Herkesin farklı görüşleri olduğu, İsa’nın idamından önceki son akşam yemeğini anlatan o müthiş tabloyu ve içerdiği teorileri ele almak istedik bugün. Hepimizin bildiği gibi, Leonardo da Vinci bir deha olduğu kadar da sarkastik bir adamdı. Bu sarkastikliğini o kadar zekice yapardı ki, kimse anlamazdı. Buna örnek olarak, Leonardo da Vinci’den bazı kiliseler tablo istediğinde, onlara istediği bu tabloyu yapması ama içine bin bir tane sembol ekleyip onlarla ve dinleriyle bir şekilde dalga geçmesi verilebilir. Aslında sembollerin adamıydı da diyebiliriz Leonardo da Vinci için. Bu yüzden, günümüzde bile hala birçok tablosu en iyi bilim insanları tarafından inceleniyor. Aslında bunlara değinmemizin nedeni, bundan sonra anlatacaklarımız için bir mantık kurmanızı sağlamak aslında. Peki, günümüzde bile hala tartışılan, adına makaleler ve hipotezler üretilen bu ünlü tablo ne tür bilgiler barındırıyor? Yavaştan başlayalım.

Öncelikle, Son Akşam Yemeği’nin Hikayesi…

Tabloda tam olarak anlatılan an, İsa’nın masadaki havarilerine ilk “İçinizden biri bana ihanet edecek.” dediği andır. Bununla birlikte masadaki gerginlik başlamıştır. Yahuda “Ben miyim?” diye sorduğunda İsa, “Az önce kendin söyledin.” der. Ardından İsa ayağa kalkarak şükür duasını eder, elindeki ekmeği bölüp havarilere verir; “Alın, yiyin. Bu benim bedenimdir.”, ardından şaraptan içtikten sonra havarilerine verir; “Alın, bu benim kanımdır.” Bu, İncil’de geçen bir anlatımdır. Hatta bu yüzden Hristiyanlık dininde Efkaristiya adı verilen şarap – ekmek ritüelleri yapılır. Ekmek, şaraba batırılır ve yenir. Dendiği gibi ekmek, İsa’nın bedenini, şarap ise kanını ifade etmektedir. Çok detaylarına inmemize gerek yok, asırlardır anlatılan bir öykü fakat eksiklikleri var. Leonardo da Vinci, bu tabloyu Santa Maria Delle Grazie Manastırı’nın yemekhanesi için resmetmiştir. Ama tabii Leonardo da Vinci bu amacının dışında resme öyle şeyler eklemiştir ki, gelecekte bu bilgiler tüm bilinenlerin ötesine geçecektir. Bunları sonra anlatacağız, şimdi devam edelim…

Da Vinci, özellikle bu tablodaki İsa modellerini resmedebilmek için model olarak koroda çalışan bir genci atölyesine almış ve bu modelleme için sayısız denecek kadar eskiz çıkarmıştır. Burada Leonardo da Vinci, İsa’yı iyilik, Yahuda’yı ise kötülük olarak resmetmek istemiştir. İlk modelini buluşunun üzerinden yaklaşık 3 sene geçtikten sonra, Leonardo da Vinci hala Yahuda için birini bulamamış haldedir. Bir gün Leonardo da Vinci sokakta yürürken saçı sakalı uzamış, alkolik, erken yaşlanmış, paçavralar içinde bir adam görmüş ve Yahuda için uygun olduğunu düşünmüş, böylece de onu resmetmeye başlamıştır. Bu sırada genç adam ayılmış, gözleri dolmuş ve karşında duran resmi daha önce gördüğünü söylemiştir. Leonardo da Vinci bu resmi nereden gördüğünü sorunca da, 3 yıl önce bir adamın onu resmetmek için atölyesine aldığında gördüğünü, o sıralar koroda çalıştığını söylemiştir.

Bu olaydan sonra da Vinci: “İyi ve kötünün yüzü aynıdır, her şey insanın yoluna ne zaman çıktığına bağlıdır.” demiştir.

En Büyük Teori…

Size bu tablodan yola çıkılarak ortaya konan birçok teori olduğunu yukarıda söylemiştik. İşte bu teori onların başını çekiyor.

Çoğu kaynakta bu tabloda masada oturan kişilerin 12 havari ile İsa olduğunu söylenir. Fakat şu anda size anlatacağım teoriye göre durum böyle değildir çünkü masada İsa hariç, 11 erkek ve bir kadın bulunmaktadır. Hiçbir şeyden tam olarak emin olamayız fakat tabloda İsa’nın tam solunda oturan kişinin bir kadın olduğu, bizce de bariz bir şekilde ortada. Bu arada bahsettiğimiz bu 12. kişiye de havari diyebiliriz, hatta demeliyiz zira iddialara göre, İsa’nın tam solunda duran kişi Magdalalı (Mecdelli) Meryem’dir.Zaten daha önceden yapılan taslaklarla ve başka tablolarda Meryem’in resmedilişi ile neredeyse birebir aynı bu kadın diyebiliriz.

Şimdi, başlayalım… Kimdir bu Magdalalı Meryem?

Büyük ve önemli bir azizedir Meryem. İsa’nın en yakın takipçilerinden biridir. Günümüzde maalesef çoğu tarihçi tarafından “fahişe” olarak adlandırılır. Bunun sebebi ise, Mısır’ın Nag Hammadi kentinde kayalıklar arasında keşfedilen kutsal el yazmalarıdır. Bu el yazmalarında İsa’nın havarilerinden biri olan Meryem’in bir fahişe olduğu, ayrıca da İsa ile evli olduğu yazmaktadır. Bu olayların hepsine teker teker değineceğiz. Şimdi yazmalara dönelim. Yazmaları yazan kişinin Yahuda olduğu öne sürülmektedir. Zira bilindiği kadarıyla Yahuda, İsa ve Meryem’den nefret ederdi. En çok da İsa’nın kadınları bu kadar korumaya çalışmasından…

İsa, Meryem’e yardıma ihtiyacı olan kadınları bulup onları iyileştirmesini, yoluna çağırmasını söylediğinde ve onlara özel kutsal mekan yaptırdığında, Yahuda buna hep gizliden gizliye karşı gelmiştir. Oysaki Magdalalı Meryem iyi bir soydan gelmektedir ve 22 Temmuz da onun adına kutlanmaktadır. Hatta, İsa’nın yanında olan birçok kadından biri olduğu da İncil’de geçer. Meryem, İsa’nın yanında işkence çektiği ana kadar durmuştur. Çarmıha gerildiğinde, ayaklarını gözyaşları ile yıkayıp, öper, saçları ile kurulayıp merhem sürer. Ayrıca, Meryem’in diğer herkesten daha engin ve derin bilgilere sahip olduğu ve İsa’nın ona çok özel bir değer verdiği de belirtilmektedir. Markos ve Yuhanna İncil’lerine göre Magdalalı Meryem, öldükten sonra dirilen İsa’yı ilk gören kişidir. Aynı şekilde Magdalalı Meryem ve İsa figürlerini her yerde görmek oldukça kolaydır. Buna bir örnek olarak Ayasofya’daki Deisis Mozaiği verilebilir. Dolayısıyla İsa’nın soluna oturabilme ihtimali oldukça yüksek.

Anlayacağınız, yanında Hazreti Meryem olarak bilinen kişi, aslında Mecdelli Meryem’dir. Zaten Mecdelli Meryem, gerek duruşuyla gerekse giyinişiyle Hazreti Meryem ile biraz ters düşmektedir.

Lakin biliyoruz ki, İncil’de İsa’nın bir karısı olduğu geçmiyor. Hatta İsa, evlenmemiş olmanın Tanrı’ya daha iyi bir hizmet olacağını öne sürüyor. (Matta19:10-12/ Yuhanna 13:15) Peki o zaman, Nag Hammadi’de yazanlar ne?

İsa Mesih Aslında Bir Pagan Peygamberi Miydi?

Son Akşam Yemeği tablosunun vesile olduğu teorilerden bir diğeri ise zannedersek en çok bahsedilen ve ses getiren teorilerden biri olduğu kadar, aynı zamanda en çok karşı gelinenidir. Bu teoriye göre ise, İsa bir Pagan olabilir. Bunu destekleyen ana delil, Son Akşam Yemeği’nin sembolik olarak incelenmesi ile ortaya çıkan Mecdelli Meryem’in ve İsa’nın giydikleri kıyafetlerin birbirlerinin tam tersi olması durumudur. Böylece bu ikilinin Yin ve Yang sembollerini, yani bilinen en eski Pagan sembollerinden birini oluşturmasıdır.

Yazarın Notu: Paganizm, bilinen en eski dindir ve bu dine göre dünya ikiye ayrılır: Eril ve Dişiler. Bunların birlikteliği huzuru, ayrılığı kaosu doğurur. Ana Tanrıçası ise, Doğa Ana yani Gaia (Geae)’dır.

Leonardo da Vinci söylediğimiz üzere sembollerle oynamaya bayılan biri olmasının yanı sıra bir Pagandı ve tablolarında kimsenin aklına gelmeyecek Antik Pagan izlerini taşıyabilirdi. Bu tekniği en çok İsa tablolarında kullanıyordu. Bazı da Vinci tabloları ve  belirli kaynaklar sayesinde İsa’nın kutsal dişi kavramını Paganlıktan esinlenerek yaydığı ve Gaia’yı doğaya saygısıyla  yücelttiği düşünülmektedir. İsa’nın, İncil’deki evlilik kuralına zıt davrandığı, Nag Hammadi belgeleri ile üzerinde oldukça düşünülen bir konu haline gelmiştir. Yani İsa’nın soyu, bir şekilde devam etmiştir. Buna inanan ve bu yorumu oluşturan en önemli kanıt ise Tapınakçılar veya o zamanki  adıyla bilinen İsa’nın Yoksul Şövalyeleri’dir.

Yazarın Notu: Tapınakçılar, İsa’nın sırlarını (en önemlilerinden biri  olan Sion – Kutsal Kase) soydan soya saklamak üzere kurulmuş ve sonradan genişlemiş bir gruptur. Zamanla bir tarikat haline gelmiştir.

Tapınakçılar, İsa’nın soyunun devam ettiği teorisini desteklemişlerdir. Tapınakçılar’ın bu teoriyi desteklemesi dikkat çekicidir çünkü dediğimiz gibi bu kişiler, İsa’nın sırlarını paylaşmak üzere kurulmuş, onun hakkında oldukça bilgili kişilerdir. Bu iddia ile birlikte aynı şekilde İsa döneminde, Tapınakçıların çoğunun Pagan olduğu da bilinmektedir.  Buna kanıt olarak  Kudüs, Haçlılar tarafından zapt edildiğinde, Fransa’nın Champagne bölgesinde, belgelerde isimleri geçen  Hugues de Payns önderliğinde Tapınakçılar toplanmıştır. Yazılı belgelere göre bu ekibin içindeki şövalyelerin isimleri: Geoffroy de Saint-Omer, Andre de Montbard, Payen de Montdider, Archambaud de Saint-Aignan, Geoffroy de Payen, Hughes Rigaud, Rossal ve Gondemare’dır. Burada iki isme dikkat edilmesi gerekiyor çünkü “Payns” ve “Payen” eski Fransızcada “Pagan” anlamına geliyor. Aslında araştırıldığında Tapınakçılarda daha birçok Pagan izlerine rastlanılabilir. Bunlar sayesinde de önceden söylemiş olduğum, eski Tapınakçılar’ın çoğunun Pagan olduğu kanıtlanabilir.

Değinilmesi Gerekenler…

Ek olarak bildiklerimizden bahsetmemiz gerekirse, bu tabloda Yahuda’nın önünde duran tuzun ihaneti temsil ettiği, İsa’nın önündeki ringa balığının da İsa’ya inanmamayı temsil ettiği düşünülmektedir.

Ama dediğimiz gibi, bunların çoğu (birkaç parçaya sahip olsalar da) hala birer teori. Leonardo da Vinci öyle bir adammış ki, tablolarını çözmek öyle kolay bir iş değil. Ne diyelim, ilerleyen zamanlarda ortaya çıkabilecek yeni bulgularla bilgilerimizin artmasını umalım…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here