek nesillerin meşgalesi’ olması gerektiğini yazmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here