“Sanat / yapıt / eser izah edildiği taktirde anlamını yitirir

Resim sanatında üç boyut bir yanılsamadır. Heykel sanatında üç boyut bir gerçekliktir.

Bir natürmort tablosundaki görseller elma değil resimdir.

Yontulmuş bir mermer, mermer değil heykeldir (özsellik burada anlamını yitirir)

Sanata dair “spesifik bir cümlede çıkmaza düşmek son derece kolaydır.”

Bir ressam anlamı yaratır ve hisleri izleyiciye bırakır.
Sanatçı eserini izah ettiği taktirde sanatına büyük bir karşıtlık yaratmış olur. Plastik sanatlar evrensel bir dildir ve sözler ile açıklanma gereksinimi duyulduğu taktirde sanat eseri ve sanatçıyı komplike bir işin içine sokar.

Peki izah etmeyle alıp veremediğimiz nedir?

Öncelikle “İzah” etmekten kastım nedir onu açıklamak istiyorum.

İmge, dil, anlatım tamamen sanatçıya aittir ve sanatçı “sahip olduklarını” üretim sürecindeki yol ile anlatmıştır. Sanatçının ek bir şey söylemeye ve hikayeyi sözlerle hissettirmeye çalışması hatalı bir durumdur.

Ressam, birtakım alt anlamlar kullanarak tarzını tuval vb. yüzeye kendince yansıtmıştır.
İzleyici “alan“, “yoran” kişi bu durumda hissetmek dışında fikir yürütme eylemini gerçekleştirirse alt anlamlar “sonu gelmez bir çıkmaza girer” ve eser gerektiği saygıyı göremez.

Bir eserin saygı görme ihtiyacı var mıdır?

Evet vardır. Maddi olan bunun dışındadır. Maddiyat bir saygı göstergesi değildir.

Bir eserin saygı görmesi, kabulleniş biçimleriyle ilgilidir. Komplo teorileri deli bir ressamın hoşuna gidecektir, fakat deli bir tablo yoktur.

Yani üretilen ve çürütülen tüm teoriler anlamsız, sanatı bir sonraki adıma taşımayan, bu sebeple sanat eseri adına saygınlığın popülarite ile karıştığı “sıfır nokta”larından sadece biridir.

Bu durumda sanatı izah etmek, sanatçıyı izah etmek ile aynı şey değildir.

“Sanatçı bireyselliğinin” dışında diğer tüm kitleler, bir sanatçıyı tarzıyla açıklama gereksinimi duymalıdır. Ancak sanat, açıklama gereksinimi duymaz ve izah, sanatın önündeki büyük bir engeldir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here