Şamanlık, başta gezginler ve bilim insanları tarafından yüzeysel aktarılan bilgilerden yola çıkılarak bir din olarak görülmüştür. Oysa ki din dediğimiz olgunun tanımına bakacak olursak içerisinde dogmaları, genellikle tek tanrı inancını ve özellikle kurumsallaşmayı göreceğiz. Şamanlık çok geniş bir coğrafyada, birbirinden bağımsız şekilde, esrime teknikleri, hekimlik, inisiyasyon, büyücülük gibi temaların etrafında şekillenen inançlardan oluşur. Fakat her inancınız sizi herhangi bir dinin kanatları altına almaz. Örneğin dünyanın düz olduğuna inanıyorsam bu beni dindar yapmaz. Sadece bu dünyanın düz olduğuna dair bir inancım vardır. Bundan yola çıkarak inanç ve din arasında bir ayrım yapabiliriz. Bunu daha iyi anlamak için şamanlığın günümüz dinlerinden farkını anlatacağım.

Şamanlığa ilk insanların dini diyebiliriz fakat şu şerhi düşmekte fayda var. Günümüz dinleriyle şamanlık arasında yüzyıllar vardır. Yani anakronizme düşüp o günün inançlarını bugünün inançları gibi yorumlamak sakıncalıdır. Bu sebep ile şamanlığa din demektense, ilk insanların dini duyguları demek daha doğru olur. Günümüz dinlerinin inisiyasyon temelini şamanlık oluşturur. Bu anlamda şamanlık, günümüzdeki bir çok dinin ilk evresini oluşturur.

Bir diğer sebep şamanlığın insanlık tarihi kadar eski oluşudur. Bilim insanlarına göre şamanlık bundan 30.000 yıl kadar önce var olmuş olabilir. O zamanlar mağara duvarlarına resimler çizdiğimiz düşünülürse, şamanlığı tek tanrı inancı ya da kurumsallaşmış bir kurum olarak görmemiz olanaksızdır. Çünkü monoteizm diğer adıyla tektanrıcılık bundan 4000 yıl önce Mısır, Babil, Hint medeniyetlerinde ortaya çıkacaktır.

Şamanlığın din olmadığına bir diğer kanıt, şamanlığın yersel olarak farklılıklar göstermesidir. Tek tip şaman yoktur, şamanlar yaşadığı coğrafyaya göre inanışlar türetir bu da şamanlar arasında bir çeşitlilik yaratır. Birbirlerinden ayrı kıtalarda yaşamış bu ilk insanların işledikleri temalar diğer dünyaya seyahat edebilme, ruhlarla etkileşim, şaman olma yolları, kendilerini sağaltabilmeleri vb. inanışlar şamanlığın genel nitelikleridir. Bu nitelikler günümüzde “din” olarak tanımladığımız olgunun içerisinde yer etmez. Dinler içerisinde belirli dogmalar barındırırken, şamanlığın dogmaları ve esasları yoktur.  Sadece belirli inanışları vardır ve o inanışlarla dünyaya bakarlar. Bu inanışların birçok çeşidi vardır.

Şamanlık ya babadan oğla kalıtsal yoldan, ya da kendiliğinden gelen bir “iç çağrı” yahut “seçilme” yoluyla bir sonraki nesillere aktarılır. Altaylar’da kendi istekleriyle, Tunguzlar’da ise topluluğun isteği üzerine şaman olmak mümkündür. Ve kişi iki eğitim aldıktan sonra gerçek anlamda şaman olabilir. Bunlardan birincisi, esrimeli ritüeller rüyalar, kendinden geçme ikincisiyse, sözlü ya da pratik geleneğin unsurlarını taşıyabilecek duruma gelmektir. Bunlar, şamanlık teknikleri, ruhların adları ve işlevleri, gizli dil (hayvanlarla ya da ruhlarla konuşmaya yaran dil), klanın mitolojisi ve soy ağacıdır. Ancak bu iki şartı yerine getiren kişiler şaman olabilir. Bu eğitim bazen çocukluktan başlar. Bu anlamda şamanlar yaşadıkları toplumun tüm kültürüne tamamen hâkim entelektüellerdir. Tüm geleneği güçlü hafızalarında taşıyıp bir sonraki nesillere aktarırlar.

Ayrıca şamanlıkta bir din kurucusu, kutsal kitap, inanç esasları, ibadet, cemaat gibi özellikler görülmez. Şamanlığın günümüz anlamıyla bildiğimiz din olmadığını savunan bilim insanları özetle, Mircea Eliade, Jean Paul Roux, V. Jochelson, V. Bogoras, Hikmet Tanyu, Osman Turan, İbrahim Kafesoğlu’dur.  Şamanlığı din olarak kabul edenler ise büyük çoğunlukla Sovyet bilim insanlarından oluşur. Fakat şamanlığın tek bir ırka indirgenemeyecek kadar büyük bir coğrafyaya yayıldığını unutmayalım.

Şamanlar başka dinleri kabul edip o dinin görüşlerine büyük saygı duymuşlardır. Müslüman ya da Hristiyan şaman görmeniz gayet mümkündür. Şamanlığın izleri günümüzde hala capcanlı görülmektedir. Türklerin eski inancı şamanlık artık bizim vazgeçemediğimiz bir kimlik gibidir. Benliğimiz derinliklerine yatan bu inançlar her ne dine sahip olursak olalım kendini gösterecektir. Örneğin mezar taşları, ağaçlara çaput bağlamak, tahtaya vurmak, sevgililerin demir kilitler asmaları ve birçok davranışımız şamaniktir.

Bu bölümde şamanlığın günümüz anlamıyla bildiğimiz dinlere benzemediğinden yola çıkarak, şamanlığı din bir din olmadığını elimden geldiği kadar anlatmaya çalıştım. Şamanlık hakkında merak ettiğiniz soruları yorumlara yazmayı unutmayın. Bir sonraki bölümde “Kimler nasıl şaman olabilir?” sorusunu ele alacağım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here