Oyun oynarken hepimizin unutamadığı anlar vardır. Yeri gelir gözümüzden yaşları silmeye mendil ararken, yeri gelir heyecandan kabımıza sığamayız. Oynarken korksak da, gerilsek de, düşünüp stratejiler kursak da günün sonunda amaç eğlenmek ve güzel vakit geçirmektir. Fakat bazen öyle anlar olur, oyun yapılırken alınan bir tercih yüzünden zevkiniz baltalanır ve küplere binersiniz. Bunlardan birkaçını sıralayıp sizlerle paylaşmak istedim ve oyun oynayan çoğu kişinin de bu durumları yaşadığına eminim. Gelin başlayalım:

Tuhaf Save Sistemleri

Bazı oyunlar, uyuz save sistemlerini oyun içi bir mekanik olarak kullanıp, oyuncuyu bilinçli olarak sinir etmeye çalışırlar. Örnek olarak, pek tabii Dark Souls benzeri oyunları verebiliriz. Bunlar iyidir, güzeldir. Fakat bazı oyunlar da var ki, yapımcıların yaparken nasıl karar aldıklarını, test aşamasındaki geri dönüşleri takıp takmadıklarını çok merak ediyorum. Oyun oto kayıt sistemini kullanmıyor ve her defasında ESC’ye basıp keydetmemizi istiyor ya da özel kayıt noktasına ulaşıp oradan yapmamız gerekiyor. Neden? Neden abi? Hadi her saniye kayıt almasın tamam, kabul, ama bari önemli bir görevi bitirdiğimde veya bir başarım sağladığımda kayıt etsin kendisi. Ya ben bir saat uğraştıktan sonra kayıt etmeden elektrikler giderse? Ya oyun donarsa? O zaman bunun hesabını kim verecek bana? Daha önce hiç başınıza geldi mi bilmiyorum ama bu kayıt meselesi bazen insanı çileden çıkartabiliyor.

En son hatırladıklarımdan birisi, Prince of Persia (2008) oyununu oynuyorum, bundan iki üç sene önce. Öldürmem gereken boss’ları öldürmüşüm ve yeni bölgenin açılabilmesi için haritanın kuytu köşelerine dolaşıp puanları toplamam gerekiyor. Zaten yeni bölge açmak için puan toplama olayı başlı başına bir saçmalıkken, bir de tam topladım gitmem gereken yere gideceğim, tak! Yıllardır oyun oynarken sıkıntı çıkarmayan bilgisayar bir anda mavi ekran verdi. Bilgisayarın mavi ekran vermesine mi, yoksa o kadar uğraştıktan sonra kaydedemeden kapanmasına mı sinirleneyim karar veremedim. Bilgisayarı tekrar açtğımda da oyuna girip bakmadan direkt sildim. O gün bugündür oto kayıt sistemi olmayan oyunlara uzaktan bakmayı tercih ediyorum. En büyük düşmanımsınız. En büyük!

Yerli Yersiz Eğitimler

Oyun oynamaya başladığım ilk günden bu yana birkaç istisna dışında neredeyse her oyunda tutorial kısmı vardı. Hala da olmaya devam ediyor, ki olsun da. Sonuçta ilk defa oyun oynayan insanların hangi tuşun ne işe yaradığını bilmeleri gerek. Fakat bana soracak olursanız, oyunların başında bize “Kardeşim, sen basit eğitim kısmını oynamak istiyor musun? İstemiyorsan boşuna uğraşmayalım.” şeklinde bir soru olmalı. Örnek vermek gerekirse The Witcher 3: Wild Hunt oyunu bunu çok güzel bir şekilde yapmıştı. Hali hazırda diyalog seçenekleri barındıran oyun, eğitim kısmını isteyip istemediğini bu şekilde soruyor ve seni uğraştırmıyordu.

Eğitim kısımları derken aslında kastettiğim şu, tabii ki de her oyun kendi mekaniklerini tuşlarını anlatmak zorunda, ama hani bana artık W-A-S-D ile yürüyeceğimi, mouse’u hareket ettirerek kamerayı çevireceğimi, Space tuşu ile zıplayabileceğimi anlatmasın artık. Yeter!

Bulletstorm gibi oyunlar da var ki, bu bahsettiğim sıkıcı eğitim kısımlarını oyunun içine yediriyorlar ve sen farkında olmadan geçiyor zaten. Oyunun başında karakterimizin başı dönüyor ve gözleri açılıp kapanıyor. Biz de ne olduğunu merak ediyoruz haliyle ve etrafa bakmak için mouse kullanabileceğimizi söylüyor oyun bize. Sen zaten farkında olmadan yapıyorsun. Olup bitiyor.

Yavaş Yürüyen Karakterler

Açık dünyada görevden göreve koşup düşman kellesi avlıyorsun. Keyfin aşırı yerinde. Hem görev yapıp verilen deneyim puanı ve paranın tadını çıkarıyorsun, hem de heyecanlı bir halde hikayeyi takip ediyorsun. Sonra görev almak için yanına gittiğin bir karakter sana diyor ki: “Follow me. I will escort you.” Yani demek istiyor ki “Beni takip et ben seni götüreceğim.” Tamam diyorsun, gidelim bakalım. Fakat o da ne?! Peşinden yürüdüğün karakter orta hızda yürüyor. Sen de yanında yürüme tuşuna basarak, gitmeye çalışıyorsun. Fakat karakterin, yürüme hızındayken takip ettiğimiz karaktere nazaran çok yavaş kalıyor. Sonra yetişmek için koşma tuşuna basıyorsun bu sefer de çok hızlanıp önüne geçiyorsun. Bir noktadan sonra sürekli ara gaz verip, istop olan araba konumuna geliyorsun. Ne yürüyebiliyorsun, ne koşabiliyorsun. Biraz koşup sonra azıcık yürüyüp sonra tekrar koşuyorsun.

Konsolda oyun oynayanlar veya bilgisayarda oynarken gamepad kullananlar için çok sıkıntılı bir durum olmasa da, klavye kullanırken insanı çileden çıkartan bir soruna dönüşebiliyor. Nedir bu oyuncuların çektiği?

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here