Yazılanları ayıla bayıla okuyoruz, peki bir de biz yazsak?

Sözcüklerin en güzel birleşim hali, kelimelerin ördüğü yeni bir dünya, şiir. Gılgamış Destanı‘na kadar uzanan bir tarihi var şiirin. Değişmiş, gelişmiş, durulmuş, süslenmiş püslenmiş… Günümüze kadar “Şiir” olarak gelmiş ya, ne mutlu bize. Ne mutlu bu dünyayı keşfedene. Ve ne mutlu, bu dünyada hayatı devam ettirenlere. Şiir yazmak çok özel bir şey kanımca. Klişe deyimi ile “Kelimelerle dans etmek” zor iş. Bazen öyle şiirler okuyorum ki, şairine “Bunu nasıl yaptın?!” demek geliyor içimden…

Peki, bir de biz yazsak? 

Malzemeler: Kalem, kağıt, duygu, düşünce biraz da estetik anlayış.

İşte tamam.

Özetin özeti kısmımız bitti.
Detaylar başlasın!

• Her işin başı sevgi!

Tabii ki bu yolda şiirleri sevmek ve şiir yazmaya istekli olmak işin kıvılcım kısmı. Şiir yazmaya devam ettikçe sonrası yangın zaten. Fakat nasıl güzel bir yangın! Bir kere şiir yazmayı deneyin, işte o zaman beni anlayacaksınız.

• En güzel yol: Bol bol şiir okumak

Yazı dünyası diğer yazılardan beslenir. Şiirin beslendiği kaynak yine şiirdir. Bu yüzden yerli ve yabancı şairlerin şiirlerini okumak ve sindirmek önemlidir.

• İşin sırrı: İmge

Şiir imgeyi sever, imge ister.Ve çook önemli bir detay; bol bol imge yapabilirsiniz. Şiir onları kucaklayacaktır emin olun.

Ben bir ay önceye kadar çok fazla imge kullandığımı düşünür ve “Fazla imge yapmayayım ortalığı karıştırmayayım” derdim. Sonra mail üzerinden bir dönem editörlük yapmış birine şiirimi yorumlatınca şok oldum ve böyle diye diye yanlış bir yol izlediğimi anladım: yalın bir dille yazıyormuşum.
İmge arkadaşlar, hep imge.

• Betimleme kurbanlığı

Evet imge dedik iyi hoş dedik ama bu imgeler duygular doğrultusunda yazılmalı. Şiir yazarken en çok yapılan hata budur. Süslü bir şiir olsun diye hissedilmeden yazılan yazılar okuyucu tarafından hissedilmez. Duygunuza yoğunlaşın ve bunu kağıda dökmeye çalışın.

Üstteki bilgiler uyarı, öneri şeklindeydi. Bundan sonrakiler daha çok yazım tekniği üzerine olacak. Anlık bir sonuç almak isteyenler için ideal.

Kelimelerin hepsi senin!

Geçtin masaya, açtın defteri,  baktın bir şey çıkmadı. Olabilir hiç sıkıntı değil.

Bir kelime seç kendine. Mesela vitrin.
Bunun üzerinden duygularını anlatmaya çalış. Tabii vitrin kelimesini de şiirine eklemeyi unutma. Bu tekniğin bir üstü -benim de daha çok tercih ettiğim- kelimeleri birden fazla seçmektir. Rahat ol, tüm kelimeler senin!

Seçeceğin kelimeyi sözlükten de bakabilirsin. Kelimeler ve anlamları o kadar güzel, türkçe o kadar zengin ki. Bilmediğin, afilli kelimleri şiirinde kullanmaya çalış. Hem kelime dağarcığın genişlemiş olur hem şiirine farklı bir hava katarsın.

• Kalemini serbest bırak

Kendini kasmadan aklına ne geliyorsa bir şiir kurmaya çalış. Bakalım neler yazacaksın? Bu en eğlenceli tavsiye bence. Geçenlerde ben de bilinç akışı tekniğiyle bir şiir yazmaya çalıştım. Edebi açıdan düşük bir şeyler çıktı fakat okuması çok eğlenceli. Sen de dene eminim seveceksin.

• Kafanın içindeki karakterlere bir şiir

Defterime şöyle bir not düşmüşüm: Kafanda bir kadın tasarla ve ona şiirler yaz. Yanına da kırmızı kalp çizmişim. Şimdi okuduğumda yine çok beğendim bu fikri. Tabii siz genişletip adama hayvana, çiçeğe ithafen de yazabilirsiniz. Bu minik yazıyı en tatlı madde seçiyorum..

Seçtim!

• Kaçış yolu: Ben

Buraya kadar olmadıysa eğer son bir madde daha var. Bu işine yarayacaktır. Bilmiyorum yanlış mı düşünüyorum veya yanlış mı gözlemledim fakat şiirlerde en rahat kendimizi yazıyoruz. Ve en güzel. En çok kendimizi anladığımız için mi, en yakınımız biz olduğumuz için mi bilmem. Bu bende hiç değişmiyor.

Son olarak;

Kendinize zaman verin. Elbette ilk başlarda usta şairlerimiz gibi şiirler yazmayacaksınız. Yazdıkça kaleminiz güçlenecek. Buna inanın ve moralinizi bozup yazmayı bırakmayın. Ben ilk yazdığım şiirlere bakıp gülümsüyorum şuan ne çok yol katetmişim diye. Siz de şiirlerinizi saklayıp gelişiminizi görebilirsiniz, hem bu motive olmanızı da sağlar.

Bol şiirli günler!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here