Bu yazı bir sanat eserinin değerinin dönemsel olarak nasıl inşa edildiğiyle ilgilidir.

“Sanat eseri” tamlamasını etimolojik olarak incelersek, “eser” arapçadan dilimize geçen bir kelime olmakla birlikte, Türkçede kullandığımız “eser” kelimesi, Tdk’nın tanımıyla “Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt” anlamını taşıyor.
Arapça “ṣanʿat” kelimesinden dilimize geçen “Sanat” ise, Türk Dil kurumunun tanımıyla “Bir duygu, tasarı, güzellik vb. anlatımın kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık” demek.

Aslında duygu, estetik ve güzellik terimleri günümüz sanatına pek uygun görünmüyor.
Artık sanat eleştirmenleri ve sanat tarihçileri çağdaş sanat hakkında ortak bir fikre kavuşmuş durumdalar.
Sanat dediğimiz olgu, estetik bir yapı, güzel bir parça, iyi bir tasarım veya başarılı bir teknik ile sınırlandırılamayacak bir konuma getirilmiş durumda.

Alışılagelmiş sanat tanımı, geçmiş dönemlerdeki eserler üzerinden örneklendiriliyor ve günümüzde hali hazırda kalıplaştırılmış sanat tarihi bilgisini oluşturuyor.
Aslına bakarsanız, önceki dönemler için içerik ve dönem ele alındığında “sipariş üzerine” veya “ısmarlama” şeklinde yürütülen tamamen salt bir pazar ilişkisinden bahsedilebiliriz. Ve bu günümüz sanat anlayışıyla tamamen ters bir yapı görürüz.

Geçmişe baktığımızda genel sanatın temel mantalitesi, yani dönemleri yansıtan eserler, her dönem belirli kalıplar içerisinde, gruplar halinde toplanan ve bazı avangard isimlerle kıvılcımı çakılan, bizim dönemimizle kıyasla oldukça özgün olmayan bir yapıdadır.

Çünkü günümüz sanatı, sanatçıya odaklanır.

Aydınlanma çağından sonra, sanatın dinin etkisinden kurtulmuş olması ilerlemenin en net göstergesidir.  Yazılı sanat tarihine bakıldığında günümüz sanatı yani “çağdaş sanat” devlerin üzerinde duran bir cüce gibidir. Tüm anlamlardan arınmış ancak tüm anlamların tepesinde, salt bir anlamsızlık ile çağımızı en net şekilde yansıtır.

Bir eser üretiminin sürecine bir göz gezdirecek olursak, üç parça halinde üretim yapıldığını görürüz.
Tasar; tasarı ve tasarım kavramları bir eser üretmek için izlenecek yoldur.
Rönesans gibi dönemlerde tüm bu üretim süreci dinsel bir dayatmaya maruz kalmıştır. Yani üretim, tam olarak günümüz “sanatçı” tanımına uygun değildir.
Sanat tarihine bakıldığında, 19. yüzyılda Duchamb gibi sanatçılardan sonra, materyal ve “tanıdık hikayeler” (dinsel metinler, mitler vb.) değerini kaybetmiş, artık kaygısız ve “bireyin ürettiği”, fikir odaklı bir sanat olgusu yaratılmaya başlanmıştır.

Burada demek istediğim ;
Tasarı, bir fikirdir. Tasarı; yapılandırılmış bir fikirdir, tasarım ise uygulama halini açıklamak için üçlemeye koyulmuştur. Günümüz sanat algısı için “fikir sanatı” terimini kullanmak en doğrusudur.
Çağdaş sanatta eskiye kıyasla endüstriyel, doğal veya rastgele elde edilmiş bir karışım materyal kullanma zorunluluğu yoktur. Pop-art bu konuda en doğru örnektir. Çünkü birçok pop-art veya kavramsal sanatçılar, deneme olarak endüstriyel ürünler üzerinden fikir satışı yapmıştır.

Peki neden çağımızda “fikir” bu kadar önemli hale gelmiş durumda?

Orta Çağ sanatına baktığımızda, bariz bir teknik üzerine yoğunlaşmış sanatçı profillerini görebiliriz.
Günümüz teknik algısının, yıkımdan ibaret şekilde, çatışmaların hat safhada olduğu, eleştirinin sanatı yaratan yegane şey olduğu konusunda hemfikir olabiliriz.

Çağlar boyu aklınıza gelebilecek her alanda yalnızca fikirler savaşmıştır.
Sanat tarihinden ufak bir örnek vermek gerekirse, Neo klasizim akımı sanatçılarının yayımladığı manifesto, ilk sanat savaşını anlamsal olarak başlatmıştır. Ancak harekete geçilmemiş, yalnızca yine bir kıvılcım çıkarılmak ile yetinilmiştir.
Çünkü sanatın alevlendirilmeye ihtiyacı vardır.

Bu akımın amacı, barok öncesi dönemin saf kabul ettikleri sanat anlayışına dönmektir.
Neo klasik manifestodaki metinsel başkaldırı, 18. yüzyılın ortalarında Barok ve Rokoko tarzlarının yapaylığına bir tepki ve antik çağ sanatına karşı yeni bir hayranlık başlatmaktır.

Ancak bu manifestoyu yazan sanatçıların asıl hedefi, her şeyi vandallık yaparak yakıp yıkmak değil, aslında günümüz çağdaş sanatında hali hazırda işlenilen bu anlamsız gibi gelen yapıyı dönemin abartılı akımlarına bir eleştiri yapmak mahiyetinde oraya çıkmıştır.
Ve modern sanat günümüz anlam sanatını yaratan dev bir yapı olmuştur.

Bu Sanat Değil ?

Bu soruyu soran bir kişiye verilebilecek en net cevap “Peki gerçek sanat nedir?” olmalıdır.

Bütünsel bir sanat alt yapısı olan bir izleyici, asla “bu bir sanat değil” yargısında bulunmamalıdır.
Güncel olması adına Maurizio Cattelan’ın “Komedyen” eseri üzerinden bir örnek vermek istiyorum. Cattelan’ın sanatla ilgili hicivli yaklaşımı, üzerinde durduğum anlam veya fikir sanatı deyimine oldukça uygun bir örneklendirme olacaktır. Cattelan, belki Duchamb’ın Pisuvarı’nı, belki de Warhol’un “Brillo Kutusu”nu eleştiriyordu.

Her şeyden önce Catellan, çağdaş sanat içerisinde oldukça başarılı bir sanatçı, eleştirmen ve küratördür.
Bir muzu ve bir karış bandı 120bin dolara satmış olmak ticari bir başarı değil, günümüz sanat piyasasında gerçekçi bir hamledir.
Komedyen eserini satın alan kişiler, bu eserin “iyi bir fikir” olduğunu söylüyorlar.
Evet muz iyi bir fikir. Doğal olarak kaybolacağı yadsınamaz bir gerçek. Ancak Cattelan’ın fikri dünya çapında oldukça büyük bir sükse yaratıp (büyük çoğunluğu eleştiriler ile) çağdaş sanat tarihi yazılmaya başlandığında, bir Andy Warhol veya bir Marcell Dushamb gibi sanat tarihine etki etmiş bir konumda olacaktır.

Yani asıl değerli olan muz değil, fikirdir. Ve muz değil, fikir 120bin dolar değerindedir.

Ve artık Warhol’un imzalı Brillo kutusu gibi, “imza sayesinde” 40 yılda 4bin dolardan, 4 milyon dolara artış sağlanmayacak ve artık imza değil, fikir ve fikir sahibi etki ettiği kitle üzerinde yarattığı şok dalgasını yineleyerek eserlerinin değerini yükseltecektir.

Çağdaş sanatta bu denli söz edilen bir eseri ortaya koymuş olmasından dolayı, Cattelan’a teşekkür etmek gerekir. Bu Warhol’un, Brillo Kutusu’nu sergilediği döneme denk gelmek gibi bir şeydir. Ve kısa bir zaman sonra, bu Komedyen eseri milyonlarca dolara alıcı bulacak ve biz de buna şahit olacağız.

Konumuza dönecek olursak, 19. yüzyıldan öncesi ve 19. yüzyıldan sonrası olarak sanat piyasasını iki parça halinde inceleyebiliriz.

Günümüzde galeri, küratör ve sanatçı birleşimi koleksiyonerden gelen (örnek: 1milyon dolarlık bir eser) istek üzerine fiyatı belirlenmiş bir sipariş alır ve herhangi bir eser ortaya koyar; 19. yüzyıldan önce sanatçı kendi belirlediği bir rakam ile ısmarlama üzerine satış yapar.

Bu demek oluyor ki, günümüzde eser değeri büyük bir ekip tarafından yapılır. Artış ise yapılan “pr” çalışmalarıyla belirlenir. Bu yazıdan anlıyoruz ki, sanat piyasası günümüzde gerçekten de büyük bir ticaret yapısı halinde ilerliyor.

“The Unknown (Explored, Explained,  Exploded)” Damien Hirst’ün 1999 tarihli bir heykeli. Çağdaş sanat piyasına örnek olarak yukarıdaki eseri verebiliriz. Las Vegas’ta bulunan bir kumarhanenin yöneticileri tarafından verilen bir sipariştir bu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here