İspanya’nın Barselona kentinde bulunan ve tam adı “Templo Expiatorio de la Sagrada Familia” (Kutsal Aile Kefaret Tapınağı) olan, yapımına 1882 yılında başlanmış ve halen devam eden, yerel halk arasında ‘Bitmeyen Kilise’ olarak anılan, Antoni Gaudi’nin hayatını adadığı La Sagrada Familia (Kutsal Aile) Bazilikası’nı eminim çoğu kişi duymuştur. Zira 100 yılı aşkın süredir tamamlanamamış olan bu Bazilika, Barselona’nın öne çıkan sembollerinin başında geliyor. Ben de bugün sizlere biraz bu Bazilika’dan bahsetmek istiyorum.

1882 yılında Francisco de Paula del Villar’ın tasarladığı ve inşaatına başladığı Bazilika, aslında Neogotik bir yapıya sahipti. Lakin Villar, kendini görevlendiren San Jose Dindarları Birliği’nin başkanı ile fikir ayrılığı yaşayınca, 1883 yılında kilisenin yapımına modern mimarinin öncülerinden sayılan çağ açan mimar Antoni Gaudi’nin dahil olmuştur. Dahi mimar Gaudi, bütün planları ters yüz ederek, karmakarışık bir modernist tasarım oluşturmuştur.

Neogotik olarak başlanan ve modernizm (art-nouveau) stilinin en sıra dışı örneklerinden birisi haline gelen La Sagrada Familia günümüzde hem turistik bir eser, hem faal bir kilise, hem de bir inşaat alanıdır. Zira dediğimiz gibi kilisenin inşaatına halen devam edilmektedir. Ölüm anına dek bu kiliseye hayatını veren Gaudi, bu yüzyıllık tamamlanmama sürecini öngörmüş müdür bilinmez lakin 43 yıl süren çalışmasının ne zaman biteceği hakkında sorulan sorulara “İşverenim aceleci değil.” cevabını vermiştir.

Gaudi, tüm mimari bilgisini Meryem, İsa ve Kutsal Ruh’u simgeleyecek karmaşık semboller kullanarak bu kiliseye aktarmak istemiştir. Bu nedenle de 1908 yılında geriye kalan tüm işlerini bırakmış ve ömrünün sonuna kadar sadece bu kilisenin üzerinde çalışmıştır. Öyle ki Gaudi, eserinden uzak kalmak istememiş ve stüdyosunu inşaata taşımıştır. İlerleyen dönemlerde ise Gaudi, kilisede uyumaya başlamıştır. Hatta Gaudi’nin La Sagrada Familia tutkusunun onun sonunu getirdiğine dair bir rivayet bulunmaktadır. Bu rivayete göre, ünlü mimar, görkemli eserine karşıdan nasıl olmuş diye bakmak için geri geri giderken bir tramvayın altında kalarak hayatını kaybetmiştir. Bu nedenle de, 10 Haziran 1926’da hayata veda eden Gaudi’nin naşı, katedralin 1986’da inşasına yeniden başlanan Kripta (mahzen mezar) kısmına konmuştur.

La Sagrada Familia toplam üç cepheden oluşmaktadır: Doğu tarafında yer alan Doğuş (Nativity, Nativity Facade), Batı cephesinde yer alan Tutku (Passion, Passion Facade) ve son olarak Güneyde halen inşaatı devam eden İhtişam (Glory, Glory Facade). Maalesef Gaudi, bu üç cepheden sadece birinin, doğu tarafında yer alan Doğuş cephesinin, tamamlandığını görebilmiştir.

Kilisenin yapımına doğu cephesinde yer alan Doğuş Bölümü’nden başlanılmıştır. Bu cephenin inşaatını birebir Gaudi yönetmiştir. O nedenledir ki Gaudi’yi en iyi yansıtan cephe budur. Bu cephenin inşattı 1894-1930 yılları arasında tamamlanmıştır. Bu cephe, İsa’nın doğumunu anlatmaktadır. Bu nedenle de İsa’nın doğumuna referans veren birçok detayı da bünyesinde barındırmaktadır. Doğuş Bölümü, Gaudí’nin natüralist tarzını yansıtan doğadan resimler ve sahnelerle süslenmiştir. Renkli çiçekler, meyveler, hayvanlar ve insan figürlerinden oluşan doğu cephesi Gaudi’nin imzasının en belirgin hissedildiği yerdir. Bu cephenin; solunda umudu, sağında inancı ve ortasında ise merhameti simgeleyen üç adet kapı mevcuttur. Bu cephede; kaplumbağalar, bukalemunlar gibi doğal formların yanı sıra Mısır’a Kaçış, Masumların Katli, Yusuf ile Çocuk İsa, İsa’nın soy ağacının yazılı olduğu sütun ve Vaftizci Yahya gibi Hıristiyan kültürüne ait bazı hikaye betimlemeleri de işlenmiştir.

Batı cephesinde yer alan, İsa’nın tutkusuna, çarmıha gerilişinde çektiği acıya atıfta bulunan Tutku Bölümü’nün ise inşaatına 1954 yılında başlanılmıştır. Bu cephe, heykeltıraş Subirach tarafından 1987 yılında tamamlanmıştır. Bu bölümde, İsa’nın çarmıha gerilişi anlatılmaktadır. Doğu Cephesi’ne kıyasla daha sade bir tasarıma sahiptir. Üstelik tasarımı da Doğuş Cephesi’nden farklıdır, buraya köşeli formlar hakimdir. Tutku Cephesi’nde; İsa’nın çektiği çileler ve idamı, Son Yemek sırasında uğrayacağı idamı öngören İsa, Yahuda’nın ihanet öpücüğü, Petrus’un İsa’yı inkarı ve İsa’nın kırbaçlanması gibi İncil’den hikayeler betimlenmiştir.  Günümüzde kiliseye giriş bu bölümden yapılmaktadır.

En büyük ve en ihtişamlı cephe olacak olan, yapımına 2002 yılında başlanan ve halen devam eden güneyde yer alan İhtişam Cephesi ise Tanrı’ya giden yolu temsil etmektedir. İsa’nın kutsal görkemine ve insanlığın Tanrı’ya yükselişine referans veren öğelerle dolu olacak bu cephenin tasarımı için Gaudi’nin 1936 yılında hazırladığı bir model kullanılmaktadır. Burada yer alacak öğeler ise şeytanlar, putlar, günahlar ve kötülükleri simgeleyen figürler ve bunların üzerinde göğe yükselişi ve cenneti betimleyen semboller olacaktır.

La Sagrada Familia’yı bu denli etkileyici kılan şeylerden biri ise, sahilde avucunuzdan kaydırdığınız ıslak kumdan yapılmış gibi duran kuleleridir. Kumdan yapılmış olan erimiş devasa mum kuleler… Kilise tamamlandığında 12’si İsa’nın Havarileri’ni, 4 tanesi İncil yazarlarını, biri İsa’yı ve biri ise Meryem’i temsil edecek toplam 18 kuleye sahip olacaktır. Bu kulelerden en uzununun boyu ise 175 metre olacaktır. Bu sadece de La Sagrada Familia Avrupa’nın en uzun kilisesi unvanını alacaktır. Lakin burada Gaudi’nin ustalığını konuşturduğunu da belirmekte fayda var. Zira bu kilisenin uzunluğu nerdeyse etraftaki tepelerin yüksekliğine eşittir. Gaudi, yükseklikleri 125 ile 170 metre arasında değişen dört kuleyi tasarlarken, şehrin 172 metre ile en yüksek tepe noktasını geçmemeye çalışmıştır. Ünlü mimar, kulelerin tepesindeki süslemelerin cennet ile yeryüzü arasında bir bağlantı sağlarmış gibi göründüğünü de belirtmiştir.

Kilisenin ilk mimarı olan Vilar, kilisenin yapımına başladığı zaman, yapıyı bir haç şeklinde tasarlamıştır ki bu tasarım zaten gotik katedrallerde sık sık ortaya çıkan bir özelliktir. Gaudi’de kilisenin bu harç formunu korumuştur.

Gaudi, kilisenin tasarımında açılı kolonlar ile hiperboloit tozonlar sayesinde bir sistem oluşturmuştur ve bu sayede de tasarım, taşıyıcı bir payandaya ihtiyaç duymamıştır. Daha basit bir anlatımla, kilise bu sayede yapının dışından bir desteğe gerek kalmadan, yatay bir şekilde yükleri kilisenin içindeki kolonlara aktararak ayakta kalabilmektedir. Ayrıca kilisede kullanılan 3 boyutlu hiperboloit, parabolik, spiral ve konik formlar ile de daha ince ve daha sağlam bir taşıyıcının oluşturulmasını sağlamıştır. Bu formlar aynı zamanda kilisenin akustik ve ışık kalitesinin de artmasını sağlamıştır. Bu arada kolonlardan bahsetmişken, La Sagrada Familia’da hiçbir duvar dik, hiçbir kolon düz değildir. Kafanızı nereye çevirirseniz çevirin bir devinim hakimdir.

“Geleceğin mimarları doğayı taklit edecekler. Bu mimarinin en doğru, rasyonel ve ekonomik kullanımı olacaktır.” diyen usta mimar Gaudí’nin doğadan aldığı ilham özellikle kilisenin iç mimarisinde kendini göstermiştir. Gaudi, bazilikayı ayakta tutan kolonları dallanıp budaklanan ağaçlar şeklinde tasarlamıştır. Dolayısıyla bu kolonlar sayesinde kiliseye girildiğinde, ağaçlardan oluşan bir ormanda dolaşılıyormuş hissi yaratılmıştır. Tabii bu etkinin artması için kilisenin iç çatısı da taştan yapraklarla süslenmiştir. Bu yaprakların yapımında ise Barselona’daki çınarlardan esinlenilmiştir. Ayrıca kilise duvarlarını kaplayan camlarda doğa figürleri ile donatılmıştır. Hatta kulelerde bile meyve desenlerine yer verilmiştir. Böylece kiliseye bir orman havası katılmıştır. Kilisenin kulelerini döne döne sarmalayan merdivenlerindeki spiral tasarımda da, bir salyangozun kabuğundan esinlenilmiştir.

Gaudi’nin ölmeden önce tamamlayabildiği bölümlerden bir diğeri ise Kripta’ya inen merdivenlerin yer aldığı Apsis’tir. Apsis’te; yılanlar, kertenkeleler ve salyangozlar gibi canlıların formları yer almaktadır. Kilisenin Kripta bölümü ise aslında ilk tamamlanan yerlerden biridir. Bu bölüm kilisenin ilk mimarı olan Villar tarafından tamamlanmıştır, günümüzde ise müze olarak kullanılmaktadır. Müzede ise kilisenin inşaatı hakkında bilgi veren görsel objeler sergilenmektedir. Ayrıca yukarıda dediğim gibi, Gaudi’nin mezarı burada yer almaktadır.

Mimar Gaudi’nin koyu bir Katolik olması nedeni ile kilisede Hristiyanlığa dair pek çok gizli sembol bulunmaktadır. Bu sembollere örnek olarak; ana giriş kapısındaki kabartmalar, üçgen içindeki göz figürü, Judas’ın ihanetini betimleyen heykelin solunda bulunan ve toplamları 33 çıkan sayılar ve hatta ana büyük girişin üzerindeki İsa Rölyefi’nin siz ne yöne giderseniz gidin size bakması verilebilir.

Oldukça görkemli olan bu yapının tamamlanması ise başlı başına bir sorun olmuştur. Hatta birçok sanatçı ve eleştirmen bu yapının tamamlanmaması gerektiğini savunmuştur. Örneğin Salvador Dali “Projeyi sanatçısı olmadan devam ettirmeyi düşünmek bile ihanettir, bırakın kentin ortasında çürüyen bir diş gibi kalsın.” demiştir. Katalan ressam Antoni Tapies ise projeyi “mimari ve dini bir hata” olarak nitelemiştir. Kentin MoMa direktörü Daniel Giralt ise “Gaudi ruhunu taklit etmek imkansız!” diyerek inşaatın sonlandırılarak Gaudi’nin çalışmasının korunması gerektiğini söylemiştir. Tüm bu eleştirilere karşı ise içinde inanılmaz detaylar barındıran kilisenin yapımına ince ince, ilmek ilmek işlenerek devam edilmektedir…

Bu arada kilise, 1984 yılında UNESCO tarafından “Antoni Gaudi’nin Eserleri” adı ile Dünya Mirası olarak ilan edilen yapılar arasında yerini almıştır.

Şimdi geleyim kiliseyi ziyaret edeceklerin ilgisini çekecek bölüme;

  • “Kiliseye nasıl ulaşabilirim?” diyorsanız eğer: 2 ve 5 numaralı metro hatlarını kullanarak Sagrada Familia İstasyonu’nda inebilirsiniz. Yahut 9, 33, 34, 43, 44, 50, 51, B20 ve B24 numaralı otobüslerle Sagrada Familia Bazilikası önünde inebilirsiniz. Lakin benim şahsi tavsiyem Barselona’da bir bisiklet kiralamanız ve her yere onunla gitmeniz yönünde.
  • “Kiliseye giriş ücretli mi?” sorusuna ise evet diyeceğim ve fiyatları vermeden şunu not düşeceğim; Kiliseye gittiğiniz anda giremezsiniz, kiliseye olan talep yoğunluğundan ötürü giriş randevulu. İnternet sitesinden yahut kilisenin kendisinden randevunuzu ve biletinizi alabilirsiniz. Şimdi geleyim fiyatlara:
  1. Rehbersiz sadece Sagrada Familia Bazilikası bireysel ziyareti (kuleler hariç) 15 Euro,
  2. Sesli kayıt rehberli sadece Sagrada Familia Bazilikası bireysel ziyareti (yine kuleler hariç) 22 Euro,
  3. Rehberli tur, sadece Sagrada Familia Bazilikası (kuleler hariç) 24 Euro,
  4. Sesli kayıt (audioguide) rehberli Sagrada Familia Bazilikası turu ve Park Güell‘deki Gaudi Evi Müzesi; 24 Euro,
  5. Sesli kayıt (audioguide) rehberli Sagrada Familia Bazilikası ve kuleler turu; 29 Euro.

Benim size tavsiyem sesli kayıtlı bir bilet almanız yönünde. Bu arada kuleleri de şiddetle tavsiye ediyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here