Hangi yıl olduğunu veya o zamanlar kaç yaşında olduğumu hiç hatırlamıyorum. 2009 veya 2010 civarı olduğunu tahmin ediyorum. Ufak bir arkadaş grubumuzdan bir arkadaşımız bir gün “Pırins of Pörsia” adında bir oyun bulduğunu çok zevkli olduğunu bize anlatıp durmaya başladı. Oyunda zamanı geri alma özelliğinin olduğunu bazı zor bulmacaların ve düşmanların olduğunu fakat oyundaki dövüş ve platform kısımlarının çok zevkli olduğunu ballandırarak anlatıyordu. O zamanlar hem yaşımız küçük olduğundan hem de Youtube’da aktif oyun içerikleri şimdiki kadar fazla olmadığından telefonumuzu elimize alıp da oyun nasıl bir şeymiş kendi gözlerimizle görebilme imkanımız yoktu. Biz de ne yaptık? Toplanıp bu arkadaşın evine gitme kararı aldık. Hem beraber vakit geçirecektik hem de o aylardır amansız bir övgüyle tanıdığımız oyunu görebilecektik. Gün geldi ve toplanıp oyunu en baştan açtık. Hepimizin ağzı açık kalmıştı. Prens’in kıvrak dövüş hareketleri, zamanı geri alma mekaniği ve tabii ki de su içerek oyunu kaydetmesi. Bu oyunu hepimiz alıp oynamalıydık ki öyle de yaptık. Çok geçmeden haberimiz oldu ki bu oyun bir seriymiş ve 3 oyunu daha varmış. Bunu öğrenmek bizi daha da heyecanlandırdı ve onlara giriştik hep bir elden. En büyük muhabbetimiz Prince of Persia olmuştu. Geçemediğimiz yerleri birbirimize sorar, onları uygular ertesi gün tekrar konuşurduk. O zamanlar oyunlara şimdiki olduğumuz kadar yakın değildik. Bu seri bizim aksiyon oyunlarıyla tanıştığımız oyun oldu desem de yanlış söylemiş olmam. Kısa kısa bu oyunlardaki deneyimimden bahsedeyim sizlere.

Prince of Persia: The Sands of Time (2003)

Bu oyun az önce anlattığım ve arkadaşımızın öve öve bitiremediği oyun. Benim çok oynama şansım olmadı çünkü başka oyunları da olduğunu öğrenip onları da gördükten sonra ilk oyun gözüme eski gelmeye başladı. Diğer oyunlara göre daha zor bir yapısı olması da olabilir belki beni iten ama çaktırmayalım biz yine de. En önemli kısmı ise bana bu seriyi sevdirmesi oldu.

Prince of Persia: Warrior Within (2004)

Prince of Persia 5’lemesi arasında her zaman en az ilgimi çeken oyun olmuştur. Oyunun kapağından tutun da oyunun açılışına kadar ki o karanlık tema o siyah renginin oluşturduğu bütün beni çok itmişti kendisinden. Zaman döngüsünü çok farklı bir boyuta getirip aslında güzel bir ikinci oyun olan Warrior Within çok oynamaya çalıştığım ama bir yerden sonra hep bıraktığım oyun oldu.

 

Prince of Persia: The Two Thrones (2005)

İşte geldik bizim için serinin mihenk taşı olan oyuna. Şunu da araya ekleyeyim ben bu oyunları oynarken hiçbir İngilizce bilgim yoktu. Oyunların hikayesi vardı ama bana yoktu çünkü ben anlamıyordum ta ki bu oyuna kadar bu oyunun başındaki Prens’in sevgilisinin kaçırılmasından tutun da Prens’in Kara Prens’le olan iç savaşına kadar hepsini hissetmiştim içimde. Belki de sırf bu yüzden bu seri arasında en sevdiğim oyun budur.

Prince of Persia (2008)

Ubisoft şimdilerde çok eleştirdiğimiz “Her sene aynı oyunu önümüze sunuyorlar.” eleştirisinin aksine o yıllarda çok cesurca bir şey deneyip seriyi bambaşka bir hale sokmaya çalıştılar. Fakat bu yeni hal çok sorunlu olduğu için ve karakterler eskileriyle alakasız hissettirdiği için çokça eleştiri aldı. Benimse seride en çok bitirdiğim oyundur. Neden bilmiyorum ama benim sevdiğim bir oyundur bu. Haritadaki bazı özellikler, boss savaşları, yanımızdaki Elika’yla olan savaşlar falan hep çok hoş gelmiştir. Aldıkları eleştirilerden dolayı doğru hamleyi yaparak son oyunda eski haline geri döndüler.

Prince of Persia: The Forgotten Sands (2010)

Serinin son oyunu ve benim en sevdiğim oyun olan The Two Thrones’a en çok benzeyen oyun olduğu için The Forgotten Sands’ın bendeki yeri her zaman ayrıdır. Oyuna element özellikleri gibi yeni mekanikler getirmesini çok sevmiştim. Hikayesini az da olsa anlamama rağmen anladığım kısımları da çok ilgimi çekmemişti. İnsanın kendisini özdeşleştirebileceği bir hikaye yoktu ortada açıkçası.

Eski oyunlardan, serilerden remake’inin yapılmasını istediğim tek seri bu seridir. Tekrardan yepyeni grafiklerle cilalanmış haliyle gelse de doya doya oynasam keşke. Her E3’te yeni oyunun haberini duymayı beklemekten çok sıkıldım çünkü.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here