Bildiğiniz üzere, 13 Eylül günü Borderlands 3, önceki oyunun çıkış tarihinden tam 7 sene sonra Epic Games üzerinden satışa sunuldu. Yüksek dozajda aksiyon, 1 milyardan fazla silah, ve yepyeni karakterlerin arkasında ise güldüren, sinirlendiren, hatta bazen duygulandıran bir hikaye örgüsüne sahip Borderlands serisi. Hafızasını tazelemek isteyenler, seriye 3. oyundan başlayacaklar, ya da şu ana kadarki olay örgüsünü merak edenler için, hadi hep birlikte Borderlands evreninin hikayesine bir göz atalım!

Borderlands Oyunlarından Önce:

İlk oyunun başlangıcından çok çok uzun zaman önce, Eridian adında antik bir uzaylı ırkı vardı. Eridian‘lar üzerine çok şey bilmesek de, onların esrarengiz bir şekilde yok olduğunu, gelişmiş teknolojilerini Vault (kasa veya depo olarak tanımlanabilir) adı verilen yerlere sakladıklarını ve yaşayan son Eridian‘ların, kültürlerini, yani Vault‘ları koruması için Guardian adı verilen çok güçlü canavarları yarattıklarını biliyoruz.

Milyonlarca yıl sonra günümüze geldiğimizde ise, Atlas adında bir şirket, Promethea gezegeninde bir Vault‘a denk geliyor. Vault‘ların, ve Vault‘larda bulunan aşırı değerli Eridium maddesinin dedikodular, inter-galaktik bir “altın avına” sebebiyet veriyor.

Sonradan dahil olan Dahl şirketi ile Atlas, bu avda öncü olmalarının sayesinde, yeni Vault‘lar bulmak amacıyla galaksinin en uzak köşelerinde dahi araştırma yapmaya başlıyor, ve yerleşim yerleri kuruyorlar. Pandora‘yı keşfettiklerinde, Atlas gezegendeki gücünü arttırmak için Crimson Lance adındaki ordusunu kuruyor, Dahl da Pandora ve Pandora‘nın uydusu olan Elpis üzerinde çalışmalarına başlıyor.

İşte seriye ismini veren Borderlands kelimesi de, Pandora‘nın aslında galaksinin en uzak, sınırdaki bölgesi olmasından geliyor.

Maalesef Atlas‘ın da, Dahl‘ın da bilmediği çok ciddi bir problem ortaya çıkıyor: Pandora‘da 7 yıl süren kış, Atlas ve Dahl‘ın yerleşmesi, maden tesislerinin kurulması ve çalışmaların başlamasından sonra bitmiş, Pandora‘nın ev sahipleri inlerinden geri çıkmıştır, ve kesinlikle misafirperver değillerdir. Dahl, şirket politikası gereği çalıştırdığı eski mahkumları ve suçluları gezegene salıp kaçmıştır. Atlas ise kaçmadan önce o süreye kadar uğraştığı çok gizli bir projeyi farklı tesislerine ayrıştırmış ve kilitlemiştir. Atlas‘ın Crimson Lance birliği ise gezegende kalıp, kendi karargahlarını kurmuştur.

Bu kaos sırasında, bir Dahl çalışanı olan Patiricia Tannis, bir Vault Key‘in parçalarını bulur, ve Pandora‘da Vault olduğu kesinleşir. Ancak anahtar haydutlar tarafından çalınır. Pandora‘nın her tarafında artık Vault konuşulmaktadır.

Elpis‘te ise bambaşka bir olay dönmüştür. Dahl, Colonel Zarpadon‘un liderlik ettiği birlik sayesinde Elpis‘teki Vault‘u bulmuştur. Gel gelelim buradaki maden çalışmaları da Elpis‘in yüzeyinin kırılmasına sebep olmuştur. Colonel Zarpadon ve ekibi, Vault‘la karşılaşınca da gördükleri güçten dolayı şoka uğramış, Dahl‘dan ayrılıp kendilerine The Lost Legion adını takmış, Elpis‘teki Vault‘u korumaya hayatları üzerine yemin ettikleri gibi, bir de Dahl‘ı Elpis‘den de kovmuşlardır. Anlayacağınız, Pandora artık kanunsuz, Elpis ise çıldırmış bir askeri ekip tarafından yönetiliyor. Elpis ve Pandora’daki olaylar yüzünden, Dahl ve Atlas büyük bir fiyaskoya imza atmıştır.

Oluşan bu boşluk sayesinde şan, şöhret ve para peşinde koşan başarılı askerler bu Vault‘ların peşine düşer, ve Vault Hunter tanımı ortaya çıkar.

Borderlands:

İlk oyundaki Lilith, Mordecai, Brick ve Roland, Pandora‘ya gelir. Angel adında biri, ekibimize gelişinden beri yardımcı olur, ve onları Vault‘a yönlendireceğinden bahseder. Ekibimiz Vault Key‘in ilk parçasını bulur, ama bu noktada devreye Commandant Steele devreye girer. Kendisi, Atlas‘ın Pandora‘dan kaçarken gezegende bıraktığı, kendi karargahlarını kurmuş olan Crimson Lance‘in lideridir. Crimson Lance‘in Pandora‘ya hüküm sürdüğünü, ve gezegende bulunacak Eridian‘larla alakalı her şeyin Crimson Lance‘e teslim edilmesi gerektiğini belirtir.

Avcılarımız bunu tabi ki dinlemez ve Patricia Tannis‘in yerini bulur. Patricia Tannis, avcılarımıza Vault Key‘in sonraki parçalarının yeri için yol gösterir. Avcılarımız son parça için haydut lideri Flint‘i indirmeye gittiğinde ise Tannis‘in aslında son parçaya sahip olduğunu ve en başından beri Tannis‘in Crimson Lance için çalıştığını öğrenirler. Steele‘in Vault‘u açmasına ekibimiz engel olamaz, ancak Vault‘un açılmasıyla meydana çıkan yaratık, Steele‘i öldürür. Anlaşılır ki, Vault aslında yaşayan bir silah olan The Destroyer adındaki yaratığı şu ana kadar kilitli tutuyordu. The Destroyer‘ın serbest kalamayacak kadar güçlü ve tehlikeli bir varlık olması sebebiyle, ekibimiz yaratığı öldürür.

Tannis‘le konuşmamızın ardından, Tannis‘in avcılarla uzaktan iletişimi Hyperion şirketinin Pandora yakınlarda gezen bir uydusu tarafından gerçekleştirdiğini öğreniyoruz. Vault‘un açılışı sebebiyle de gezegenin farklı noktalarına Eridium elementi ortaya çıkmaya başlamıştır, ve bunu fark eden Hyperion, artık Pandora‘ya yaklaşmaktadır.

Crimson Lance üyesi Athena, Crimson Lance‘in son lideri olan General Knox‘un da indirilmesi için avcılarımızla iletişime geçer. Ekibimiz bunu da başarır, ve geri kalan tüm Crimson Lance üyeleri, artık Roland‘ı liderleri olarak görür, Crimson Lance‘in ismi Crimson Raiders olarak değişir, ve Atlas şirketi Pandora üzerindeki gücünü tümüyle kaybetmiş olur.

Borderlands: Pre-Sequel:

General Knox‘tan sonra, Athena artık paralı asker olarak çalışmaktadır. Athena, bir Hyperion mühendisi olan Jack‘in çağrısına gittiğinde, Hyperion‘un Elpis‘e Helios adında bir istasyon kurmaya çalıştığını, ancak Colonel Zarpodon‘un ekibi olan The Lost Legion‘ın bunu engellediğini, Jack‘in de bu konu için yardım istediğini öğrenir. Wilhelm, Nisha, Aurelia, Claptrap ve Timothy Lawrence (Jack‘in doppelganger’ı), Jack‘i ve Helios‘u kurtarmak adına Elpis‘e gider.

Elpis‘teki Fast Travel sisteminin tamir edilmesinin ardından, Jack, Elpis‘in en önemli bölgesi ve merkezi olan Concordia‘ya gider, ve Meriff‘i öldürür. Jack istasyonu tekrardan ele geçirmek için bir plan yapar ve Dahl fabrikasında bir robot ordusu üretir. Bu ordu sayesinde Helios ele geçirilir, Colonel Zarpodon Vault‘un yerini söyler, ancak içeri girmenin bir bedeli olduğu konusunda da Jack‘i uyarır. Jack umarsızca Colonel Zarpodon‘u da öldürür.

Concordia‘daki olaydan beri her şeyi yakından takip eden Roland, Lilith ve Moxxi, Jack‘in hareketlerinin sınırı aştığını anlamış, ve Vault‘a Jack‘ten önce gitmeye çalışsalar da başaramamışlardır. Vault Hunter‘lar The Sentinel adındaki Guardian‘ı yense de, Jack, Vault‘ta Eridian Artifact‘i bulur, ve yaşadığı aydınlanma sayesinde Pandora‘daki diğer Vault‘un yerini ve içindeki gücü görür: Sıradaki Vault‘a hapsedilmiş The Warrior adındaki yaratık, kendisini özgür bırakan kişiye hizmet edecektir. Tam bu aydınlanma sırasında Lilith, Jack‘in elinde tuttuğu Artifact‘i Jack‘in suratına vurur. Suratı dağılan Jack, artık hiddet dolu ve çıldırmış durumdadır.

Şekli yaralanmış suratını gizlemek için maske takmaya başlayan Jack, artık Handsome Jack ismini kullanır. Hyperion CEO‘sunu öldürür ve şirketin kontrolünü ele geçirir. Artık tek amacı gördüğü Vault‘u bulmak, ve Vault Hunter‘ları temizlemek olacaktır.

Jack, son bir hamle olarak Claptrap‘in zihnine girerek H-Source‘u bulur. H-Source kodu sayesinde Jack, üretilmiş tüm Hyperion Claptrap‘lerini yokeder. Ekibimizle beraber Helios‘a kadar gelmiş, ve Jack tarafından tüm kapıları açması için güncellenmiş olan Claptrap‘i de Windshear Waste‘e atar, ancak Claptrap burada Sir Hammerlock tarafından bulunur ve tamir edilir.

Borderlands 2: 

Handsome Jack, yeni Vault Hunter‘ları kendisine çekip avlamak için büyük ödüller vaat eder. Yeni hikayemizdeki Vault Hunter‘lar Axton, Maya, Zero ve Salvador, geldikleri trenin Hyperion patlayıcılarıyla patlatılması ardından, Windshear Waste‘te kendilerine gelir. Claptrap, Vault Hunter‘ımızı bulup Sir Hammerlock‘a getirir. Yoldayken ilk oyunda bize yol gösteren Angel, tekrardan avcılarımız ile iletişime geçer, ve Jack‘i yenmek için yardıma ihtiyacı olduğunu söyler. Angel‘ın dediklerini takip ederek Jack‘in hükümdarlığına karşı duran Crimson Raiders‘ın karargahı olan Sanctuary‘ye ulaşır.

Jack‘ten saklanan ve The Firehawk adını kullanan Lilith‘i bulduktan sonra, Vault Hunter‘lar haydutlar tarafından kaçırılmış Roland‘ı kurtarır. Mordecai ve Tiny Tina‘nın yardımlarıyla Vault Key‘in taşındığı treni patlatılır.

Ancak Jack gücü sayesinde yine bir adım öndedir. Trenden Vault Key yerine, artık Jack‘in sağ kolu olarak çalışan Wilhelm, Vault Hunter‘ların karşısına çıkar. Wilhelm‘i yendikten sonra, güç çekirdeğini Sanctuary‘nin kalkanlarını güçlendirmek için kullandığımızda ise, Vault Hunter‘lar tekrar tuzağa düşer, çünkü bu güç çekirdeği Sanctuary‘nin kalkanlarını güçlendirmek yerine tamamiye yokeder. Lilith tüm Sanctuary‘yi, Helios‘un saldırısından kurtarmak için başka bir yere ışınlar.

Angel durumu açıklar: Şu ana kadar istemeden de olsa Handsome Jack‘e hizmet etmiş ve Vault Key‘i şarj etmiştir, ancak bu durumu durdurmak istiyordur. Bulunduğu yeri Vault Hunter‘lara söyler.

Ekibimiz Brick ile de iletişime geçerek bu zorlu görev için yardım ister. Ekibimiz tam kadro olarak Angel‘ın konumuna gittiğinde ise gördükleri şey Angel‘ın aslında hem bir Siren olduğu, hem de Handsome Jack‘in kızı olduğudur. Ancak tabi ki, Handsome Jack, Angel‘ın gücü için onu hapsetmiştir.

Angel, Vault Key‘in şarj edilmesinin durdurulması için öldürülmesi gerektiğini söyler. Ekibimiz bu görevi gerçekleştirir ve Angel‘ı öldürür, ancak Hyperion‘un üstün gücü Handsome Jack olay yerine ışınlanır, Roland‘ı öldürür ve Vault Key‘in şarjını tamamlamak için bir diğer Siren olan Lilith‘i kaçırır.

Vault Hunter‘lar Jack‘in Vault‘u açmasından hemen sonra Vault‘a ulaşır. The Warrior artık serbesttir. Zorlu bir savaş ile Vault Hunter‘lar The Warrior karşısında da galip gelirler, ve Handsome Jack‘i öldürüp, Lilith‘i serbest bırakırlar. Lilith, Vault Key‘i parçalamak isterken yanlışlıkla bir haritayı aktive eder: Harita, evrendeki Vault‘ların yerlerini gösteriyordur.

Son çıkan Borderlands 2 DLC’si olan Commander Lilith and the Fight for Sanctuary‘de gördüklerimize göre, Lilith, Crimson Raiders‘ın lideri olmakta zorluk çekmektedir. Lilith ne yapacağını bilmemektedir, Mordecai ve Brick de bu inaktiflik karşısında tedirgindir. Lilith tam bir plan sunmadan önce, Sanctuary‘ye Colonel Hector ve eski Dahl askerlerinden oluşan, kendilerine New Pandora diyen bir ekip tarafından zehirli bir gaz ile saldırı düzenlenir.

Lilith, yeni dostlar sayesinde Colonel Hector‘u alt eder, ancak zehir yüzünden Sanctuary‘yi de ortadan kaldırmak zorundadır. Lilith, gerçek bir komutan gibi tüm Vault Hunter‘lara Vault‘ları bulmaları üzerine emir verir. Sanctuary‘yi ve Vault Key‘i havaya uçurur, ama kendisi hayatta kalır. Vault Key‘i ve sayesinde diğer Vault‘ların yerini gösteren haritayı bulmak, ve ardından Crimson Raiders‘ı sonraki savaş için tekrar kurmak hazırlamak için Pandora‘da kalmaya karar verir. Son sahnede gördüğümüz üzere, gerçektende Vault Key hala tek parça halinde, Pandora‘da bir yerlerdedir.

İşte Borderlands 3, bu DLC’nin 4 sene sonrasında, tüm bu arkaplan hikayesinin ardından, Tyreen ve Troy adındaki yeni düşmanlara karşı savaşımızı, 4 yeni Vault Hunter ile anlatıyor.

Herkese iyi oyunlar, iyi eğlenceler!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here