Outlast’ın ilk oyununun ne kadar ses getirdiğini az çok biliyoruz. Outlast, bizi tatmin etse de daha fazlasını, oyunun sonundan sonra olacakları ikinci oyunda izlemek istemiştik ve ümidimiz buydu. Fakat Red Barrels, her zamanki gibi bizi şaşırttı ve ikinci oyunu ilkinden biraz bağımsız yaptı. Red Barrels’ın amaçladığı benzer şeyleri aynı evrende anlatan tamamıyla ayrı iki hikayeydi. Yani Outlast 2’yi oynamak için Outlast’ı oynamanıza gerek yok. Fakat Outlast 2 beklediği kitleyi yakalayamadı, hatta ilk oyunun yanında biraz sönük kaldı diyebiliriz. Bunun sebebi ise, oyun içindeki bazı sahnelerin, kimi ülkelerde yasaklanması nedeniyle kesilmesi, bu yüzünden de büyük bir kopukluğun olmasıydı. Lakin ne olursa olsun Outlast 2’nin, o zamanlar çıkan diğer korku oyunlarına göre çok daha korkunç olduğunu inkar edemeyiz.

 ​1. Elm Sokağı’nda Kabus

​Oyunun başlarında karakterimizin travmatik geçmişinde dolaştığımız sahnelerden birinde bir telefon çalıyor. Telefonu açtığımızda ise, bizi kurtarmaya gelineceğini söylerken, bir yandan küfürlerle bir dil çıkarak bize saldırıyor. Hatırlarsak bunun bir benzeri, Elm Sokağı’nda Kabus filminde de olmuştu. Red Barrels’ın korku filmlerinden alıntı yapmayı ne kadar çok sevdiğini biliyoruz. Aynı zamanda Outlast 2 yapılırken, The Children of Corn, Take Shelter, The Shining, The Wicker Man ve The Omen’den de ilham almıştır.

2- Outlast’taki Hastalara Gönderme

​Outlast 2’de ilk ışık patlamasında etraftaki tüm insanlar iyice sersemlemişti. O sersemleyenlerden birinin yere yatarak söylediği şeylerin aynısı, Outlast 1’in ilk başlarında, tekerlekli sandalyeden üstümüze atlayan bir abimizin söyledikleriydi.

“Onları çıkar buradan! Lütfen! Doktor öldü! Onları temizle! Bana yardım etmelisin!”

3- Tersten Dinlenen Ses Kayıtları

Outlast 2 oyununda, baş karakterimizin geçmişini gördüğümüz yer St. Sybil adında bir katolik okuludur. Ne zaman bir flashback olarak o zamanlara gitsek, arkadan küçük sesler veya anlamsız cümleler işitiriz. Farklı bölümlerden oluşan bu sesleri kayda alıp, tersten oynattığımızda ise önümüze belirli gizli mesajlar açığa çıkmaktadır.

“Sevgili Lordum, Yüce İsa, günahlarımı bağışla ve minnettarlığımı kabul et. Çocuğu öldürdüğün için teşekkür ederim Tanrım. Sen günahları silensin ve etten yaptığın zırhla buna karşı koyamadım. Ben zayıfım ama sen bana göre güçlüsün. Ne kadar cömertsin ki, bana hayat verdin, bana yetenek verdin. Müziğin, matematiğin ve aşkın hediyesi. Bu kısa süren anlar, müziğin ve matematiğin aynı şey olduğu yıldızlar haline gelir. Hediyelerimi, daha büyük yetenekleri kaldırabilecek ve onları şana çevirebilecek çocuklara vermeme izin verdin. İzin ver, yetişkinlik yolunda onlara istediklerini paylaşayım. Çocukların öğrendiği bu gibi anlar herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı şeylerdir. Kız, büyük ihtimalle çok olgundu. Çok dayanıklıydı. Gülümsüyor, flört ediyor. Sahip olduğu gücün asla farkında değildi. Sen onu öldürdün. Onun ne olduğunu gördün. Günahlar benim omzumda durduğu kadar onun omzunda da durdu. Onu aldın ve ben alamadım. Sen onu öldürdün, ama ben bir ruha bile söylemedim. Ben senin sırrını, bizim sırrımızı tuttum. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Bir ruha dahi söylemedim. Cinayetin trajedisini takip etmek isteyen diğerleri için onu intiharla yıkamalısın.”

Belli ki bu kayıtlar, Jessica’ya tecavüz ederek önce öldürüp sonra da asarak intihar süsü vermiş olan Pederin, Tanrı’ya dua ederken ki ses kayıtları. Pedofililiğin yanında böyle bir kaydın saptanması, bayağı kan dondurucu olmuş.

4- Alternatif Sonlar!

​Outlast 2’de, geliştirmecilerin hazırlamış olduğu 2 alternatif son var. Biri iyi, biri ise kötü alternatif son olarak geçiyor. İyi alternatif sona ulaşmanız için, Peder Jessica’yı götürdükten sonra onun çığlıklarını duyduğunuzda olabildiğince hızlı oraya varmanız ve Jessica’yı hala nefes alır halde bulmanız gerekli. Eğer yetişemezseniz gittiğinizde karşınıza asılmış bir Jessica çıkacaktır. İyi sonda, Jessica güler yüzüyle gayet canlı ve iyi görünen bir halde sizi elinizden tutarak bir odaya götürüyor ve dua ediyordur. Kötü sonda ise, aynı şeyler olsa da bu sefer Jessica’nın yüzü bembeyaz, gözaltları sapsarıdır ve boynunda da ipten kalan büyük morluklar vardır. Yapımcıların bunu yapma sebebi, eğer Jessica’ya oyuncular yetişememişse onu o halde göstererek bir vicdan azabı çektirmekmiş.

5- İşkence Taktikleri

Yukarıda gördüğünüz ilk fotoğraf Outlast 2’den, ikincisi ise Outlast’dan. “İlk önce parmaklar, sonra hayalar, sonra dil.” Bu işkence yöntemi, Outlast içinde aslında çok kez karşımıza çıkmıştı. Aynı işkence yöntemi, bu hastalık dolu alanda da kullanılıyormuş.

6- “Halkın Tapınağı.”

Bir başka kan dondurucu easter egg daha. Yapımcıların Outlast 2’deki Sullivan Knoth adındaki dini lideri, aslında gerçek hayatta Jim Jones‘dan alınma. Amerikalı din adamı Jim Jones, insanları mucizeler yaptığına inandırmış, konuşmasıyla manipülasyon etmiştir. Zamanla müritleri çoğalınca da artık bir tarikat haline gelmiştir. Tarikatın ismi ise “Halkın Tapınağı” olmuştur. Bu tarikat basının ilgisini çekince, Jones tarikatı taşra bir mekana taşımış sonra oraya “Jonestown” ismini vermiştir. Jones, bir akşam, müritlerine siyanürlü içecekler vererek ve içmelerini söyleyerek toplu intihara sebep olmuştur. Kaçmaya çalışanlar ise vurulmuş, 250’si çocuk olmak üzere 900’den fazla insan hayatını kaybetmiştir. Ardından Jim Jones, kafasına sıkarak yaşamına son vermiştir. Outlast 2’de sona yaklaşırken ismi “Jonastown Katliamı/Jonastown Massacre” olan bir bölüm vardır. Bu bölümde de oyunun geçtiği taşra alan boşalmış, o alandaki herkes yerde ölü olarak yatmaktadır. Sullivan’nın yanına gittiğimizde ise söylediği şey: “Çocuklarımı öldürdüm. Hepsini. Onlar anladılar. Bunda harika inanç kalmaz.” Ardından Knoth, boğazını keserek kendini öldürür.

Outlast 2’nin beklendiği gibi çıkmadığı bir doğru ama bu demek değil ki harika göndermeleri ve her zamanki gibi spesifik korku içeriklerini içinde barındırmasın. Yapımcılar bununla çok uğraşmış, hatta geliştiriciler oynarken kendilerinin dahi korktuğunu söylemiş. Soundtrack işinde ise, özellikle korkutucu olması için Samuel Laflamme uğraşmış, hatta müzikleri hazırladıktan sonra karanlık bir odada dinleyip korkutuculuğunu test etmişlerdir. Herkes, bu oyun için oldukça uğraşmış ve elle tutulabilir bir şey ortaya koymuşlar. Ne diyelim, umarız ki bir gün kesilmiş sahneler ile birlikte Outlast 2 oynayabiliriz!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here