Bir çoğumuz Edgar Degas’ı resimlerinde kullandığı balerinler sayesinde biliriz. Resimlerinin yanı sıra heykeller de yapmış ve 2. boyuttan, 3. boyuta hakimiyet sağlamıştır. Bu içeriğimizle Edgar Degas’ın resminin doğasına bir adım yaklaşacağız. 

Degas, 19 Temmuz 1834 Paris’te doğdu. Resme ve müziğe karşı özel  ilgisini babası Auguste de Gas sayesinde çocukluğunda birçok koleksiyoner ile tanışıp ellerinde olan resimleri görmüştür. Ailesi 1852 yılında Mademe caddesinde olan evinden, Mondovi caddesine taşınmıştır. İlk atölyesi taşındıkları binadaki bir oda olmuştur. Degas’ın ilk resim eğitimini ünlü hocası Barrias‘tan almıştır. Her sabah erken uyanıp, hocasının yanına gitmiştir. Öğleden sonraları da Cabinet des Estampes‘a giderek; Rembrandt‘ın, Goya‘nın ve Mantegna‘nın eserlerini inceleyip ardından Louvre’te geçip Giotto‘nın, Uccello‘yanın, Luca Signorelli‘nin ve Clouet‘nin tablolarını izlermiş. Bu yüzden resimlerinde kendi kimliğini bulmaya başlamıştır.

Yapıtlarında ki imzası olan ‘Degas’ kelimesi ise bu dönem irtibari ile doğmuştur. Babası Edgar Degas’ın hukuk okumasını istediği için kısa süren bir hukuk öğrenimi söz konusudur. Bu adımdan sonrasında Ingres’in öğrencisi olan, Louis Lamothe’nin yanına gitmiştir. Degas, 1855 yılında Ingres ile iki kez görüşmüştür, bu görüşmeler sayesinde Ingres, Degas’ın resimlerinden etkilenmiştir. Degas, 1854 yılında ilk İtalya gezisine çıkmıştır, bu gezi sayesinde tuttuğu notların yanı sıra, küçük defterlerine yaptığı basit resimler (eskizler) , renk tercihlerindeki ustalığını göz önüne sermiştir. Sanat yolculuğunun başında olan Degas’ın bu eserleri birer küçük tablo olma niteliğindedir. 1859 yılında ise Paris’e dönüp, büyük boylu resimler yapmaya başlamıştır. Bu resimler tarihsel ve efsanevi konuları içermektedir. Güçlü renkleri kullanıp aynı zamanda hareketi vurgulamıştır. Tutumu titiz ve az gösterişlidir. Roma’ya gidişi onun için Rönesans ve klasik dönemi araştırma kaynağı olmuştur. Bu yolda 28 adet resim defteri bitirmiştir.

Birçoğumuzun onu tanıdığı resimlerine başladığı yıl ise 1868’dir. Gündelik hayattan resimler yapmaya başlamıştır. At yarışmaları, portreler ve balerin resimlerine yoğunlaşmıştır. Degas’ın operaya ve baletlere olan ilgisi ise bu dönemi işaret eder. 1870 yılında ise Salondaki sergilere katılmayı bırakıp, balet gösterileri ve derslerinin resimlerini yapmaya başlamıştır. Rusya savaşından sonra Monet, Sisley, Morisot, Cézanne ve diğer sanatçılar ile birlikte Société Anonyme des Artistes Peintres , Sculpteurs, Gravueurs etc. ( Resim, Heykel, Gravür vs. Sanatçıları Derneği) kurulmuştur.

Degas’ın resimlerinde at yarışmaları, manzaraların yanı sıra, başta kadınlar olmak üzere balet dansçıları resimleri yapmıştır. Figüratif resimleri ön plandadır. Bale dansçılarını ve atları konu olan birkaç küçük heykelleri de vardır. Çıplak bedenleri de resmetmiştir. Degas’ın resimleri görüneni aksine oldukça iyi bir stilin ve titiz bir çalışmanın ürünleridir. Oldukça istikrarlıdır. Resimleri hareket eder vaziyettedir. Heykelleri de aynı önemi taşır. Ünü ise 1870’lerde izlenimci gruplar ile birlikte resim açmasıyla anlaşılmıştır. Degas, bazı arkadaşları gibi ailesinin maddi durumunun iyi olmasından dolayı resimlerini bir süre saklamıştır. Resimlerinin satışı konusu ise stüdyosuna gelenler ile birlikte tanınmış sanat koleksiyoner aracılığıyla satmıştır.

Degas’ın yaşamının son yıllarında gözleri bozulmuştur. Resimlerinde yağlı boyanın aksine pastel kullanmıştır. 27 Eylül 1917 yılında 83 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here