Yıllar içerisinde değişen sanat anlayışı ile renk anlayışı da değişmiştir. Kullanılan renklerin tonları, kullanış biçimi ya da kullanılırken verilmeye çalışılan hisler resmi, dolayısıyla sanatı bütünüyle etkilemiştir. Sizler için çeşitli akımlar ve resim düzeniyle değişen renk anlayışını anlattık. Keyifli okumalar…

Renk kullanımı zamanla üç akıma göre değişmiştir;  empresyonizm (izlenimcilik), ekspresyonizm (dışavurumculuk) ve fovizm.

1. Empresyonizm (İzlenimcilik)

Kısaca; 19. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkmış, doğadaki unsurların kişinin içinde oluşturduğu izlenimleri, duygusal izleri yansıtmayı hedefleyen sanat akımıdır.

Soluk renklerin ve tuşların bol kullanıldığı empresyonizmde daha gerçekçi ve gözlemci eserler yapılmıştır. “Claude Monet, Pierre Auguste Renoir, Édouard Manet” in çeşitli eserleri empresyonizm için önemli temsilcilerdir.

Güneş ışığının baz alındığı bu dönemin altında ışık ve gölgeden bahsedebiliriz.

  • Işık ve Gölge

Işık – gölge, karanlık ve aydınlığın oluşturduğu zıtlık için kullanılır. Tüm düzenlemeyi etkileyen, vurgulanmış zıtlıklar için kullanılır. Vücut gibi üç boyutlu nesnelere hacim kazandırmak için yapılan, güçlü olmayan etkiler için de kullanılır. Işığı verdiğin noktaya göre açık, koyu tonlar ve gölgeler belirlenir. Noktaya bakan yüzeyler açık, bakmayan yüzeyler koyu tonlarla kaplanır. Gölgeler ise noktaya ve koyu tonlara paralel belirlenir.

2. Ekspresyonizm (Dışavurumculuk)

Kısaca; doğanın temsili yerine, duyguların ve iç dünyanın ön planda olduğu 20. yüzyıl sanat akımıdır. Politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında Almanya’da ‘pozitivizm’ ve ‘naturalizm’ ve empresyonizm akımlarına karşı olarak ortaya çıkmıştır.

Savaş, açlık, yokluk ve ölüm gibi psikolojik konulara yer verilen bu dönemde Freud’dan da söz edebiliriz. Bu konuyla alakalı daha fazla bilgi almak isterseniz sitemizdeki psikanaliz yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Daha çok patlayan renklere yer verilen bu dönem için “Vincent Van Gogh, Edvard Munch, Amedeo Modigliani” önemli temsilcilerdir. Özellikle ‘Edvard Munch’un ‘Çığlık’ tablosu ekspresyonizme örnek verilebilir.

3. Fovizm

1898-1908 yılları arasında Fransa’da geliştirilen bir sanat akımıdır. Birçok eserde vahşi hayat anlatılmıştır.

Bu döneme verilebilecek en önemli ve öncü ressam “Henri Matisse”dir. Henri Matisse dışında “André Derain” ve “Piet Mondrian” de örnek verilebilir.

Renkler, tüpten çıkmış gibi çiğ ve bağıran renklerdir. Kontur oldukça sert şekillerde kullanılmış renkler ön plana çıkmıştır. Ön plana çıkan bu renkler için ise kontrasttan faydalanılmıştır. Peki kontur ve kontrast nedir?

  • Kontur

Nesneyi belirgin gösteren, figürleri ya da motifleri çevreleyen çizgidir. Nesnelerin silüetlerinin ya da kütle içindeki biçimlerinin çizgisel olarak belirlenmesine yarar. Nesneyi belirginleştirdiği kadar renkleri de ortaya çıkarır. 

  • Kontrast

Kontrast, bir nesneyi ayırt edici kılan parlaklık veya renkteki farktır. Kısacası renkler arasındaki zıtlıktır. İki adet ana rengin birbirleri ile karıştığında ortaya çıkan renk, bu karışıma girmeyen diğer ana renkle kontrast renktir. Mor ile sarı veya yeşil ile kırmızı kontrast renklerdir.

Ayrıca resimde resmin tümünün renk ağırlığı da önemlidir.

  • Resmin Açıklık- Koyuluk Ağırlığı

Bir resimde kullandığın renklerin açıklık-koyuluk ağırlığına göre resim ‘açık-orta-koyu’ olarak adlandırılabilir. Genelde farklı bölgelerde farklı açıklık-koyuluk ağırlığı kullanılır. Ve açık bölgelerde küçük alanlara koyu tonlar atlatılırken, koyu bölgelerde küçük alanlara açık tonlar atlattırılarak denge kurulur. Örneğin tablonun aşağılarında bulunan eşarpın kırmızısı yukarıdaki vazoda bulunan çiçeklerde de aynı tonla kullanılır. Renk açısından eğer ki koyu tonların ağırlıklı olduğu bir resim ise koyu, açık tonların ağırlıklı olduğu bir resim ise açık, tonlarda bir denge varsa orta bir resimdir diyebiliriz.

Sanatta renk ile alakalı kısaca bunları söyleyebiliriz. Yine de her zaman özgün kalmanız dileğiyle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here