Şamanlığın tam olarak ne zaman ortaya çıktığı bilinmemektedir. Fakat elimizdeki paleoantropoloji verilerinin işaret ettiğine göre şamanlık insanlık tarihi kadar eskidir. Buradaki insanlık tarihinden kastım nedir kısaca değinmek istiyorum. O zamanın insanlarının nasıl yaşadığına göz atalım. Lakin bundan önce kısaca şamanizmi tanımladığım şu yazıma da göz atmanızda fayda olabilir.

Bilim dünyasında üst paleolitik çağ diye adlandırılan bu dönem, Eski Taş devrinin üçüncü ve son dönemidir. Bu dönemde insanlar avcılık için daha iyi aletler geliştirmişti ve mağara resimleri çiziyordu. Avusturalya kıtasında günümüzde Sydney, Perth, Melbourne’nun bulunduğu kesimlerde ilk insan yerleşkeleri ortaya çıkmıştı. Bilinen en eski ritüeller ve hayvan kemiklerinden yapılmış figürler ya da putlar bu dönemde karşımıza çıkar. Avrupa’da ise ilk mızraklar ve ilk testereler üretilmişti. Ayrıca insanlar bebeklerini taşımak için liflerden kundak yapmayı, kıyafetler örmeyi, çantalar yapmayı bu dönemde keşfettiler. Kilden çanak çömlek yapımı da bu dönemdedir. Şamanlığın, kendini bu dönemin mağara resimlerinde ve sıra dışı nesnelere yüklenen anlamlarda kendini gösterdiği düşünülüyor.

Roger Walsh’ın teorisine göre, en erken şamanik mağara resimleri de bu dönemde karşımıza çıkıyor. Bu şamanik motifler içeren mağara resimlerinin, Avrupa’da bundan yaklaşık 17.000 yıl önce, Güney Afrika’da ise bundan 25.000 yıl kadar önce ortaya çıktığı düşünülüyor. Diğer bir bakış açısına göre, şamanlığın bundan yaklaşık 30.000 yıl önceye uzandığı iddia ediliyor. Şamanlığın insanlığın ne kadar erken dönemlerine kadar uzandığını ve bugün bile capcanlı adetlerimizde yaşadığını düşününce şaşırmamak elde değildir.

Peki bilimsel olarak kanıtlanan en eski şamanik bulgular nerede ortaya çıkmıştır?

İsrail’de Celile bölgesinin aşağılarında küçük bir mağarada bulunan kemiklerin ardından giderek, mağarada yapılan kazılarda 28 gömüt bulundu. Karbon yaşı hesaplanan bu kemikler yaklaşık 12.000 yıl önceyi işaret etmektedir.

Bu definlerde mezarların başlarına yerleştirilmiş, büyük taşlar bulundu. Günümüzdeki mezar taşlarına benzetebiliriz. Mezara konulan ölüler, anne karnındaki bebek gibi cenin pozisyonunda defnedilmişti. Bedenlerin yerleştiriliş pozisyonları ve büyük taşların mezara eklenişi tamamen şamaniktir.

 

Bu ölüler sıra dışı eşyalarla birlikte gömülmüştür. Kaplumbağa kabukları, inek kuyrukları, kartal kanatları, hayvan kürkleri bunlardan birkaçıdır. Dünya genelindeki şaman sembolizminde bu eşyaların büyük değeri ve önemi vardır. Şamanlar bu tarz eşyaların kendilerine kutsal güç kattıklarına inanırdı. Bu kutsal güçlerinde kendileriyle birlikle gömülmesi gayet manidardır. Aksi halde, kötü ruhlar bu nesnelerin güçlerinden faydalanabilirdi.

Şamanlık ne kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır?

Antropologların kayda geçirdiği verilere göre Şamanlık; Orta Asya ve Kuzey Asya’da Tunguzlar, Moğollar, Mançular, Laponlar, Eskimolar, Vogullar, Ontiyaklar, Samoyedler. Kafkaslarda, Hindistan’da, Çin’de, Japonya’da, Endonezya’da, Malezya’da, Polinezya’da, Avustralya’da, Büyük Okyanus adalarında, Alaska’da, Grönland ve İzlanda’da, Kuzey Amerika’da, Amazon bölgesinde, Afrika’nın birçok kabilesinde temel prensip değişmeden, yöresel değişiklerle dünyanın tüm kıtalarına yayılmıştır. Şamanlığın nasıl yayıldığı ve dönüştüğü bilinmemektedir.

Acizane teorime göre, aynı anda eski medeniyetlerin birbirlerinden asla etkilenmemelerine rağmen Amerika kıtasındaki İnkaların, Mayaların ve Azteklerin piramitler, Mezopotamya da Sümerlerin, Babillerin, Asurların zigguratlar (piramit şeklindedir), Mısır’da Mısırlıların piramitler inşa etmesi şans eseri denk gelmiş olamaz. Şamanlıkta birbirinden etkilenmeye hiç ihtiyaç duymadan insan zihninin işleyişinin bir zorunluluğundan ortaya çıkmış olabilir. Birbiriyle etkileşime geçmemiş medeniyetlerin kutsal yapılar inşa ederken, neden piramit şekli yerine başka bir şekil tercih etmemiş olması gibi ilk insanların da bir dine ya da dine duyguya ihtiyaç duyduğunda şamanlığı tercih etmesi mümkündür. Bugün ayrı ayrı kıtalarda şamanlığın neden ve nasıl yayıldığını anlayamıyorsak, bunun sebebi şamanlık inancının, insanlığın bilinçaltında bir zorunluluk ve apriori bir gerçeklik olarak yatıyor, olabileceğidir.

Şamanlığı daha derinden kavrayabilmek için bir sonraki bölümde şamanlığın etimolojik kökenlerine ineceğim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here