İzlenimcilik veya Empresyonizm, 19. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan ve bütün sanat dallarını, özellikle resmi etkileyen akımdır. Doğadaki unsurların kişinin içinde oluşturduğu izlenimleri, doğayı aktarmak yerine o an hissettikleri duygusal izleri yansıtmayı hedefler. Bu akımın ilk temsilcilerinden birkaçı Claude Monet, Pierre-Auguste Renoir ve Edgar Degas‘tır. İzlenimciliğin kurallarına tepki olarak, 19.yüzyılın sonlarına doğru post izlenimcilik akımı doğar. Art izlenimcilik’in temsilcileri olan sanatçılar, sanat yaşamlarına izlenimcilikle başlamışlardır. Ancak bu izlenimcilik akımının kimi sınırlamalarını aşmak ve resimlerine kendi kişiselliklerini katmak izlenimciliğin sınırına gelmişlerdir. Van Gogh, Gauguın, Lautrec bu akımın içerisinde yer alan büyük sanatçılardandır.
“Post izlenimciler nesnelerini manzaranın tüm duygusunu ifade edecek şekilde seçer. Seçim, ilk anda dikkat çekenleri değil bütünü oluşturan unsurları esas alır.”’(’Kandinsky Sanatta Ruhsallık üzerine sayfa 16.)

Zamanla kişisel anlatım resimlerine yansımıştır. İzlenimciliğin canlı ve parlak renkleri yanında, gelenekselin dışında çıkan bu konu anlayışı da bu sanatçıları etkilemeyi sürdümüştür. Post İzlenimciliğin amacı resimdeki sınırları aşarak kendi tarzlarını yakalamaktır. Resmin yanı sıra edebiyatta da kendini göstermiştir. Temsilcilerinden bazıları Rilke ve James Jayce’dir. Art İzlenimcilik daha sonra yerini Fovizm ve Kübizm’e bırakarak bu yeni akımlara da öncülük etmiştir.

Eugène Henri Paul Gauguin

Gauguin 7 Haziran 1848’de Paris’te doğmuştur. Gauguin ilk başlarda izlenimci resimler satın almış, daha sonrasında ise resim yapmaya başlamıştır. Gauguin’nin resim hayatının teknik ve teorik temellerini atan kişi Camille Pissarro’dur.

Peki Nedir Bu Fovizm ve Kübizm?

Fovizm;1898 ve 1908 seneleri arasında Fransa’da Henri Matisse tarafından geliştirilmiştir. Bu akımın en belirgin özelliği göz alıcı ve canlı renklerin kullanılmasıdır. Boya tüpten çıktığı gibi kullanılır. Boyalar karıştırılmaktan öte, direkt kullanılmıştır. Bu akım ilk kez 1905 senesinde Paris’te açılan bir sergide duyulmuştur. Bu sergiye katılanlar farklı bir anlatımla karşılaşmış ve doğrudan sürülen renkler ile bozuk perspektif onları şaşırtmıştır. Sergiye katılan eleştirmenlerden birisi olan Louis Vauxcelles bu gruba vahşi hayvanlar anlamına gelen “Les fauves” adını vermiştir. Akım ilk çıktığı dönemde parlamıştır, fakat zaman geçtikte akıma olan ilgi azalmıştır. Bu akımı temsil eden sanatçılardan birkaçı şunlardır; Henri Manguin, Albert Marquet, Kees van Dongen, Andre Derain‘dir.

Akımın Öncülerinden: Andre Derain

Derain 1880 yılında Paris’in yakınlarında olan Chatou’da doğmuştur. 15 yaşında resme ilgi duymaya başlamıştır. Arkadaşı Le Noe ile birlikte Jacomin ve oğlunun stüdyosunda resim yapmaya başlamıştır. Sonrasında sembolist sanatçı Eugene Carriere’nin Paris’teki stüdyosunda resim derslerine katılmıştır. Daha sonra resim atölyesine katılan Henri Matisse’le tanışmıştır. Bir süre sonra aralarına Vlaminck ile tanışmış ve çok yakın arkadaş olmuşlardır. Vlaminck ile resim üzerine sık sık mektuplaşmıştır.

Kübizm; 20 yüzyılda ortaya çıkarak sanatta köklü değişimler meydana getirmiştir. Kübizm, Empresyonizm/İzlenimcilik akımına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Kübizm sadece resim alanında değil, heykel ve edebiyatta da varlığını göstermiştir fakat resimde vücut bulmuştur, geometrik şekillerle kendisini tanıtmaktadır. Bu akımın en önemli temsilcilerinden biri Pablo Ruiz Picasso’dur. Empresyonizmden farklı olarak eşyaları geometrik yapısı ile ele alarak çok boyutlu gösterme amaçlarını gerçekleştirmişlerdir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here