Öncelikle birinci ve ikinci, bölümde gördüğümüz üzere şamanlığın ne kadar eski bir öğreti olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bunun sebebi şamanlığın ilk ne zaman ve nerede ortaya çıktığının bilinmediği gibi “şaman” sözcüğünün de ne zaman ortaya çıktığı bilinmemektedir. Fakat söz konusu kelime “şaman” olunca tek zorluk bulguların eksikliği değildir. Bir diğer sebep şaman sözcüğüne yüklenen anlamların çokluğudur. İleriki bölümlerde göreceğimiz üzere şaman büyücü, hekim, koruyucu, kahin ve birçok anlama gelmektedir. Bu iki sebep, şaman kelimesinin nerede ve ne zaman ortaya çıktığını sırlar perdesinin ardına gizlemektedir. Gelin elimizdeki verilerle bu perdeyi aralamaya çalışalım.

Kayıtlara göre “şaman” kelimesini kullanan en eski uygarlık Sibirya’da yaşayan Tunguzlar’dır. (Peters, 1989; Smoley & Kinney, 2006) Tunguz dilinde “saman” (şaman) sözcüğünün ifade ettiği anlamlar  “kendini sağaltabilen kişi (iyileştirebilen)” ve “bilmek” anlamlarına gelmektedir.  Biraz daha açmamız gerekirse şaman, esrime ile başka bir bilinç durumuna geçerek orada ruhlarla etkileşime geçer ve elde ettiği bilgilerle şifa yeteneği kazanır. Tunguzlar’da bu işi gören kişiye “saman” denmektedir.

Şaman sözcüğünün nereden türediği bilinmediği için bu konu hakkında etimologlar tarafından, ortaya konan dört teori vardır.

  1. Sibirya’da yaşayan Tunguzlar’dan gelmiştir. Yuçen dilindeki “san-man” kökünden gelir ve bu kelime büyücü anlamına gelir.
  2. Bu teoriye göre, Hint Avrupa dil ailesine bağlı olan Hint-İran koluna mensup Pali dilindeki “samana” sözcüğünden türemiştir. Bu dilde samana din adamı anlamına gelir.
  3. Sanskritçede “çramana” sözcüğünden gelmektedir. Rahip, din adamı anlamlarına gelir.
  4. Mançu dilinde “saman” sözcüğünden gelmektedir. Sürekli hareket halinde olan, çevik, kıvrak anlamlarına gelir.

Güncel bir araştırmaya göre, Antik Yunanca’daki “samanaioi” sözcüğünün de şaman sözcüğü ile ilişkili olduğu düşünülüyor. Bu durum, şaman sözcüğünün nereden geldiğini daha bulanık hale getiriyorken, ardında bıraktığı gizem ile şamanlığı daha ilginç kılıyor.

Etimoloji ve şamanlıkla ilişkili birkaç ilginç bilgi vererek, bu bölümü bitirmek istiyorum. Orta ve Kuzey Asya’daki halklarının “şaman” sözcüğünü kendi dillerinde nasıl adlandırıldığını, Mircae Eliade şöyle aktarıyor:

“Asya’nın ortalarında ve kuzeyinde konuşulan öteki dillerde buna karşılık olan terimler şöyledir: Yakutça ojun, Moğolca büga, bögä (buge, bü) ve udagan (karş. Buryatça ııdayan, Yakutça udoyan: “kadınşaman”), Türkçe-Tatarca kam (Altayca kam, gam, Moğolca karni, vb.)” [Mircae Eliade, Şamanizm, İmge Yayınevi]

*Kırgızlar’da, Kazaklar’da, Özbekler’de, Türkmenler’de şamana “bahşı, baksı” denmektedir.

*Altaylar’ın şamana kam dediğini, eski Çin kaynaklarından öğrenmekteyiz. Araştırmacılara göre kam sözcüğü 5. yüzyıldan bu yana kullanılmaktadır.

*Orhun Yazıtların‘da şamanlık, din adamlığı, büyücülük, şaman ya da kam ibaresi geçmez.

*Orta Asya’da adın şamanlar, “utagan, udagan, ubakan, utugan” gibi ünvanlar alır. Teoriye göre, Ana Tanrıça kültünden pay aldığı düşünülen şamanlığın erken evrelerinde kadın şamanların daha güçlü olduğuna dair bir inanç vardır. Çünkü doğurganlık, ilk insanlar için bir bilinmezdi. Bu sebeple, doğuran kadınların bir anlamda kutsanmış olduğu düşünülürdü. Bu, dönemde kadın şamanların sahip olduğu gizem ile erkek şamanlardan statü olarak üstün olduğu düşünülüyor.

Bu bölümde şamanlığın etimolojik, köklerine inmeye çalıştık. Konuyla ilgili teorileri ve bulguları sizlerle paylaştım. Bir sonraki bölümde Şamanlığın din olup olmadığı tartışılmıştır. Şamanlık hakkında merak ettiğiniz sorular varsa yorumlar kısmına yazmayı unutmayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here